Middle East Monitor: ABD'de enerji faturaları Trump yönetimini devirebilir

Middle East Monitor’e göre ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’ın savaşı bitirme önerisini reddetmesi, diplomatik bir değişkenden ekonomik bir değişkene dönüştü.

Middle East Monitor, ABD Başkanı Donald Trump’ın 26 Eylül’de İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve düşmanlıkların sona erdirilmesine yönelik önerisini reddettiğini açıklamasının ardından, bu reddin diplomatik bir değişkenden ekonomik bir değişkene dönüştüğünü yazdı. Rapora göre Trump’ın Tahran’ın önerisine verdiği “hayır”ın maliyeti, ABD genelindeki benzin istasyonlarının fiyat ekranlarında şimdiden görülüyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, Trump’ın açıklamasından saatler sonra, iki taraf arasında mesaj taşıyan arabulucuların bu reddi Tahran’a iletmediğini söyledi. Washington da reddettiğini iddia ettiği İran önerisinin yerine hangi planı koyacağını açıklamadı.

Rapora göre Hürmüz Boğazı’nın yedi aydır kapalı olmasının ardından ABD’nin pratik politikası açık bir “hayır”, özel ancak doğrulanmamış bir iletişim kanalı ve belirli bir takvimin yokluğuyla sınırlı. Bu unsurların her birinin ölçülebilir bir maliyeti bulunuyor; ancak Middle East Monitor’e göre bu maliyetlerin hiçbiri Washington’da ödenmiyor.

Hürmüz’de yedi aylık kapanma

ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA) verilerine göre 2025’in ilk yarısında Hürmüz Boğazı’ndan günde yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçiyordu. Bu, küresel petrol ürünleri tüketiminin yaklaşık beşte birine, dünya deniz yolu petrol ticaretinin dörtte birinden fazlasına ve küresel LNG’nin yaklaşık beşte birine denk geliyordu.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), 4 Mart’ta Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından bu yana yaşanan durumu küresel petrol piyasası tarihindeki en büyük arz kesintisi olarak tanımladı. Boğazdan geçen görünür gemi sayısı, tarihsel ortalaması olan günde yaklaşık 138’den 12 Temmuz’da günde yalnızca 6’ya düştü.

EIA’nın kısa vadeli görünümünde, Hürmüz Boğazı’ndan petrol akışının 2027 başına kadar günde yaklaşık 4,9 milyon varilde kalacağı varsayılıyor. Boğaz kapanmadan önce bu rakam günde 21,6 milyon varildi. Rapora göre bu varsayım, çıkmazın süreceği yönünde bir tahmin anlamına geliyor ve ABD’deki tüm yakıt fiyatı modellerine yansımış durumda.

Dizel ve sigorta maliyetleri

EIA’nın karayolu taşımacılığında ek yakıt maliyetlerinin belirlenmesine esas alınan haftalık dizel fiyatı, 24 Ağustos’ta galon başına 5,652 dolara çıkarak 2026’nın en yüksek haftalık seviyesine ulaştı. 31 Ağustos’ta ise 5,599 dolar olarak kaydedildi. Bu, çatışma öncesi seviyenin yaklaşık 1,79 dolar üzerinde ve yüzde 47’lik bir artışa işaret ediyor.

Rapora göre Ohio’daki Columbus’tan yük taşıyan bağımsız bir kamyon şoförü ya da Iowa’daki Des Moines’te faaliyet gösteren bölgesel bir mağaza için bu fark yalnızca makro ölçekli bir ekonomi kavramı değil; her faturaya ve hesaba yansıyan ek yakıt maliyeti anlamına geliyor.

İkinci maliyet kanalı sigorta. Basra Körfezi’nden geçen gemiler için savaş riski sigorta primi, gemi gövdesi değerinin yüzdesi olarak hesaplanıyor ve ilk saldırılar başlamadan önce bile her sefer için yüzde 0,125’ten yüzde 0,2 ila 0,4’e yükselmişti.

Sigorta teminatı hâlâ mevcut olsa da bir deniz sigortası analistinin Temmuz’da Al Jazeera’ya söylediğine göre sigorta koşulları “bir deniz seferinin ekonomik verimliliğini önemli ölçüde değiştirebiliyor.” Ağustos başına gelindiğinde, kriz 150 günü aşarken deniz taşımacılığı sektörü, maliyetlerinin yalnızca bir kısmı ödenmiş çok sayıda sözleşmeyle karşı karşıyaydı. Bu maliyetler Houston, Long Beach ve Baltimore limanlarına giren yüklere, nihayetinde Michigan ve Ohio’daki taşımacılığa bağımlı üreticilere aktarılıyor.

