Starbucks'tan 'Tarihi' Skandal: Polisler genel merkezi bastı!

Güney Kore polisi, tartışmalı reklam kampanyasıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Boykotlu Starbucks Kore'nin Seul'ün güneyindeki genel merkezine baskın düzenledi.

Güney Kore polisi, tartışmalı reklam kampanyasıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Boykotlu Starbucks Kore'nin Seul'ün güneyindeki genel merkezine baskın düzenledi.

Polis yetkilileri, salı günü gerçekleştirilen aramanın soruşturmanın bir parçası olduğunu doğrularken, yerel basın ekiplerin Starbucks yöneticilerinin evlerinde de arama yaptığını bildirdi.

Krizin fitilini, Starbucks Kore'nin paslanmaz çelik termos serisini "SS Tank" adıyla tanıtırken 18 Mayıs'ı "Tank Günü" olarak ilan etmesi ateşledi. Söz konusu tarih, 1980 yılında Gwangju kentinde demokrasi talebiyle sokağa çıkan sivillerin askeri yönetim tarafından kanlı şekilde bastırıldığı ve resmi kayıtlara göre yaklaşık 200 kişinin hayatını kaybettiği ayaklanmanın yıl dönümüne denk geliyor.

Tepkileri büyüten bir diğer unsur ise kampanyada kullanılan "Masaya sertçe vur!" sloganı oldu. Kamuoyunda bu ifade, 1987 yılında işkence sonucu hayatını kaybeden öğrenci aktivist Park Jong-chol olayını örtbas etmek için polisin kullandığı ve Güney Kore tarihinde devlet baskısının sembollerinden biri haline gelen açıklamaya gönderme olarak yorumlandı. Dönemin yetkilileri, Park'ın sorgu sırasında işkenceyle değil, "masaya vurulması" sonucu öldüğünü öne sürerek kamuoyunu yanıltmaya çalışmıştı.

Toplumun geniş kesimlerinden yükselen sert tepki üzerine Starbucks Kore'nin çoğunluk hissedarı olan Shinsegae Grubu kampanyayı saatler içinde geri çekmek zorunda kaldı. Şirket ayrıca Starbucks Kore'nin üst yöneticisini görevden aldı. Shinsegae Yönetim Kurulu Başkanı Chung Yong-jin ise televizyondan kamuoyundan özür dilemek zorunda kaldı.

Skandalın ardından Starbucks Kore, tüm mağazalarını 22 Haziran'da ülke genelinde geçici olarak kapatarak çalışanlarına tarih ve toplumsal duyarlılık eğitimi verme kararı aldı.

Polis soruşturması ise Gwangju Katliamı mağdurlarının yakınlarının yaptığı suç duyurularının ardından başlatıldı. Güney Kore, 1987 yılında dönemin otoriter Devlet Başkanı Chun Doo-hwan yönetimine karşı yükselen kitlesel demokrasi protestoları sonucunda doğrudan cumhurbaşkanı seçimini öngören anayasa değişikliğiyle demokratik yönetime geçmişti.

Yaşanan gelişmeler, küresel bir markanın ticari pazarlama uğruna Güney Kore'nin demokrasi mücadelesine ilişkin tarihsel travmaları yeterince gözetmediği yönündeki eleştirileri yeniden gündeme taşırken, soruşturmanın şirket yöneticilerine yönelik olası hukuki sonuçlarının nasıl şekilleneceği merakla bekleniyor.

Ortadoğu Haberleri