Abdurrahman Dilipak Ve Ramazan geldi!/Habervakti.com
Ramazan ayı ve Kadir Gecesi, Kur’an-ı Kerim de doğrudan belirtilen en önemli ibadet ve manevi zaman dilimlerindendir. İşte ilgili başlıca ayetler (genellikle Diyanet İşleri Başkanlığı mealine yakın, yaygın kabul gören meallerle) Ramazan Ayı ile İlgili Ayetler en temel ve detaylı açıklama (Bakara 183-185) “Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de oruç farz kılındı ki korunup sakınasınız (takva sahibi olasınız)”.
“(Oruç) sayılı günlerde tutulur. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan kimse, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksulu doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa (fidye olarak daha fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.”
“Ramazan Ay’ı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır. Sizden kim bu aya ulaşırsa orucunu tutsun. Kim hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Sayıyı tamamlamanız ve size yol gösterdiği için Allah’ı yüceltmeniz ve umulur ki şükredersiniz diye (böyle hükmetmiştir)”.
Kadir gecesi ile ilgili ayetlere gelince, (Kadir 5)’de anlatılır: “Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi (içinde kadir gecesi bulunmayan) bin aydan daha hayırlıdır. O gecede melekler ve Ruh (Cebrail), Rablerinin izniyle her iş için iner de iner. O gece, tan yeri ağarıncaya kadar esenlik (selam) doludur”. Ayrıca (Duhân 3)’de de “Biz onu (Kur’an’ı) mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz uyarıcıyız”. Bu ayetlerde Kadir Gecesi’nin üstünlüğü (bin aydan hayırlı oluşu), Kur’an’ın indirilişi ve meleklerin inişi vurgulanır. Genellikle Ramazan’ın son on gününde (özellikle 27. gecede) aranması tavsiye edilir, çünkü (Bakara 185) ile bağlantılı olarak Kur’an’ın Ramazan da indirildiği belirtilir. Ramazan’ın ve Kadir gecesinin ruhaniyeti bizi kuşatsın, çokça tövbe istiğfar edelim de aklımız başımıza gelsin bu vesile ile bu ay ve geceler bizi mübarek kılsın.
Bunun için kendi hatalarımızı, günahlarımızı hatırlayalım ve tövbe istiğfar edelim, Kul hakkı varsa tazmin edelim ve helalleşelim. Nefs muhasebesi yaparken, hem asıl kitabı okuyalım, eş zamanlı olarak, hemen ardından manasını okuyalım. Manasını okurken de yanımızda bir not defteri olsun, not alalım. Bazı ayetlerin esbab-ı nüzulü’ne bakmak gerekebilir. Bazı ayetlerin tefsirine bakmak gerekebilir. Yoksa sadece namaz kılmak ve tesbihle bu iş olmaz. Aslında Akaid’den başlamak gerek. İbadetten önce ahlaktan başlamak gerek. Ahlaksızın ibadeti, münafıklık işareti olabilir.
Bu ay gelmeden küsler barışmalı. Akrabalar sıla-i rahim yapmalı. Yoksullar, yetimler, dullar, yurtlarından çıkartılanlar, yolda kalanlar, miskinler ziyaret edilmeli. Hastalar ve hapse düşenler. Sadece iyiler değil, kötüler de ziyaret edilmeli, beşerî temas sağlanmalı, güzel söz ve hikmetle insanlar Hakka çağırılmalı.
Ramazan zekât ayıdır. Ramazan fitresi ve fidyesi var. Fitre bu sene 2026 yılı için Türkiye de fitre miktarı, DİB Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından 240 TL olarak belirlenmiştir. Tutulamayan her oruç günü için de aynı miktar (240 TL) fidye olarak verilir. Örneğin, 30 günlük fidye toplamı 7.200 TL olur. Esasen fitrenin mevcut sosyo-ekonomik şartlar ve bir kişinin günlük gıda ihtiyacı dikkate alınarak belirlenmesi gerekir. Bir ailenin aylık mutfak gideri 30’a bölündüğünde çıkan sonuç aile fertleri başına bölündükten sonra çıkan sonuç en doğru sonuçtur. Yani Fitre bir kişinin bir günlük gıda ihtiyacı kadardır. Bunun anlamı şu, Ramazan ayı içinde, potansiyel olarak 1,5 milyar kişi, kişi başına ortalama 250 lira sadaka verecek. Toplamda bu servet transferinin toplam değeri. 375 Milyar liradır. Tutulmayan oruç için her gün bir fitre bedeli kadar da Fidye ödenir. Fitre vermeyen yoksullar ve dini açıdan bu emri dikkate almayanların sebep olduğu boşluğu bu dolduracaktır. Tabi, yüksek gelir grubundakiler daha yüksek bir bedel ödeyecekler.
