"Tüm Araplara Ölüm ! "

Fanatik Yahudiler, Batı Şeria'da Filistinlilerin yaşadığı bölgede evlerin duvarlarına ve kapılarına "Tüm Araplara Ölüm" yazıyor.

Hannah Mermelstein imzasıyla, Middle East Online'da yayınlanan yazı, Arap dünyasının ortasında kurulan İsrail'in aslında ne yapmak istediğini ortaya koyması yönüyle oldukça ilgi çekici bilgiler içeriyor.

Hannah Mermelstein ise, ABD'de yaşayan ve Filistin Eğitim Projesi'ne mensup, vicdan sahibi Amerikalı. Hannah'a göre de 'Siyonizm' mutlaka yenilecek.

Yazıyı kaleme aldığı bölgenin Ramallah ve Beytlehem arasında bir bölgede bulunduğunu belirten Mermelstein, yukarıda gördüğünüz, 'Kill All Arabs' yazısını da yazının yazıldığı bölgenin yakınlarında fotoğraflamış. İsrailli yerleşimciler tarafından, Batı Şeria boyunca kocaman harflerle yazılan "ırkçı" yazılardan birisinin de bu yazı olduğunu dile getiren yazar şu ifadeleri kullanıyor: "İsraillilerin ırkçılığı artık beni çok nadir şaşırtıyor, ama böyle aşikarane ve şiddetli ifade edilişi bani hala durdurup onu farklı bağlamlara aktarırken nefesimi tutmama sebep oluyor. ABD de bir şehir ya da kasabada, çoğunluğunu siyahların oluşturduğu bir mahallede olduğunuzu ve kocaman harflerle 'Zencilere Savaş' diyen kocaman bir yazı gördüğünüzü hayal edin."

GÜVENLİK KELİMESİNİN İSTİSMARI

'Güvenlik' kavramının İsraillilerce nasıl sömürüldüğünü de dile getiren insan hakları savunucusu Hannah Marmelstein, İsrail'in bu umursamaz tavrı nedeniyle sözkonusu kavramın artık bölgedeki anlamını kaybettiğini ifade ediyor. Bireyler ve toplumlar için güvenliğin önemli olmasına karşın, artık bölgede güvenlik kavramının manasını yitirmesini ise, şu cümlelerle açıklıyor Mermelstein: Medyada gördüğüm 'güvenlik' hakkındaki çoğu tartışmada, Filistin halkının güvenlik hakları görmezden geliniyor. 'Araplarla Savaş' söylemi henüz taze bir söylem bildiğim kadarıyla, ama yıllardır Batı Şeria'da, Filistinlilerin evlerinin ve iş yerlerinin üzerine karalanmış David'in yıldızlarını, ve 'Araplara Ölüm' ve 'Kahane Haklıydı' gibi yazılar görüyorum.(Kahane Filistin halkına uygulanacak bir etnik temizliği destekleyen radikal bir politik liderdi; bu söylem aslında bir Yahudi mahallesinin ortasında 'Hitler Haklıydı' demekle eşdeğerdir.)

'FİLİSTİNLİ' KİMLİĞİNİN İNKÂRI

Filistin'de yaşanan dramın boyutlarını anlatan Mermelstein, fiilen İsrail işgali altındaki Filistin topraklarında yaşayan Filistinlilerin de ciddi bir 'etnik' Basklıya tabi tutulduğunu anlatıyor. İşgal altındaki Filistin topraklarında, artık Filistin kimliğinin yok sayıldığını ve Filistinlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki caddelere dahi Theodor Herlz,Jabonitsky gibi İsrailli liderlerin isimlerinin verilediğini dile getiren yazar, Arapça sokak isimlerine dahi tahammül gösterilmediğini kayıt altına alıyor. Yazarın konuyla ilgili verdiği detaylı örnekler ise, durumun vehametini ortaya koyar nitelikte:

"Örneğin Arapça metinlerin tamamında 'Yaffa' olarak geçen bölgeye artık 'Yafo' denmeye başlandı. 'Nasra' ismiyle bilinen bölgenin ismi 'Natzaret' olarak değiştirildi. En önemlisi de 'Kudüs' artık uluslararası anlamda dahi 'Yerushalayim' olarak isimlendirilmeye başlandı."

FİLİSTİN'DEN SÜRÜLECEK FİLİSTİNLİLER İÇİN YER Mİ HAZIRLANIYOR?

