Muhammed Farac İle Röportaj

Hamas milletvekili ve Meclis Hukuk Komisyonu Başkanı Muhammed Farac, Rafah sınır kapısı dramı, tutsak vekiller, Irak'taki Filistinli mültecilerin durumu ve Batı Yaka'daki son gelişmeler başta olmak üzere bir çok önemli konuda...

Hamas milletvekili ve Meclis Hukuk Komisyonu Başkanı Muhammed Farac, Rafah sınır kapısı dramı, tutsak vekiller, Irak'taki Filistinli mültecilerin durumu ve Batı Yaka'daki son gelişmeler başta olmak üzere bir çok önemli konuda gerçekleri, görüşlerini ve tespitlerini Kudüsyolu ile paylaştı.

Kudüsyolu haber sorumlusu İsa Eren'in Kahire'de gerçekleştirdiği aydınlatıcı röportajı sizlerle paylaşıyor...

Muhammed Farac birinci intifadanın öncü liderlerindendir. Şeyh Ahmed Yasin, İbrahim el Mukadime ve Salah Şehade'nin avukatlığı görevini üstlenmekle beraber, 89-92 seneleri arasında kendisi de avukatlık yaptığı siyonist zindanlardaki dava arkadaşlarıyla beraber hapis hayatı yaşamıştır.

Kudüsyolu: Sayın Farac, bildiğiniz üzere İslam dünyasında ne zaman bir ıslah hareketi başlasa dünyadaki egemen güçler ve yerli hizmetkarları işbirliğine soyunarak bu ıslah hareketlerine son vermek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. İhvan-ı Müslimin'in Filistin kolu olarak herşeyden önce bir ıslah hareketi olan İslami Direniş Hareketi Hamas, işgalci Sİyonist rejime karşı verdiği onurlu direnişinin yanında, Filistin halkı içerisinde de bir ıslahçı hareket konumundadır. Bunu söylem ve sivil alanda senelerdir azimle yürüten Hamas, işbirlikçilerin kirli oyunları ve saldırılarının zemin hazırladığı zorunlu şartlar gereği eylem, tepki ve savunma bazında da ıslah faaliyetlerine yer verdi. Netice itibariyle zaten şiddetli bir şekilde şeytani egemen güçlerin baskısı ve saldırıları altında olan HAMAS, bu büyük tuzağı alaşağı etmesiyle çok daha büyük saldırılarla karşı karşıya. Sizler bu tepkiler karşısında adaletin sesini hakim kılmak için bir dizi temaslarda bulunmak üzere Türkiye'ye gelmiştiniz. Türkiye'den Gazze'ye dönüşünüzde sınır kapısının kapatılması sonucunda 3 aydır Kahire'de ve Rafah sınır kapısında alıkonuluyorsunuz. Türkiye ziyaretiniz ve sonrasında yaşadıklarınızı kısaca anlatır mısınız?

Farac: Evet yaklaşık olarak 3 ay önce 30.05.2007 tarihinde Türkiye'de faaliyet gösteren Hukukçular Derneği ve Mısır Halk Meclisi'nin davetiyle, Mısır'da ve Türkiye'de bir dizi resmi toplantılar ve görüşmeler yapmak üzere Gazze'den ayrıldık. Filistin meclisi ile Mısır Meclisi arasında bu toplantının gerçekleşmesi için karar alınmıştı. Dolayısıyla Mısır'dan gelen davet resmiydi. Bu kararı alanlar arasında Mısır Meclisi Başkanı Ahmet Fethi Surur da vardı. Sizinde bildiğiniz ve sitenizde yayınladığınız üzere Türkiye'de de bir dizi temaslarda bulunarak Filistin'de nelerin yaşandığını aziz Türkiyeli dostlarımıza aktarmaya çalıştık. Filistin'de yaşananları ne görmezden gelerek eksik anlattık ne de bize saldıranlara karşı adalet sınırlarını aşarak ölçüsüz görüş beyan ettik. Türkiye'deki temaslarımızdan sonra Mısır'daki toplantıları gerçekleştirmek için Kahire'ye geldik. Normal şartlarda kararlaştırıldığı gibi bu toplantının 15.06.2007 tarihinde düzenlemesi gerekiyordu. Fakat esefle ifade ediyorum ki Gazze'deki olaylar bahane gösterilerek bu toplantı gerçekleşmedi ve biz hala burada mağdur ediliyoruz.