Ekonomik tahminler baskıyı tam yansıtmıyor

Ekonomik tahminler tüm bu baskıları tam olarak yansıtmıyor. IMF, yapay zekâ kaynaklı yatırım artışının bunun bir kısmını telafi etmesi nedeniyle küresel etkinin sınırlı olduğunu iddia etti. Wall Street Journal’ın Temmuz ayında 74 ekonomist arasında yaptığı ankette ABD’de resesyon olasılığı yüzde 25 olarak öngörüldü; bu oran önceki yüzde 33’ten düşüktü. Buna karşın BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), 2026’da ticaret ve ekonomik büyümenin yavaşlayacağını bekliyor.

Rapora göre Kuzey Virginia’daki veri merkezi inşaatı patlaması, Wisconsin’deki bir süt ürünleri taşımacılığı şirketinin yakıt maliyetini azaltmıyor. Krizin yükü eşit dağılmıyor; asıl baskı, riskini karşılama kapasitesi en düşük olan haneler ve daha küçük şirketler üzerinde yoğunlaşıyor.

Diplomatik belirsizlik ekonomik değişkene dönüşüyor

Middle East Monitor’e göre 26 Eylül’de ortaya çıkan belirsizlik tam da bu noktada diplomatik bir değişkenden ekonomik bir değişkene dönüşüyor. Sigortacılar ve emtia piyasası traderları en olası sonucu değil, makul sonuç yelpazesini fiyatlıyor ve önce en kötü senaryoları fiyatlara yansıtıyor.

ABD Başkanı’nın açık tutumu “öneriyi reddettim” olurken karşı taraf kendisine böyle bir bildirimin yapılmadığını söylediğinde, olası sonuçlar saldırıların yeniden başlaması ile yakın zamanda müzakerelerin başlaması arasında dalgalanıyor. Bir sigortacı her iki senaryo için de teminat veremez. Bu nedenle teminatını çatışmanın tırmanma olasılığına göre ayarlar ve daha yüksek ücret talep eder. Belirsizlik müzakere masasında bir değer taşıyabilir; ancak savaş riski sigortası fiyatlamasında karşılığında bir avantaj olmaksızın saf maliyet anlamına gelir.

Washington’ın seçenekleri ve sessizliğin maliyeti

Rapora göre Washington daha önce gerilimi azaltma aracının nasıl göründüğünü bildiğini göstermişti. ABD Başkanı 3 Mart’ta ABD Uluslararası Kalkınma Finansmanı Kurumu’na (DFC) Basra Körfezi üzerinden yapılan tüm deniz enerji ticareti için sigorta ve siyasi risk garantileri sağlamasını, gerekirse gemilere deniz eskortu tahsis etmesini emretmişti.

Haziran’da Washington ve Tahran, Hürmüz Boğazı’na ilişkin hükümler içeren bir ön mutabakat zaptı imzaladı. Ancak bu mutabakat, ABD’nin yükümlülüklerini ihlal etmesiyle sürmedi ve ABD “deniz ablukası” olarak adlandırdığı durumu yeniden tesis etti. Ağustos başında Trump, boğazın “tam kontrolünün” kendisinde olduğunu iddia etti. Üç hafta sonra dizel fiyatı 2026’nın en yüksek seviyesine ulaştı.

Middle East Monitor’e göre mevcut kayıtlar alternatif seçeneklerin yokluğunu değil, açıklanan seçeneklerin sürdürülmediğini ve maliyetlerinin şeffaf biçimde hesaplanmadığını gösteriyor.

Raporda, diplomatik bir açıklık bulunduğu belirtiliyor: ABD hükümeti öneriyi reddettiğini iddia ediyor; karşı taraf ise kendisine böyle bir şeyin bildirilmediğini söylüyor. Galon başına 5,60 dolar ödeyen karayolu taşımacısı ve ek savaş riski maliyetine katlanan üreticinin bilmeye hakkı olan asgari şey, ABD’nin bunun yerine hangi planı izlediği ve takviminin ne olduğudur.

Rapora göre Washington’ın planı beklemekse, vergi mükellefleri çıkmazın sürmesinin zamanlanmış ve bir anlamda bilinçli bir karar olduğunu bilmelidir. Mart sigorta planı ya da Haziran anlaşma çerçevesi yeniden canlandırılacaksa ayrıntıları yayımlanmalıdır. Sessizliğin maliyeti şu anda bile ABD otoyolları boyunca her benzin istasyonunun fiyat ekranında görülüyor.

Ortadoğu Haberleri