Ali Ez-Zıfeyri
Eskiden beri Şeyh Raid Salah'ı sever sayarım. Onun sevgisi kalbimin derinliklerine kadar işlemiş. El-Cezire Televizyonunun kendisiyle ilgili yayınladığı belgeselden sonra ona karşı saygı ve muhabbetim daha da arttı. Bu zat sadece sevgi ve takdiri hak etmiyor. Filistin Ulusal Yönetiminin, Mısır Dışişlerinin, Irak yönetiminin ve Semir Ca'ca'ın adam doğurduğu bu zorlu süreçte Şeyh Raid Salah'ın konumu; peygamberlerin, Salihlerin ve gerçek liderlerin makamından farklı değildir.
Siyonist işgal rejimi ümmetin bedeninde bulunan zeytin ağacı gibi duran Raid Salah'ı şiddet ve radikalizmle suçlayarak bu ağacı kökünden sökmek için yoğun çaba harcıyor. Kanaatimce işgal rejimi zeytin ağacından gereken dersi alamamıştır. Çünkü zeytin ağacı sürekli yeşil ve diridir. Bugünkü yaşadığımız süreç gibi, bu ağaç kuraklık gibi en zor şartlarda bile dayanma gücüne sahiptir. Ağacın başı ise güçlü dallardan ve sık yapraklardan oluşur ve gür bir yapıya sahiptir. Kısa boyuna rağmen sağlam bir köke sahiptir. Ağacın ömrü uzadıkça kökü de sağlamlaşır. Yine bu ağaç uzun yıllar boyunca yaşama kabiliyetine de sahiptir. Kudüs'te bulunan bazı ağaçların ömrü iki bin yıl olarak tahmin ediliyor. Ve şu soru akla geliyor: Acaba işgal rejimi Raid Salah'ı ve Zeytin ağacını gerçekten tanıyor mu?
Bush ve çetesinin iktidardan uzaklaşmalarıyla bunların kutlamalarının, törenlerinin ve kutlamalardaki şaşalarının sönmesine rağmen, Amerikalı Araplar henüz emekliye ayrılmadı. Abbas bir taraftan yaptıklarına Arap şemsiyesi bulmaya çalışırken, diğer taraftan müzakereler için ısınma hareketleri yapıyor. Diğer taraftan Irak ve Afganistan'da tam bir başarısızlık yaşayan Obama bir şey olmamış gibi bölgeyi yeniden dizayn etmeye çalışıyor.
Şeyh Raid Salah'ın görüşü özgüvenini yansıttığı gibi etrafına da güven ve huzur veriyor. Direniş ruhuna sahip bu adamın açıklamaları ümmetin vicdanında direniş bilincini yeşertmeye yetiyor. İnsanlık tarihinin şahit olduğu çağdaş işgal altındaki topraklarda bulunan zeytin ağacının yaptıklarına bir bakın. İşgal rejiminin yok ettiğini, düşüncelerini tasfiye ettiğini düşündüğü Azmi Beşşare'ye bakın. Bugün onun düşünceleri bütün Arap topraklarında izzet, şeref ve güç tohumları ekiyor. Gençlerin, Arapların Beşşare'yi bir sembol olarak görmeleri gerçekten şaşırtıcıdır. İşgal altındaki Filistin topraklarındaki köklü zeytin ağaçları bunlarla sınırlı değildir. Başta İsmail Heniyye olmak üzere Gazze'de dalları gür, yaprakları yemyeşil, kökleri sağlam direnişçiler bu ağaçlardan sadece bazılarıdır. Yine işgal uçaklarının gövdelerini yok ettiği şehid Şeyh Ahmed Yasin, Abdülaziz Rantisi gibi zeytin ağaçlarının ruhları ve dersleri, Filistin Kurtuluş Örgütündeki müzakereci takımın varlığına rağmen Filisin halkıyla Arap halklarının ruhlarında canlılığını korumaya ve onları beslemeye devam ediyor.
İnternet ve kahvehane gibi bizi bir arayan getiren mekanlarda binlerce Arap gencini tanıyorum. Kişinin Arapları aradığı kuzey Afrika ülkelerinden tutun, Amerika'nın kirlettiği körfez ülkelerine kadar her yerdeki gençlere kadar. Her tarafı kasıp kavuran umutsuzluğa rağmen kalplerinin iyi bir ekin için müsait olduğunu görüyorum. Bu insanlara şunu söylüyorum: Zeytin ağaçlarını zihninize ve kalbinize dikin. Raid Salah, Azmi Beşşare, Halid Meşal, Haris Ed-Dari, Muhammed Halisi, Abdulvehhab El-Mesiri gibi zatları dikin. Ve şunu hatırınızdan hiç çıkarmayın: "Zeytin ağacıyla kekik otu durdukça biz de burada var olmaya devam edeceğiz".