Kudüsyolu: Hamas'ın Gazze'deki ıslah operasyonu ve Gazze'nin Hamas yönetimine geçmesi sonrasında Rafah sınır kapısı kapandı. Sınır kapısı kapandıktan sonra neler oldu?

Farac: Gazze'nin fitneci çetelerden temizlenmesi ve Hamas'ın Gazze'yi özgürleştirmesinden sonra Rafah sınır kapısı kapatıldı. Şimdiye kadar da herhangi bir gelişme gerçekleşmiş değil. Bu zaman zarfında Rafah sınır kapısının açılması için bir çok defa girişimde bulunduk. Mısırlı yetkililerle görüşmeler düzenledik. Gazzelilerin dünyaya açılan tek kapısı olan Rafah, Amerikan-Siyonist ve Abbas tarafından girişimler sonucunda kapatıldı. Rafah sınır kapısının kapatılmasını Oca'nın da Abbas'ın adamları tarafından ele geçirilmesi, insanların ihtiyaçlarını suistimar edilmesi takip etti. Filistinliler çok şiddetli mağduriyetle karşı karşıyalar. Sınır kapısında mağdur edilen 34 Filistinli hayatlarını kaybetti. Tedavi için Kahire'ye gelen hastaların durumları ise son derece kötü. Bu Filistinlilerden bazıları, Siyonistlerin arananlar listesinde yer almakta. Bu kişileri tutuklayabilmek için Rafah Sınır kapısını kapatıp Oca'yı açtılar. Biz burada mahsur edilen bu Filistinlilerin Rafah'tan huzurla geçebilmeleri için gece gündüz çalışmaktayız. Bizler Oca kapısının açılmasından dolayı yetkilileri uyardık. Çünkü Oca sınır kapısı, Erez ve sonrasında Gazze gerçekten çok uzun bir mesafedir. Diğer yandan Oca sınır kapısının açılması siyasi bir karardır. Çünkü Oca sınır kapısında Siyonistler bulunmaktadır. Siyonistlerin Gazze'den çekildikten sonra Oca sınır kapısında Filistinliler üzerinde tahakküm oluşturması, Gazze'yi yeniden işgal ettiği anlamına gelir. Bizler Rafah sınır kapısının kullanılmasından vazgeçilmesini reddediyoruz. Güvenlik yönüyle de Oca sınır kapısının kullanılmasını reddediyoruz. Arananlar listesinde yer aldığı gerekçesiyle Filistinliler tutuklanacaktır. Rafah sınır kapısının kapalı tutulması siyasilerin, direniş liderlerinin ve mücahidlerin Filistine giriş çıkışlarını engelleyecektir. Sonuç itibariyle uyardığımız şeyler Oca sınır kapısında gerçekleşti. Çok sayıda Filistinli işinden alıkoyuldu ve arananlar listesinde yer aldıkları gerekçesiyle tutuklandı. Oca sınır kapısının açılması Mısır ile Siyonistler arasında varılan bir anlaşma ile açılmıştır. Bu anlaşmaya rağmen her zaman olduğu gibi Siyonistler sözlerinde durmadılar. Mesela ayağından yaralı olan Filistinli bir genç günlerdir sınırda bekliyor. Bu gencin tedaviye muhtaç olması Siyonistleri ilgilendirmiyor. Bütün bunlara rağmen bizler Gazze'ye dönmeyi bekliyoruz. Görüşmeler ve Rafah sınır kapısının açılması için çalışan Mısırlı yetkililerin bizlere verdikleri vaadlerden ümitliyiz.

Kudüsyolu: Rafah sınır kapısında bekleyen kaç Filistinli var?

