Metnin Dışına Çıkmak

İşgal devleti her seferinde bütün dünyaya ve özellikle de Araplara açık mesajlar vermeye gayret ediyor

Vâil Abdurrezzak El-Menâime

İşgal devleti her seferinde bütün dünyaya ve özellikle de Araplara açık mesajlar vermeye gayret ediyor. Bu mesajlardan biri de kendisinin görev devleti olduğu ve ihtisas alanı dışında bir şeyi yerine getiremeyeceği mesajıdır. O ihtisas alanı da tam olarak, Arap ve İslam aleminin tam ortasında güvenlik rolü oynamak, Arap kütlesini parçalamaya çalışmak, varlığını sürdürebilmek için kardeşler arasındaki anlaşmazlıkları körüklemektir.

Aynı zamanda yanılanlara propaganda yapmak için asılsız sloganlara da sarılmaya gayret etmekte, barış isteyen ve barış için çalışan demokratik bir devlet olduğunu iddia etmektedir. Kendisini birinci derecede ilgilendirenin Arap komşuları olduğunu, çünkü kimseyle savaş ya da düşmanlık içinde olmadığını ileri sürmektedir. Arap rejimlerinin, nerede olurlarsa olsunlar barışın düşmanları İslami direniş hareketlerine karşı kendisiyle birlikte hareket etmeleri gerektiğini söylemektedir.

Gerçekle yalan arasındaki bu çelişki gölgesinde, Siyonist terör hükümeti yeni bir kanun çıkarıyor. Kanuna göre, Suriye ya da Filistin liderliğiyle Golan'dan veya Kudüs'ten çekilmeyle ilgili herhangi bir anlaşma yapılması halinde, ki bunlar "İsrail"in işgal ettiği ve üzerinde kanunlarını tek taraflı olarak zorla uyguladığı topraklardır; bu bölgelerden çekilmeyi içeren bir anlaşma yapılması halinde bu anlaşmayı ilk önce Siyonist hükümetin onaylaması ve sonra da Knesset'in 61 milletvekili ve daha fazlasının onayıyla oy çokluğuyla kabul etmesi gerekmektedir. Knesset oy çokluğuyla bu anlaşmayı onaylarsa, Knesset'in bu onayının kabulü veya reddi için işgal devletinde referandum yapılacaktır.

Bu kanun tasarısı Knesset tarafından kabul edilirse, Siyonist yasama kurallarına göre mevcut Siyonist Hükümet Başkanı Netanyahu için de, ondan sonra gelecek her başbakan için de bağlayıcı olacaktır.

Bu şekilde, işgal hükümeti bir yıldan daha az bir sürede Siyonist işgal devletinin altmış üç yıl önce kurulmasından bu yana çıkarılan en tehlikeli iki kanunu çıkarmış olacak. Çünkü birincisi "devletin Yahudiliği" olarak adlandırılan konuyla ilgilidir ve işgal devleti bu kanunla ırkçı yüzünü açıkça ortaya koymuştur. İkinci kanun ise gelecek hükümetlerin Suriye veya Filistinli müzakereciyle anlaşma yönünde herhangi bir adım atmasının önünü kapatmaktadır. Filistinli bazı müzakereciler ise hâlâ bu işgal yönetimiyle birlikte yaşanabileceği veya bir barış anlaşması imzalanabileceği kuruntusuyla yaşamaktadır. Özellikle de Filistinli müzakerecinin düşmanın anlayacağı ve üzerinde bin kez düşüneceği diğer tüm seçenekleri ve alternatifleri yok ettikten sonra...

Bu görev devletinin, bölgede bulunma gerekçesine uygun olmayan hiçbir adımı atması mümkün değildir. Böyle bir girişimde bulunan başbakanı bile olsa, o başbakanın sonu da kendisi için belirlenen yolun dışına çıktığı için suikastla öldürülen Rabin'in sonundan farklı olmayacaktır. Buna karşılık Şaron'un Gazze'den çekildiği ve yapılmakta olan Yahudi yerleşkelerini dahi boşalttığı halde tek bir kurşuna dahi hedef olmadığını görüyoruz.

Bunun nedeni şudur: Rabin, yazılı metnin dışına çıkmıştır. Şaron ise, Siyonist işgal devletinin kuruluş gerekçelerine bütünüyle bağlı kalmıştır. Tıpkı Barak'ın Güney Lübnan'dan istemeyerek de olsa geri çekilirken bağlı kaldığı gibi...



fiem

Filistin Haberleri