Muhammed el-Hindi: ABD ve İsrail'in İran Hesabı Tutmadı!

Filistin İslami Cihad Hareketi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Muhammed el-Hindi, El-Meyadin için kaleme aldığı kapsamlı analizde ABD ve işgalci İsrail'in İran'a yönelik askerî ve ekonomik baskı politikalarını değerlendirdi.

El-Hindi, Washington yönetiminin Tahran'da rejim değişikliği gerçekleştirme hedefinin beklenen sonuçları vermediğini savundu. İran'ın direncinin yalnızca bölgesel dengeleri değil, ABD'nin küresel liderlik iddiasını da ciddi biçimde sınadığını ifade etti.

Trump'ın İran Politikası ve İsrail'in Rolü

Muhammed el-Hindi, İsrail'in önceki dört ABD başkanını İran'a karşı doğrudan savaşa sürükleme konusunda başarılı olamadığını, ancak Donald Trump döneminde bu hedefe ulaştığını belirtti.

Trump'ın dünya barışına ilişkin vaatlerine rağmen İsrail'in bölgesel hedefleri doğrultusunda hareket ettiğini savunan el-Hindi, İran'a yönelik saldırıların temel amacının mevcut yönetimi devirmek ve yerine Batı ile İsrail'in çıkarlarına uygun bir yönetim oluşturmak olduğunu belirtti.

El-Hindi'ye göre ABD'nin İran karşısındaki tutumu, doğrudan ulusal güvenlik kaygılarından ziyade stratejik su yolları, enerji kaynakları ve bölgesel üstünlük arayışından kaynaklanıyor.

Irak'tan İran'a: Ancak Dünya Artık Eskisi Gibi Değil

İran'a yönelik politikanın 2003 yılında Irak'a karşı yürütülen savaşla benzerlikler taşıdığına dikkat çeken el-Hindi, Irak işgalinin Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından ABD'nin tek kutuplu dünya düzeninde baskın güç olduğu bir dönemde gerçekleştirildiğini hatırlattı.

Ancak bugünün uluslararası koşullarının farklı olduğunu vurgulayan el-Hindi, Çin'in yükselişi, Rusya'nın küresel güç mücadelesi ve çok kutuplu dünya düzenine geçişin Washington'ın hareket alanını daralttığını ifade etti.

El-Hindi'ye göre ABD, İran'a karşı Avrupa, Asya ve Körfez bölgesindeki müttefiklerinden beklediği açık desteği sağlayamadı. Bu durum Washington'ın İsrail ile birlikte hareket etmesine neden oldu.

Washington'ın Üç Büyük Hesap Hatası

Muhammed el-Hindi, Trump yönetiminin İran politikasında üç temel stratejik hata yaptığını savundu.

İlk olarak, küresel enerji ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı çevresinde askerî çatışmaya girilmesinin zamanlama açısından yanlış olduğunu belirtti. Küresel güç rekabetinin yoğunlaştığı bir dönemde ABD'nin bölgeyi kontrol etme kapasitesinin sınırsız olmadığına dikkat çekti.

İkinci olarak, Washington yönetiminin İsrail'in askerî ve siyasi değerlendirmelerine gereğinden fazla güvendiğini . İran yönetiminin kısa süreli ve yoğun saldırılarla devrilebileceği beklentisinin gerçekçi olmadığını belirtti.

Üçüncü hata ise İran toplumunun tarihsel, kültürel ve dinî özelliklerinin yeterince anlaşılmaması olarak gösterildi.

El-Hindi, İran halkının dış müdahalelere karşı geliştirdiği tarihsel direncin göz ardı edildiğini, ülkenin siyasi yapısının yalnızca askerî güç kullanılarak değiştirilemeyeceğini ifade etti.

Askerî Baskıdan Ekonomik Kuşatmaya

El-Hindi, askerî operasyonlarla hedeflenen siyasi sonuçlara ulaşılamamasının ardından Washington'ın ekonomik yaptırımları daha da ağırlaştırmaya yöneldiğini değerlendirdi.

İran'ın Çin, Rusya, Hindistan, Türkiye, Irak ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle yürüttüğü ticari ilişkilerin sınırlandırılmasının hedeflendiğini belirtti.

Ancak İran'ın uzun yıllardır devam eden yaptırımlara rağmen üretim kapasitesini geliştirmeye çalıştığını ve dış ekonomik baskıların tek başına ülkenin siyasi iradesini değiştirmeye yetmeyeceğini savundu.