Farac: Yaklaşık olarak 40 kişi havaalanında bulunuyor. Sınırda mahsur kalanların çoğu şuan Mısır'ın farklı şehirlerinde beklemeye devam ediyorlar. Hala sınırda 600 ile 700 civarında Filistinli bekliyor. Ancak şuan muhtelif Arap ülkelerinde binlerce Filistinli, Rafah sınır kapısının açılmasını ve Gazze'ye dönmeyi bekliyor. Bunun için de Gazze'nin dünyaya açılan kapısı olan Rafah'ın derhal açılması ve bu çerçevede her vesileyle çalışmak gerekmektedir.

Kudüsyolu: Mısır idaresi Hamas'ın Gazze ıslah operasyonlarından hemen sonra, Hamas hareketini Filistin yönetimine darbe yapmakla suçlamıştı. Mısır'ın bu tavrı Hamas ve diğer direniş grupları için geçmişinden beri takındığı bir tavır. Ancak gördüğümüz kadarıyla siz, Mısırlı yöneticilerle diyoloğu devam ettiren Filistinli yöneticilerin öncülüğünü üstlenmektesiniz. Mısırlı yöneticilerle konuştuğunuz zaman ne diyorlar?

Farac: Mısırlı yöneticiler, Filistin özerk yönetimi (Abbas), Avrupa Birliği ve Siyonistler arasında bir anlaşmanın olduğundan söz ediyorlar. Diğer yandan sınır kapısının açılması için Abbas'ın da onayı gerekiyormuş. Bu sebeple bizler, Rafah'ın kapalı olmasında Abbas'ın çok net bir etkisinin olduğunu görebiliyoruz. Sınırda bekleyen Filistinlilerin sıkıntılarından, hayatlarını kaybedenlerden ve Gazze'nin şiddetli ambargo altında bırakılmasındaki bütün sorumluluğun da Abbas'ın olduğuna inanmaktayız.

Aynı zamanda Mısırlı yetkilerden Rafah sınır kapısının açılması için harekete geçmesini istemekteyiz. Çünkü Rafah, Filistin ve Mısır yönetimlerinin kontrolünde olan bir sınır kapısıdır. Ne Siyonistler ne de Avrupalılar bu sınır kapısını kullanmaktadır.

Abbas'ın Filistin Özerk Yönetiminin başkanı olmasına değil Selam Feyyad'ı başbakan olarak atamasına itiraz ediyoruz. Filistin'in meşru hükümeti Heniyye başkanlığındaki hükümettir. Ramallah'daki olağanüstü hükümet, meşru değildir, anayasaya aykırıdır. İslam ülkeleri ve Arap devletlerinin bu darbeci hükümete karşı olması, bu hükümete yeni kapılar açmak yerine gittikçe şiddetlendirilen ambargonun kaldırılması için çalışmaları gerekmektedir.

Kudüsyolu: Batı Şeria'da neler oluyor?

Farac: 14.06.2007 tarihinden sonra darbecilerin Gazze'den çıkartılması ve fitne ocaklarının söndürülmesinden sonra Gazeliler huzura kavuştu. Bunu biz değil tarafsız ve adil bir bakışla Gazze'ye bakan herkes görebiliyor. Şimdi Abbas, Filistin Milli Birlik Hükümetinin planladığı ve uygulamaya başladığı güvenlik tedbirlerini uygulamaktansa Filistin halkını cezalandırmaya başladı. Batı Yaka'da şimdiye kadar gerek şahıslara gerekse kurumlara yönelik 1200'den fazla saldırı düzenlendi. Bu saldırılar hala günlük olarak devam etmektedir. Hamas, onların yaptıklarının aynısını Gazze'de yapabilir ama bunu yapmamaktadır. Batı Şeria'daki güvenlik güçleri Filistin halkının maslahatı için çalışmamakta. Buna en son hepinizin izlediği gibi İslami Cihad Harekeri mensuplarınca ele geçirilen bir siyonist yüzbaşının İsrail işgal kuvvetlerine teslim edilmesini örnek olarak verebiliriz. Özerk yönetime bağlı güçler, Siyonist hapishanede tutuklu bulunan Filistin Meclis Başkanı Dr. Aziz Düveyk'in evini bile yakma cüretinde bulunabildiler. Aynı zamanda milletvekillerinin ve belediye başkanlarının evlerine ve ofislerine saldırdılar. Çok çirkin suçlar işlediler. Filistin örfleri, hukuku ve anayasası tamamen ayaklar altına alındı. Bu kişiler Amerika ve İsrail'den doğrudan yardım almaktadırlar, artık bunun için delil göstermeye gerek yok dünya şahid bu gerçeklere. Anayasaya aykırı olarak olağanüstü hükümeti kurdular. Amerika ve İsrail'in yanı sıra Arap devletleri de hemen bu olağanüstü hükümete destek verdiler.

