Tedaviye Karşılık Güvenlik!

Sözde insan hayatına ve haklarına saygı üzerine kurulu insancıl ve uygar devlette ancak yukarıda yazılı başlığın anlamını anlayabilirsin. "Tedaviye karşılık güvenlik".

Abdullah Gandil

Sözde insan hayatına ve haklarına saygı üzerine kurulu insancıl ve uygar devlette ancak yukarıda yazılı başlığın anlamını anlayabilirsin. "Tedaviye karşılık güvenlik". Bu kelimelerin taşıdığı sıkıntı ve trajediyi ancak Siyonist sorgu hücrelerinde Siyonist sorgu subaylarından onları işitenler idrak edebilir. Daha da ötesi, bu zamanda Siyonist sadistlerin zindanlarında onu gerçekten yaşayanlar ve acısını bizzat hissedenler anlayabilir.

Örneğin midende bir hastalık vardır. Sorgu subayının talebi veya sorusuyla baskı ve şantajla karşı karşıya kalırsın. Çözüm ya talebin ve isteğin gerçekleştirilmesidir ya da tedavi edilmendir!!

Evet; tedavin yapılır fakat çektiğin sağlık sorununu daha da artıracak ilaçlarla yapılır. Bazı basit ağrılardan şikayetçi olan esirlerin durumları çok çabuk ilerledi ve o ağrılar müzmin hastalıklara dönüştü. Siyonistler bu hastalarda, işgal devletinde hızlı bir şekilde gelişen bilimsel ilerlemeye ayak uydurmak için "İsrail"in üzerinde çalıştığı bazı ilaçları denediler.

Makalemizin konusundan çok fazla uzaklaşmamak için Cibaliya beldesinden eski esir Nahiz Abdurabbihi'nin başına gelen olayı örnek vermemiz yeterlidir. Nahiz Abdurabbihi, sorgulamalar sırasında devamlı işkencelere maruz kalmıştı. En ağırı ve kesinlikle en zoru, sorgu subayının esirin alnına yeşil renkli kimyasal bir sıvı koymasıydı. Bu sıvı yüzünden esir şu ana kadar zaman zaman sinir krizine yakalanıyor. Krize girdiğinde ise dört güçlü kuvvetli insan dahi esirin davranışlarını kontrol altına alamıyor. Şu ana kadar da doktorlar Siyonistlerin işlediği bu cinayete çare bulamadılar. Nahiz Abdurabbihi'nin bu durumu tek değil. Bilakis şu ana kadar esarette veya özgürlüğüne kavuştuktan sonra Siyonistlerin tarihte belki de eşi ve benzeri bulunmaz bu davranışlarının acısını çeken birçok kişiden sadece bir tanesidir.

Bu olayın ilginç tarafı, işgal altındaki topraklarımızda faaliyet gösteren bazı insan hakları örgütlerinin zindanların revirlerini ve Er-Ramle Cezaevi Hastanesi denilen yeri zaman zaman ziyaret ederek bu gibi durumları kendi gözleriyle gördükleri halde ve esirlere yapılanları bizzat esirlerden işittikleri halde, bütün bunlar olmamış gibi zindan yönetiminin esire sunduğu tedaviden memnun görünmeleridir. Esirlere sunulan tedavi de aslında Siyonist İstihbarat'ın esirlerden elde etmek istediği bilgi karşılığıdır.

Bu insan hakları örgütleri maalesef esirler için ek bir baskı aracı haline gelmiştir. Çünkü bu örgütler, bu gibi durumlara göz yumarak işgalciyle işbirliği yaptığını tekrar tekrar ilan etmektedir. Bilerek veya bilmeyerek cinayete ve komploya ortak olmaktadır.

Daha çok vakit kaybetmemek ve hatta zindanlarda ve gözaltı merkezlerinde daha çok esirin hayatını kaybetmemesi için, vicdanımızın bize yüklediği ahlaki ve ulusal görev, işgal zindanlarındaki ve sorgu hücrelerindeki binlerce erkek ve kadın esire uygulanan bu ahlak dışı davranışları ortaya dökmek için tüm gücümüzle çalışmaktır. Buna ek olarak, işbirlikçi insan hakları örgütlerini de deşifre etmemiz gerekmektedir. Onların gerçek yüzünü özgür dünyanın gözü önüne koymalıyız. Bu tür örgütler maalesef, hayal edilemeyecek derecede vahşiliğe maruz kalarak her gün bin kez ölen esirlerin sırtını dağlayan cellatlar haline gelmiştir.

Filistin Haberleri