Ekonomik baskının halk üzerinde ciddi sıkıntılar oluşturabileceği kabul edilirken, bunun siyasi sonuçlarının İran toplumunun dayanışmasına ve ekonomik koşullara vereceği tepkiye bağlı olduğu belirtildi.

İran'ın Direnci ABD'nin Askerî Üstünlüğünü Sorgulatıyor

El-Hindi, ABD'nin dünyanın en güçlü askerî kapasitesine sahip ülkelerinden biri olmasına rağmen savaşların yalnızca teknoloji ve silah üstünlüğüyle kazanılamayacağını vurguladı.

İran'ın uzun yıllar boyunca savaşlar, yaptırımlar ve dış baskılar karşısında siyasi bağımsızlığını korumayı başardığını savunarak mevcut çatışmanın ülkenin savunma stratejisini yeniden şekillendirebileceğini ifade etti.

Özellikle Hürmüz Boğazı üzerindeki askerî ve stratejik kontrolün Tahran açısından giderek daha önemli hâle geldiğini belirtti.

El-Hindi ayrıca dış saldırıların İran'da nükleer caydırıcılık tartışmalarını güçlendirebileceğini ve gelecekteki savunma politikalarını etkileyebileceğini değerlendirdi.

Filistin Direnişini İran'a Bağlama Stratejisi Eleştirildi

Muhammed el-Hindi, Washington ve İsrail'in Filistin direnişini yalnızca İran'ın bölgesel etkisinin bir uzantısı olarak göstermeye çalıştığını savundu.

Bu yaklaşımın Filistin meselesinin tarihsel ve siyasi nedenlerini göz ardı ettiğini ve bölgedeki çatışmaları daha geniş bir İran karşıtlığı çerçevesinde değerlendirdiğini belirtti.

El-Hindi'ye göre söz konusu strateji, Filistin halkının mücadelesini bağımsız bir mesele olarak ele almak yerine bölgesel güç rekabetinin parçasına dönüştürüyor.

Gazze'deki ağır insani yıkımın da ABD ve İsrail politikalarına yönelik uluslararası tepkileri artırdığına dikkat çekti.

Çok Kutuplu Dünya ABD'nin Önündeki En Büyük Engel

El-Hindi, İran karşısında yaşandığını savunduğu başarısızlığın yalnızca askerî bir sonuç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

Çin'in ekonomik ve stratejik yükselişi, Rusya'nın uluslararası sistemdeki konumunu güçlendirme çabaları ve Batılı müttefikler arasındaki görüş ayrılıklarının ABD'nin tek taraflı karar alma kapasitesini sınırlandırdığını ifade etti.

Trump yönetiminin İran, Rusya ve Çin ile ilişkilerinde karşılaştığı zorlukların, Washington'ın küresel hegemonyasının giderek daha fazla sorgulanmasına neden olduğunu savundu.

ABD ve İsrail İçin Tarihî Bir Dönüm Noktası mı?

Analizinin sonuç bölümünde Muhammed el-Hindi, İran yönetiminin devrilmesi hedefine ulaşılamamasının diğer ülkeler açısından da önemli sonuçlar doğurabileceğini öne sürdü.

Askerî ve ekonomik bakımdan dışa bağımlı ülkelerin uluslararası baskılar karşısında daha kırılgan hâle geldiğini belirterek siyasi bağımsızlığın korunmasında ekonomik üretim kapasitesi ve savunma gücünün önemine dikkat çekti.

ABD ile İsrail'in bölgesel politikalarına karşı Batı ülkelerinde yükselen toplumsal tepkilerin de uluslararası siyasi dengelerin değişmekte olduğuna işaret ettiğini savundu.

El-Hindi, İran'da rejim değişikliği hedefinin gerçekleşmemesinin ABD'nin küresel gücünün sınırlarını ortaya koyabileceğini ve İsrail'in bölgesel üstünlük stratejisine ciddi bir darbe vurabileceğini değerlendirdi.

Muhammed el-Hindi, analizini İran'ın bağımsızlığını koruma konusundaki ısrarının ve dünyada giderek belirginleşen çok kutuplu güç mücadelesinin Washington ile Tel Aviv'in bölgesel hedeflerine ulaşmasını daha da zorlaştıracağı öngörüsüyle tamamladı.

Yazar: Dr. Muhammed el-Hindi – Filistin İslami Cihad Hareketi Genel Sekreter Yardımcısı

Kaynak: El-Meyadin (Al Mayadeen)

Ortadoğu Haberleri