Şimdi herkes çok iyi biliyor ki Filistin'de yaşananlar Amerika-İsrail ve Abbas'ın Filistin davasına son vermek için ortaya koydukları planlar karşısında Hamas'ın aldığı zorunlu tedbirlerden ibarettir. Yani onlar sadece Hamas'ı ortadan kaldırmak için değil Filistin davasına son vermek için de çalışıyorlar. Bugün Batı Şeria'da istikrar yok, her gün vatandaşlara saldırılıyor, mücahidler tutuklanıyor, mücahidler hakkında soruşturma açılıyor, mücahidlerin silahları toparlanıyor ve hatta Cenin'de mücahidlerin tutukladığı Siyonist subayı bile işgalcilere teslim ettiler. Ancak tüm bunlara rağmen Batı Şeria'daki şerefli insanlar eli ile Batı Şeria'ya istikrarın hakim olacağına inanmaktayım.

Kudüsyolu: Hamas hareketinin sürekli olarak diyoloğa çağırmasına rağmen Abbas reddiyor ve hatta tüm rahatlığı ile Olmert ile sık sık görüşebiliyor, yeni anlaşmalara imza atıyor ve Olmert'in yanında Hamas'ı kasdederek "katillilerle görüşmem" diyebiliyor. Bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Farac: Abbas, diyoloğu reddettiği gibi Gazze'de yaşananları araştırmak için Arap devletleri tarafından oluşturulan heyetin gerçekleri ortaya çıkarmasını da reddetmektedir. Resmi bir heyetin oluşturulmasını da reddetmektedir. Diğer yandan Abbas, Avrupa devletlerinden Gazze'ye birlik yerleştirilmesini istedi. Ve durum Rafah sınır kapısının kapatılması ile sonuçlandı. Gıda, ticari maddelerin ve sınırda bekleyenlerin Gazze'ye girmesine izin verilmiyor. Sadece Abbas'ın istediği kişiler girebiliyor. Abbas siyonist düşmanla ne kadar ilişkilerini geliştirirse geliştirsin, sözlerinden çıkmasın, hediyeler sunsun... Sonunda bir gün o da hata yaptığını, serap gördüğünü fark edecektir.

Kudüsyolu: BM aralarında 40 civarında Filistinli milletvekili ve belediye başkanlarının da bulunduğu 10 binden fazla Filistinli ve Lübnanlı esir için hareket etmezken Filistinli mücahidlerin ellerinde bulunan Siyonist asker için dünyanın altını üstüne getiriyor. Bu konuda neler diyeceksiniz?

Farac: BM, Amerikanın kararlarına bağlıdır. Amarikanın kararları da İsrail'e bağlıdır. Bundan dolayı BM, Amerika ve İsrail'in işaretiyle harekete geçiyor. Bundan dolayı ne Birleşmiş Milletlerin ne de başkasının bu sorunu çözmek için hareket edeceğini düşünmüyorum. İsrail ve Amerika'nın da esirleri serbest bırakmak gibi bir niyeti yoktur. Onlar, Filistin'in seçilmiş vekillerini tutukladılar. Bu kadar çirkin bir suç işlenebiir mi? Filistin Meclisinin 3/1 siyonist hapishanelerde. Amerikan kongresinin başkanının yada İsrail Meclisinin başkanının, Avrupa Parlemantosu, Fransa yada İsrail meclis başkanlarının bizler tarafından kaçırılmış olduğunu bir düşünün. Hatta bir tane milletvekillerinin kaçırıldığını tasavvur edin. Sizce neler olabilir? Dünyada yer yerinden oynar.

