Mısır resmen eziyet ediyor

Rafah sınır kapısına gelen tüm batılı ülkelere mensup heyetler hemen içeriye bırakılıyor...

Gazze'ye yardım için koşan Yeryüzü Doktorları, İHH, Deniz Feneri, Cansuyu, İsra Derneği, Erenler Vakfı gibi Türk kuruluşları ve İslâm ülkelerinden gelen yardım kuruluşları mensuplarına Mısır yetkilileri resmen eziyet ediyor. Rafah sınır kapısına gelen tüm batılı ülkelere mensup heyetler hemen içeriye bırakılıyor. Bizler ise günlerce eziyet gördük. Bugün git yarın gellere dayanamayıp gümrük binasında oturma eylemi yapıyoruz. Mısırlı yetkililer ışıkları bile söndürüyorlar.
Filistinli kardeşlerimizin yaralarını sarmak için 21 Şubat'ta İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan Yeryüzü Doktorları'na mensup 10 kişilik heyetle yola çıkıyoruz. Filistin Sağlık Bakanlığı'nın istediği genel cerrahi, kalp damar cerrahisi, kulak burun boğaz, göz hastalıkları, çocuk, diş hekimliği gibi dallarda doktorlar ile hastanecilik ve malzeme temininde uzman arkadaşlar ve bir eczacı arkadaşımız ekipte yer alıyor. Bu grubun hazırlayacağı raporlara göre inşallah ikinci ve üçüncü heyetler yola çıkacaklar.
Gitmeden evvel Dışişleri Bakanlığı ve Kahire Elçiliği ile yazışmalarımızı yaparak onlardan gerekli ön izni aldık ve sevinç ve mutlulukla ülkeden ayrıldık. Savaş ortamında bulunmanın vereceği tedirginliği, şehitlik mertebesine ulaşacak olmak gideriyordu.
Kahire Havalimanı'na inince yeşil pasaportu olan 8 arkadaşımız geçiyor. Mavi pasaportlu olan arkadaşlarımız ise takılıyor. Büyükelçiliğimizin gönderdiği turizm acentası bu sorunu çözüyor. Daha evvelden Mısır'a geldiğimizde havaalanında kolayca vize alınabiliyordu, fakat bunu şimdi çok zorlaştırmışlar. Havalimanındaki Türklerle konuşurken Türkiye'deki Mısır Elçiliği'nin bu dönemde çok zor vize verdiğini, hatta birçoğunun iki hafta beklediğini ve çok kişinin geri çevrildiğini öğreniyoruz.