Yine Ramazan ayı hem zekât hem hayır ayıdır. Zekât, Servetten %2,5 (40’ta 1), Tarım ve Denizde yapılan Çiftlik balıkçılığında %10, Madencilik ve doğrudan denizde yapılacak balık avında elde edilen hasılatın %20si Zekât olarak verilecektir. Tabi tarım ve hayvancılıkta, sulu-susuz tarım, elde edilen tarım ürünü ve üretilen hayvanlarda, yıllık %10’u öşür olarak alınacak ve bu para yoksullara, ihtiyaç sahiplerine harcanacaktır. Bunun Global anlamda ederini düşünebiliyor musunuz?
Müslümanlar bunu gider olarak görmezler. Bu aslında Müslümanlar açısından bir borcun edasıdır ve Allah (cc) bu zekât ve sadakaların, fitrenin karşılığını bu dünyada ve ahiret de kat kat fazlası ile geri verecektir. Malı ve serveti bereketlendirecek, insanları kaza ve beladan muhafaza edecektir.
Kitap birçok ayette “Namaz” ve Zekâtı birlik anar. Buna örnek olarak birkaç ayet meali veriyorum:
(Enfal 3) “Onlar ki namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar”.
(Maide 55) “Sizin dostunuz ancak Allah, Resulü ve iman edenlerdir; onlar ki namazı kılarlar, zekâtı verirler ve rükû edenlerdir”.
(Nisa 77) “...Namazı kılın, zekâtı verin...”.
(Maide 12) “Andolsun, Allah İsrailoğulları’ndan söz almıştı: “...Namazı kılın, zekâtı verin, peygamberlere iman edin ve onları destekleyin...”.
(Bakara 43) “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin”.
(Bakara 110) “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için hayır olarak neyi takdim ederseniz (yaparsanız), onu Allah katında bulursunuz...
(Bakara 277) “İman edip Salih amel işleyenler, namazı dosdoğru kılanlar ve zekâtı verenler var ya, onların mükâfatı Rableri katındadır...”
Bu ayetler, namazın yalnız başına değil, genellikle zekât, sabır, infak, huşû, salih amel gibi diğer farz ve güzelliklerle birlikte emredildiğini gösterir. Namaz, İslam’ın direği olarak hem bireysel hem toplumsal bir ibadet olarak vurgulanır.
Bu büyük kaynak maalesef olması gerektiği gibi tam olarak doğru kullanılmıyor. Çünkü bir zekât muhasebesi yok. Artı bu iş muhasebeleştirilirken, aslında dini vergi olarak, yoksula verildiğinden matrahtan düşülebilmesi gerekir. Bakalım Maliye Bakanlığına da bir Hafız bakan geldi, belki o bu konunun ciddiyetinin farkına varır. İşin ironik yanı ne biliyor musunuz, Hafız maliye bakanı Faiz/Riba kararnamesini nasıl imzalayacak. Sanki bakan “hafız” olmayınca bu konuda yaptıkları meşru olur mu? Yeni Adalet bakanı “Hafız” değil, Yasa dışı sanal kumarla mücadele edeceğini söylüyor. Sorun o pis işe kural koymak ve vergi almak mı? Yapılan iş kötü ise kuralı biz koyunca, usul ve çerçevesini biz tanımlayınca iş meşru mu oluyor? Yasal Kumar da suç ve günah, piyangosu, Spor toto da da öyle olmalı değil mi? “Nimet abla” yapınca haram olan şey, politikacı tarafından yapılınca “Helal” mı oluyor? Helal Kumar, helal kumar, helal şampanya! Anya, manya, kumpanya! İşte bizim asıl dilemmamız bu! Selam ve dua ile.