Kudüsyolu: Bildiğimiz üzere Aziz Düveyk hastaydı. Şuan durumu nasıl acaba?

Farac: Evet, Aziz Düveyk'in hastalığı ağırlaşarak devam ediyor. Çünkü tedavi adına bir şey yapılmıyor. Hapishanedeki kötü koşullardan dolayı sıkıntıları her geçen gün daha da şiddetlenmektedir. Dr. Düveyk'in halk tarafından seçilmesinin dışında suçu neydi?

Birkaç gün önce de Siyonist hapishanelerde bulunan bir Filistinli esir daha ihtiyaç duyduğu gerekli tedavi yapılmadığı için hapishanede şehid oldu.

Kudüsyolu: Türkiye'deki bazı yazarlar ve odaklar özellikle son zamanlarda 'İran'ın Irak'taki Filistinlilerin öldürülmesi için Şii milisleri desteklediğini ve başta Mehdi Ordusu olmak üzere Şiilerin, Sünnileri öldürme adına Filistinli mültecileri katlettiğini' dile getiriyorlar. Irak'taki Filistinli mültecilerden sizlere bu yönde şikayetler geliyor mu? Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Farac: Ben bunun doğru olduğuna aklen ve kalben inanmıyorum. Bu vebali çok büyük bir iddiadır ve böyle bir şeyin yapılması gerçekten çok büyük bir cürümdür. Biz de elbette duyuyoruz bu söylentileri, gerek Iraklılardan, gerek internet sitelerinden, haber ajanslarından ama bizim kaynaklarımız bunlar değil. Nelerin olduğunun ve olabileceğinin az çok farkındayız. Irak'ta İslam ümmetini derinden üzen fitne olayları yaşanmakta. Bu iddia sahiplerinin gerçekten sahih delilleri varsa ve ispatlanırsa getirsinler şiddetli bir şekilde tepkimizi gösterelim. Irak'ta işgalden sonra Filistinli mültecilerin büyük bir mağduriyet yaşadığı hatta saldırılara maruz kaldığı bir gerçek. Biz bundan direk olarak işgali ve Irak hükümetini sorumlu tutar, hesap sorarız. Ancak apaçık ortada ki bu iddialar Amerika'nın İran'ı yalnızlaştırma politikasının enformasyonundan başka bir şey değil. Biz bu dili Amerika dili olarak görüyor, böyle inanıyoruz. Zira İran kendini bu konuda ispatlamış, Filistinlileri ve Filistin davasının hamiliğini bir görev bilmiştir.

- Bu sırada yanımızda bulunan ve röportajımızı izleyen Hammad Hasanat(*) söz aldı.

Hammad Hasanat: Bak kardeşim öncelikle bu iddiaların nasıl geliştiğini, nasıl iddia edilebildiğini iyi tespit edebilmek adına aslında şunları bilmek ona göre tahlil etmek gerekiyor. Saddam, İran-Irak savaşından beri, hem İran'a karşı hem de Irak'ta Saddam'a karşı senelerdir mücadele eden Şii hareketlere El Fetih tarafından askeri olarak desteklendi. Bu hoş olmayan bir gerçek. Yani orada Sadr grubu da başta olmak üzere Şiiler Saddam ile mücadele ederken hatta savaşırken karşılarındaki Saddam ordusu içerisinde El Fetih askerlerini de gördüler yani Filistinlileri. Saddam'a karşı direnenler İslam adına direniyordu ancak diktatör Saddam'a yardıma koşanlar ne İslam için, ne Sünnilik için gittiler. Arap davası, menfaat davası güdüldü. Ve bu mücadelede yüzbinler katledildi. Bunlar bilinmesi gereken gerçekler. Olanları bu gerçeklere göre değerlendirmeliyiz. Bunlar yeni olmuyor. İşte yaşanan bu gerçekler birileri tarafından menfaatleri gereği kullanılmaya çalışılıyor, sonuç olarak bu zeminden istifade edip bu iddiaları doğuruyorlar.Ben kardeşimin dediği gibi ne İran'ın ne de Sadr grubunun Sünnileri öldürme adına Filistinlileri katlettiğini, desteklendiğini bir fitne dili olarak görüyor ve inanmıyorum. İran, Filistinlilerin haklarını ve Filistin davasını temeline koymuş istisna bir ülke. Biz bu konuda her vesileyle teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Fitne ortamında özellikle fitneciler destek toplamak, tepki çekmek için bu dili kullanıyorlar. Saddam da 'Sünni'liği kullandı. Burda da hem 'Filistinli'lik hem 'Sünni'lik kullanılıyor. Şuan görmüyor musunuz işte El Fetih'in eylemlerini. Ellerinde Saddam'ın, Arafat'ın, Semih Medhun'un resimleri "Hamas Şii, Hamas Şii' diye sloganlar getiriyorlar. Gerisini siz düşünün. Mahmud Abbas basına verdiği demeçte 'Hamas, El Kaide bağlantılıdır' diyor, diğer yandan Dahlan meydanlarda 'Şii Hamas' diyor. Bu Hamas'ın ne Şii ne El Kaide olmadığının bir göstergesi. Ama saldırmak için hangi dil gerekiyorsa kullanıyor. "Fitne, öldürmekten beterdir."