Yazarın, okuyanları dehşete düşüren bir diğer önemli iddiası ise, Filistinli mültecilerin yoğun olarak yaşadığı Ürdün'de, genişçe bir arazinin göç ettirilecek Filistinliler için temizlendiği yönünde. İsrail vatandaşı olan bir 'Arap' arkadaşına dayanarak böylesi bir bilgi aktaran Mermelstein yazısında şu ifadeleri kullanıyor: Güvenlik eksikliği, görsel olarak, oraya buraya karalanmış yazılarla belirtilen kimlik ve geçmişin inkarının da ötesinde. İsrail vatandaşı olan Filistinli bir arkadaşım bana, Ürdün'de, İsrail'deki Filistinlilerin evlerinden çıkarılmasından sonra gerçekleşecek, Filistinlilerin nihai varışı için, büyük bir toprak parçasının temizlendiği ve hazırlandığı hakkında bir söylenti duyduğunu söyledi. 'bir komplo teorisi olabilir' dedi, 'ama bilemiyorum"' 'İsrail'in bundan paçasını ceremesiz bir şekilde kurtarAmayacağını düşünmeyi tercih ediyorum' diye karşılık verdim.'Elbette kurtarabilirler' dedi Lyd den başka bir arkadaşım. 'koşullar uygun olduğunda, bunu yapacaklar.'

Mermelstein'ın yazısının sonunda kullandığı ve Filistinlerin yaşadığı dramı oldukça derin bir analize tabi tuttuğu bölüm ise, konuyla ilgilenenler için oldukça önemli veriler içeriyor. İşte yazının son kısmı:

"Her gün yakın bir gelecekte ülkenizden çıkarılabileceğinizi düşünerek yaşadığınızı hayal edin. Ya da Gazze'de, yarın öldürülebileceğinizden korkarak yaşadığınızı, ya da istediğiniz zaman ülkenize girip çıkmanızın mümkün olup olmayacağından endişe ederek. Ya da Batı Şeria'da, oğlunuzun tutuklanıp tutuklanmayacağından, ya da işe gitmek için yarın kontrol noktasından geçip geçemeyeceğinizden. Ya da Kudüs'te, yaşadığınız bölgenin soyulup soyulmayacağından ya da evinizin yok edilip edilmeyeceğinden"

Seçimle getiri arasındaki ince bağlantıyı, sebeple sonuç arasındaki keyfî ilişkiyi düşünün. Eğer oturma odanızda çayınızı içerken, ya da dördüncü sınıf dersliğinizde otururken, ya da bir gösterideyken, ya da silahlı bir direnişe katıldığınızda, vurulup öldürülebilecek olsaydınız... Birilerinin bunları seçmesi şaşırtıcı mı?

Batı Şeria'dan bir arkadaşım bana, kendini hiçbir zaman güvende hissetmediğini söylemişti; bu yüzden, 'güvenlik', onun için kararlarını verirken dikkate alınacak bir şey değildi. Ne kadar çalışsam da, bu kontrolsüzlüğü gerçekçi bir şekilde canlandıramıyorum kafamda.

Kudüs'te, yerleşimciler tarafından evinden çıkarılmış bir kadınla tanışmıştım, gecenin bir yarısı onlarca İsrail askeri tarafından zorla evinden çıkarılmıştı. İki kez mülteci olan( 1948 ve 2008) olan Um Kamel son zamanlarda evinin yanına kurduğu ve son altı ayda altı kez imha edilen ve yeniden kurulan bir çadırda yaşıyor. Bu muhtemelen emniyetsizliğin zirvesi; yine de Um Kamel hala güçlü ve kararlı. Filistin'deki herkes onu ‚'sabırlı' ve 'azimli' olarak tanımlayacaktır.

Böylesi direnişler Filistin'de dikkat çekecek sıklıkta görülüyor, ve kısmen imandan kaynaklanan daha derin bir güven duygusunu gösteriyor. Bazen Allah'a iman, ama aynı zamanda birbirilerine duydukları inanç, sebeplerindeki haklılığa, Filistin'deki hiçbir işgalin sonsuza kadar sürmediğini gösteren tarihi bağlarına duydukları inanç. Bu, elbette, aynı zamanda İsrail'in en derin korkusu. Kaç tane duvar diktikleri, kaç insanı hapse tıktıkları, kaç evi yıktıkları, kaç yazıyı sildikleri ve kaç insanı ülkeden çıkardıkları farketmez. Gerçek güven duygusu ele geçirilemeyecek, ve en sonunda, siyonizm kaybedecek. Kendilerinden emin bir şekilde birçok yaşlı filistinlinin bana söylediği gibi, 'Birçok işgal yaşadık. Bu da geçecektir.'

isra haber

Filistin Haberleri