ABD'nin İran stratejisinde üç engel: Hürmüz, saldırı kabiliyeti ve direniş ağı

Tasnim Haber Ajansı'ndaki bir analize göre, İran'ın ABD karşısındaki üç temel avantajı—Hürmüz Boğazı'ndaki hakimiyet, saldırı kabiliyeti.

Tasnim Haber Ajansı'nın "Savaşın Yorumu" servisinde yayımlanan analizde, İran'ın ABD karşısındaki askeri avantajlarının Washington'un ilk hesaplarını nasıl bozduğu ve mevcut diplomatik çıkmaz karşısında İran'ın önündeki seçenekler ele alındı.

Analize göre, ABD'nin ilk planlarının başarısızlığa uğramasında başlıca üç faktör belirleyici oldu:

  1. İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyeti

  2. İran'ın saldırı kabiliyeti (ofansif kapasite)

  3. Bölgesel direniş ağının rolü

Washington'un savaş sonrası stratejisi: Üç avantajı zayıflatmak

Başarısızlığın ardından ABD, bu üç avantajı zayıflatmaya odaklandı. Saldırı kabiliyeti alanında ana hedef, tedarik zincirine müdahale ve kapasitelerin yeniden inşasını engellemek oldu. Ancak Washington, Hürmüz Boğazı ve direniş cephesi konularında çok daha aktif bir şekilde sahaya müdahale ediyor.

"Çim biçme" stratejisi: Sürekli yıpratma

Analiz, ABD ve İsrail'in izlediği stratejilerden birinin, İran ve direniş ekseninin askeri kapasitelerinin sürekli olarak yeniden inşasını engellemek olduğunu belirtiyor. "Çim biçme" olarak adlandırılan bu yaklaşımın mantığı, karşı tarafın askeri gücünü tek seferde yok edemeseniz bile, sınırlı ve sürekli saldırılarla yeniden toparlanmasını engellemek.

Diplomatik yolun tıkanması

Bu durum karşısında İran'daki karar mekanizmasının bir bölümü, sorunu diyalog ve müzakere yoluyla yönetmeyi umuyordu. Ancak analize göre, mevcut koşullarda bu yolun tıkandığı giderek daha açık hale geliyor. Sorun yalnızca bir anlaşmaya varılamamış olması değil; daha temel bir mesele, karşı tarafın baskı stratejisinin sonuç vermeye başladığı düşüncesiyle mevcut durumda anlaşma konusunda ciddi bir motivasyonunun bulunmaması.

"Kontrollü tırmanış" seçeneği

Analiz, diplomatik yolun kapanması halinde İran'ın önünde "tas'id" yani kontrollü tırmanış seçeneğinin bulunduğunu belirtiyor. Bu perspektiften bakıldığında tırmanış, kalıcı bir hedef olmaktan ziyade karşı tarafın hesaplarını değiştirmeye yönelik bir araç olarak değerlendiriliyor.

Belirleyici soru: İran tırmanış kapasitesine sahip mi?

Analizin yazarı Ali Rıza Mecidi'ye göre, Tümgeneral Muhsin Rezai gibi isimler İran'ın hâlâ tırmanış için yeterli askeri ve bölgesel kapasiteye sahip olduğuna inanıyor. Ancak bu kapasitenin gerçek boyutunun ne olduğu, analizin cevap aradığı temel sorulardan biri olarak öne çıkıyor.

Ortadoğu Haberleri