Irak'taki Filistinli mültecilere gelince, işgalden sonra gerçekten mağdur bir duruma düştüler. Saldırılara uğradılar. Şuan Suriye sınırında evlerinden kaçmış Suriye'ye iltica etmek isteyen yüzlerce Filistinli aile var. Bizler hem Müslüman olarak hem de bir Filistin hareketi olarak onlara sahip çıkmak zorundayız. Bu konuda da işgali 'sebep', Irak hükümetini de 'sorumlu' göstermek durumundayız.

Kudüsyolu: Abbas'ın düşmanlığının gerçek sebebi ne peki?

Farac: Filsitin topraklarında iki farklı siyaset ortaya çıktı. Bunlardan birincisi Amerikan projelerini reddedenler ki bunlar direnişi devam ettirenlerdir. Ve bunun karşısında bir diğer siyaset de var ki İsrail'in Amerika'nın planlarına teslim olanlar içindir. İkinci siyaseti de Abbas yürütmektedir. İnsanların kendi haklarını savunmalarını, işgale karşı başlarını kaldırmalarını istemiyorlar.

Özellikle bugünlerde Filistin direnişini sonlandırma adına Amerikan planlarını gece gündüz uygulamak için çalışıyorlar. Hamas'a son vermek istiyorlar. Hamas'a son verseler direniş son mu bulacak. Hayır! İslami cihad, direniş bayrağını teslim alacak. Şayet İslami Cihad'a son verseler, direniş bitecek mi? Elbette hayır! Başka bir hareket gelecek ve direnişi devam ettirecek. Nasıl ki Filistin direnişi Siyonistleri Gazze'den çıkmaya mahkum etti ve yine Hizbullah kahramanları Siyonistlerin yenilmezlik efsanesine son verdi. Yakın bir zamanda direniş kazanacak ve zafer gerçekleşecektir inşallah.

Kudüsyolu: Arap Birliği yeni bir girişimde bulunarak Arap-İsrail barışı için Mısır ve Ürdün dışişleri bakanlarını Siyonistlere gönderdi? Arap ve Siyonistler arasında barışın gerçekleşmesi mümkün mü?

Farac: Bu çabalar boşa gidecek girişimlerdir. Siyonistlerle yapılacak barış, Kudüs'ten, mültecilerin haklarından ve daha bir çok haklarımızdan tavizler verilerek gerçekleşebilecek bir girişdir. Şimdiye kadarki barış girişimleri bizlere herhangi bir kazanımı olmamıştır. Bundan sonra da olacağına inanmıyoruz. Sonbaharda düzenlenmesi planlanan konferans da başarısızlıkla sonuçlanacak, Abbas hiç bir şeyi gerçekleştiremediğini anlayacaktır.

Kudüsyolu: Abbas'ın ilan ettiği tarihte erken seçimlerin gerçekleşmesi mümkün mü?