BEKLEME DÖNEMİ BAŞLIYOR
Daha sonra Kahire Büyükelçiliği'ne gidiyoruz. Büyükelçilik binası eski ve küçük bir bina. Önce girişteki güvenlik bölümünde bekletiliyoruz. Eski milletvekili arkadaşımız duruma itiraz edince, içerisinin küçük olduğu ve yeterli yer bulunmadığı söyleniyor. Israrlı talep üzerine içeri alınıyoruz. Güzel ve bakımsız bir bina olan Büyükelçilik'te bizi görevli üç katip arkadaşımız karşılıyor. Kürşat Tüzmen'in çeşitli temaslar için Kahire'ye geldiğini ve Mısır Büyükelçimizin kendisinin yanında bulunduğu bize iletiliyor. Bizse bu arada Rafah sınır kapısından geçiş için gerekli olan belgeleri istiyoruz. Beklemek zorunda kalıyoruz. O sırada Cansuyu Yardım Derneği'nden arkadaşlar da Büyükelçiliğe geliyor. Sekreterler gelince sadece ismimizin Latin harfleri ile yazıldığı Arapça belgeleri sevinçle alıyoruz. Kahire'den kiraladığımız minibüsle Rafah sınır kapısına doğru yola çıkıyoruz. Seyahatimiz beş buçuk saat sürüyor. İskenderiye şehri ile Kahire rasındaki bu alan Nil nehrinin delta ovaları oluşturduğu bölge olup, Afrika'nın doğasına aykırı bir şekilde yemyeşil. Daha sonra iki kıtayı birbirinden ayıran Süveyş Kanalı'ndan geçiyoruz. Süveyş Kanalı'ndaki köprü, viyadüklerle yapılmış, bizim Boğaz Köprüsü'nü hatırlatan bir köprü. Köprünün altından sürekli gemiler geçiyor. Süveyş Kanalı'nı geçtikten sonra Tih Çölü'ne geliyoruz. Bu bölge tamamen çöl...
Mısır İsrail'le yaptığı anlaşma gereği bu bölgede sınırlı sayıda asker bulunduruyor. Fakat yolda çok sayıda kontrol noktası var. Türkiye'den gelen doktorlar olduğumuzu söyleyince Mısır halkı kolaylık gösteriyor. Yolda hızla ilerlerken arkadan gelen bir araba hızla bizi durdurarak minibüsümüzün üstündeki paketlerden birinini uçtuğunu söylüyor ve arkadan gelen aracın paketi getireceğini belirtiyor. İnsanlar iyi niyetli ve yardımsever... Gelen gerçekten büyük bir kutu, bu kutunun yapacağımız göz ameliyatları için getirdiğimiz göz mikroskobunun kutusu olduğunu görünce biraz endişeleniyoruz. Kutuyu açtığımızda mikroskop optiğinin zedelendiğini ve bazı cam parçalarının kırılmış olduğunu görüyoruz. Yolda ilerlerken ilk kontrol noktasında durdurulduğumuzda bizim yolda neden durduğumuzu sorguluyorlar. Anlıyoruz ki sıkı bir takip altındayız.
İçimizden Arapça bilen arkadaşlarımız elçiliğin verdiği kağıtları tercüme edince, Türk Büyükelçiliği'nin bize verdiği kağıt bizi şaşırtıyor. Kağıtta bizim her türlü uyarılara rağmen (!) hiç bir hukuki hakkımızın bulunmadığı ve her türlü tehlikeye rağmen bölgeye kendi isteğimizle geldiğimiz belirtiliyor. Biz kağıdın bizim için izin kağıdı veya benzeri bir şey olduğunu düşünürken kağıtta izin ile ilgili ya da geçişimize yardım edilmesi hakkında hiçbir ibare yok. Bu durumun bizi ayrıca şaşırttığını da belirtmek isterim. Sina Yarımadası'nı aştıktan sonra akşamüstü sınıra varıyoruz. Kapıda bekleyen diğer Türk arkadaşlar bugün Türklerden kimsenin Gazze şeridine girişine izin verilmediğini belirtiyor. Kapıdaki görevliler ise bize yarın gelmemiz gerektiğini söylüyorlar. Mecburen biz de 45 km gerideki Ariş kentine gidip bir otele yerleşiyoruz. Ertesi sabah erkenden Rafah sınır kapısına doğru yola çıkıyoruz. Kısa bir yolculuktan sonra varıyoruz ve kapıda beklemeye başlıyoruz. İçeri İsveçli, İngiliz, Alman, İrlandalı gibi bir çok farklı ülkeden heyetler giriyor. Fakat Müslüman ülkelerden gelenlerin hiçbiri kabul edilmiyor. Biz de kapıdan içeri girmek için çaba göstermeye başlıyoruz. Fakat sınır kapısında bekleyen arasında Cansuyu Derneği, Deniz Feneri, İHH, Erenler Vakfı gibi Türk kuruluşlarının bulunduğunu belirtmek isterim. Pasaport işlemlerini yaptırırken Mısır İstihbarat Servisi görevlileri pasaportlarımızı bize geri veriyorlar ve "Kendilerine Kahire'den onay haberi gelmedikçe, bizi sınırın öteki tarafına geçiremeyeceklerini" belirtiyorlar. Bundan dolayı T.C. Mısır Büyükelçiliği ve Dışişleri Bakanlığı ile temasa geçiyoruz. Grubumuzda bulunan iki eski milletvekilinin de katkısıyla diplomatik çabalarımızı sürdürüyoruz. Fakat tüm çabalarımıza rağmen bir sonuç alamıyoruz ve akşama kadar pasaport binasında bekliyoruz.

Oturma eylemi yapıyoruz
Akşam olunca Rafah kapısında çalışan Mısırlı yetkililer bizden binayı terketmemizi oldukça kaba bir şekilde istiyorlar. Bu sert tutum karşısında 10 kişilik Türk heyeti olarak ortak bir karar alıyoruz ve kendilerinin bu kaba tutumlarına hiçbir cevap vermeden binanın içerisinde oturmaya karar veriyoruz. Gece olunca Mısırlı yetkililer binanın ışıklarını söndürüyorlar. Bizse binanın salonunda oturmaya devam ediyoruz. Mısırlı yetkililer bizim bu binayı terketmeyeceğimizi anladıklarından olsa gerek geceyarısı ışıkları açıyorlar. Geceyi mescidde geçiriyoruz. Tabandan gelen aşırı soğuğa rağmen uyumaya çalışıyoruz. Sabah sınır kapısı memurları erkenden geliyorlar, fakat saat 14.00'e kadar kapıyı yine açmıyorlar. Saat 14.00'ten sonra tüm Batılı basın mensupları, doktorlar, yardım kuruluşu temsilcileri Gazze Şeridi'ne giriyorlar. Buna karşılık Müslüman ülkelerden gelen kişilere ise haksız uygulama devam ediyor. 35 Güney Afrikalı doktor bizim gibi gümrük binasına girmeyi başarıyor fakat yine Mısırlı yetkililer tarafından karşıya geçirilmeyince içlerinden birisi bu çifte standarda dayanamayıp Mısırlı görevliye bir yumruk atıyor.
YARIN: Nihayet sınırı geçebiliyoruz
Vakit

Filistin Haberleri