Gazeteye göre, bölgede art arda yaşanan savaşlar ve ülke içindeki güvenlik tehditleri, İsraillilerin BAE'ye duyduğu güveni sınamaya başladı. Ülkedeki Yahudi yaşamı artık eskisi kadar görünür değil. Birçok kişi internet ortamındaki faaliyetlerinde ve basına konuşma konusunda daha temkinli davranıyor.
Bazıları, “İsrailli veya Yahudi” kimliklerini ne ölçüde açıklamaları gerektiğini yeniden değerlendirirken, diğerleri bir zamanlar güvenli liman olarak gördükleri ülkede yaşam kurup kuramayacaklarını sorguluyor.
2024 yılında BAE'de İsrailli bir haham kaçırılarak öldürülmüş, olayın ardından cinayetten sorumlu oldukları şüphesiyle ilk aşamada Özbekistan vatandaşı üç kişi gözaltına alınmıştı.
Bu değişim, 7 Ekim 2023'te gerçekleştirilen Aksa Tufanı Operasyonu, Gazze Şeridi'nde yaşanan soykırım ve İsrail saldırılarının bölge geneline yayılmasıyla başladı. Yaşanan gelişmeler, İsrail'in giderek daha fazla yalnızlaşmasına yol açtı.
Bunun yanı sıra, İsrail'in 2025 yılında İran'a yönelik saldırıları ve 2026 yılında yenilenen ABD-İsrail saldırıları da bölgesel gerilimi artırdı.
Eylül ayının sonlarında ise yetkililerin, Dubai'den “Tel Aviv”e giden bir yolcu uçağını düşürmeye yönelik “başarısız girişim” olarak nitelendirdiği olayın ardından İsrailliler arasındaki endişeler daha da arttı.
Düşük maliyetli hava yolu şirketi Flydubai, Dubai-Tel Aviv hattının başlıca işletmecilerinden biri hâline gelmiş ve günde 10'a kadar uçuş düzenlemeye başlamıştı.
BAE'nin Yahudiler İçin Güvenli Ülke İmajı Sarsıldı
New York Times'a konuşan BAE'de yaşayan İsrailliler ve Yahudilere göre, yaşanan bütün bu gelişmeler, ülkenin “Yahudi yaşamının açıkça ve güven içinde gelişebileceği bir yer” olduğu yönündeki algıyı sarstı.
Ülkede kalmaya devam edenler ise artık “hayatlarını daha dikkatli sürdürmeyi” öğreniyor.
Gazete, Batılı veya başka yabancı ülkelerin pasaportlarıyla seyahat eden İsraillilerin ve Yahudilerin yıllardır BAE'ye yaşamak ve çalışmak amacıyla geldiklerini belirtti.
Bu kişilerin küçük bir topluluk oluşturduğu ve ibadethane olarak kullanmak üzere bir villa kiraladıkları aktarıldı.
Emirlik Halkının Yüzde 69'u İbrahim Anlaşmalarına Karşı Olumsuz Görüş Bildirdi
Gazze'deki soykırımdan önce bile Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü tarafından Nisan 2023'te gerçekleştirilen bir kamuoyu araştırması, ankete katılan BAE vatandaşlarının yüzde 69'unun İbrahim Anlaşmalarının bölgeyi olumsuz etkileyeceğini düşündüğünü ortaya koymuştu.
Buna rağmen BAE'de herhangi bir kitlesel protesto yaşanmadı.
New York Times, BAE'yi hükümetin hiçbir muhalefete tahammül göstermediği otoriter bir yönetime sahip ülke olarak nitelendirdi. Gazete ayrıca ülke nüfusunun büyük bölümünü çalışma vizelerine bağlı olarak yaşayan yabancıların oluşturduğuna dikkat çekti.
İbrahim Anlaşmalarının ardından İsrailliler BAE'ye akın etmeye başladı. Kentlerin sokaklarında Yahudi takkaları yaygınlaştı ve İsrailliler dinî geleneklerini açıkça uygulamaya başladı.
Aksa Tufanı Operasyonu Dengeleri Değiştirdi
Ancak Aksa Tufanı Operasyonu'nun ardından tablo değişti.
İsrailliler, BAE'deki durumları ve ticari faaliyetlerinin geleceği konusunda endişelenmeye başladı.
Topluluk üyelerinden bazılarının New York Times'a verdiği bilgilere göre, İsrailliler çoğu zaman BAE'li yetkililerin de teşvikiyle sessiz kalmayı tercih etmeye başladı.
Bu süreçte restoranlar ve kafeler, sattıkları ürünleri tanıtan tabelaları kaldırırken sosyal medya hesaplarındaki faaliyetlerini azalttı veya tamamen sonlandırdı.
İsrailliler, Dubai'de yatırım yapmak isteyen bazı girişimcilerin de kimliklerini açıklama konusunda artık çok daha dikkatli davrandıklarını belirtti.
Gazeteye göre, BAE'de yaşayan Yahudiler ve İsrailliler bugün İran'a karşı yürütülen savaşı ve bölgedeki diğer gelişmeleri endişeyle takip ediyor.
Önümüzdeki süreçte neler yaşanabileceğine ilişkin belirsizlik ise topluluk içindeki kaygıları artırıyor.