Farac: Abbas, Gazze'nin darbecilerden temizlenmesinden sonra bir çok karar aldı. Bu kararlardan birisi de erken seçim kararıydı. Ne Abbas ne de milyonlarca Abbas, erken seçimleri normal tarihinden önce uygulamaya güç yetiremeyecektir. Anayasada başkanlık ve milletvekilliği seçimlerinin her 4 senede bir yapılacağı belirtilmiştir. Abbas kanunları ve Anayasayı çiğnemektedir. Bundan dolayı biz, Abbas'ın anayasayı çiğnemesinden ötürü kanuni ehliyetini kaybettiğine inanmaktayız. Yani bu karar hem yasal değildir hem de toplum bazında uygulanması mümkün değildir. Gazze'de nasıl uygulayabilecek? Şayet seçimler güvenilir bir ortamda yapılırsa Hamas, bir önceki seçimden daha fazla oy alarak başarı ile çıkacaktır. Abbas bunu bilmiyor mu?

Kudüsyolu: Batı Şeria'da uygulaması mümkün mü?

Farac: Batı Şeria'da da uygulaması mümkün değil. Belki sadece Mukataa'da yapabilir. Kudüs'te de Siyonistlerin kontrolünde yapabilir. Bunun dışındaki yerlerde yapması mümkün değildir.

Kudüsyolu: Peki Filistin topraklarındaki bu durum ne zamana kadar devam edecek?

Farac: Abbas'ın rüşdüne dönünceye ve aklını başına alıncaya, Filistin anayasasına, meclisine, hükümetine ve emniyet gerekçesiyle aldığı kararlara karşı giriştiği darbeden geri adım atıncaya kadar devam edecektir.

Kudüsyolu: Şayet bu girişimlerinden geri adım atmazsa ne olacak?

Farac: Şayet geri adım atmazsa Filistin bu hal üzerine devam edecektir.

Kudüsyolu: Fakat Gazze'ye yönelik geniş kapsamlı ve şiddetli bir ambargo uygulanıyor.

Farac: Biz, ambargolara alışığız. İnşallah bu ambargoya da son vereceğiz. Gazze'de ekonomik krizin olduğu bir gerçektir. Fakat Hamas'ın halkın kalbinde daha da sağlam bir yer edindiği de gerçektir.

Batılı zihniyete sahip insanlar Hamas'ın darbeci grupla olan mücadelesini Hamas-El-Fetih yani bir iç çatışma olarak yansıtmaktadırlar.

Elbette bu doğru değil. El-Fetih'in büyük bir çoğunluğu bu fitne olaylarına karışmadı. Dayton ve ihtilalcilere bağlı olan %5 lik bir gurup Filistindeki fitne ateşini körüklemiş ve davasına ihanet etmiştir.

Gazze'yi siyonist işgalcileri def ederek kurtaran, daha sonra işbirlikçilerin ikinci işgalinden kurtararak özgürleştiren direniş, Allah'ın izni ile ambargodan da Gazze'yi galip çıkarmaya güç yetirecektir.

Kudüsyolu: Aydınlatıcı açıklamalarınızdan dolayı çok teşekkür ediyoruz.

Farac: Biz size çok teşekkür ediyoruz ve aracılığınızla tüm sevgili Türkiye halkına selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz.

Kudüs Yolu
İsa Eren / Kahire






İsa Eren, Muhammed Farac, Filistin Eski İçişleri Bakanı Hani Kavasimi, Adalet Bakanı Yardımcısı Ömer Burç ve Şeyh Ahmed Yasin'in oğlu Abdulhamid Yasin ile...



Hammad Hasanat, Şehid Abdulaziz Rantisi'nin torunu küçük Abdulaziz Rantisi ile...

* Hammad Hasanat 'Şeyhul Kassam' diye tanınır. Şeyh Ahmed Yasin'in en eski arkadaşı olan Hammad Hasanat'ın oğlu Yasir Hasanat Şehid İzzettin el Kassam Tugayı'nın ilk şehididir.

Filistin Haberleri