MEKKE ANLAŞMASI KİME KARŞI?

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” tartışılmaya devam ederken, Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın yıllar önce yaptığı dikkat çekici uyarılar yeniden gündeme geldi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, 7 Ağustos 2026 tarihinde Mekke’de “Ortak Savunma Anlaşması”na imza attı. Anlaşmanın en dikkat çekici maddesine göre üç ülkeden herhangi birine gerçekleştirilecek silahlı saldırı, diğer ülkelere de yapılmış kabul edilecek. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ise anlaşmanın “herhangi bir ülkeyi hedef almadığını” ve kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçladığını açıkladı.

ANLAŞMA KİME KARŞI?

Resmî açıklamalarda herhangi bir ülkenin adı verilmezken, anlaşmanın İran, Yemen ve bölgedeki diğer gelişmelerle bağlantısı uluslararası analizlerde tartışılmaya başlandı.

Atlantic Council’da yayımlanan değerlendirmede, Suudi Arabistan açısından yeni savunma yapısının İran’a karşı bir denge unsuru oluşturabileceğine dikkat çekildi. Pakistan açısından da anlaşmanın ABD’nin bölgede müttefiklerinden daha fazla güvenlik sorumluluğu üstlenmesini isteyen yaklaşımıyla uyumlu olabileceği ifade edildi.

Bu değerlendirmeler, “Mekke Anlaşması gerçekten bağımsız bir İslam ülkeleri savunma ittifakı mı, yoksa İran başta olmak üzere bölgedeki belirli güçlere karşı yeni bir cephe mi oluşturuluyor?” sorusunu beraberinde getirdi.

ERBAKAN’IN YILLAR ÖNCEKİ UYARISI YENİDEN GÜNDEMDE

Tam da bu tartışmalar devam ederken Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın yıllar önce yaptığı açıklamaların yer aldığı görüntüler sosyal medyada yeniden paylaşılmaya başlandı.

Erbakan, özellikle ABD ve İsrail’in Ortadoğu politikalarına ilişkin yaptığı konuşmalarda bölge ülkelerinin birbirleriyle çatıştırılmak istendiğini savunmuş, yaşanan gelişmelerin nihai hedefinin İsrail’in bölgedeki konumunu güçlendirmek olduğunu dile getirmişti.

Erbakan'ın 2003 yılında yaptığı ve daha sonra yeniden yayımlanan bir konuşmasında kullandığı “Asıl maksat Büyük İsrail’in kurulmasıdır” sözleri dikkat çekmişti. Erbakan aynı konuşmada Afganistan ve Irak’tan sonra sürecin Suriye ile sınırlı kalmayacağını; Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye’ye kadar uzanacağını savunmuştu.

“ASIL HEDEF TÜRKİYE” DEMİŞTİ

Erbakan’ın söz konusu değerlendirmesinde en çarpıcı bölümlerden biri Türkiye’ye ilişkin uyarısıydı.

Ortadoğu’daki ülkelerin adım adım istikrarsızlaştırılacağını öne süren Erbakan, “Asıl hedef Türkiye’dir” ifadelerini kullanarak Türkiye’nin bölgesel çatışmaların dışında tutulması ve İslam ülkelerinin birbirlerine karşı cepheleştirilmemesi gerektiğini savunuyordu.

Erbakan'ın siyasal çizgisinde bunun alternatifi ise İslam ülkelerinin Batılı güçlerin belirlediği tehditler üzerinden birbirlerine karşı konumlandırılması değil, bağımsız bir İslam ülkeleri birlikteliğinin kurulmasıydı. Nitekim 2010 yılında da “İslam Birleşmiş Milletleri” ve bağımsız bir “İslam NATO’su” kurulması gerektiğini söylemişti.

İRAN’A KARŞI YENİ BİR BLOK MU?

Mekke Anlaşması konusunda bugün ortaya çıkan en kritik tartışma da tam bu noktada yoğunlaşıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan anlaşmanın hiçbir ülkeyi hedef almadığını ve başka bölge ülkelerinin katılımına da açık olduğunu belirtirken, uluslararası analizlerde İran faktörü özellikle öne çıkarılıyor. Anlaşma aynı zamanda ABD-İran savaşı ve Körfez’de güvenlik endişelerinin arttığı bir dönemde imzalandı.

Dolayısıyla anlaşmanın gerçek niteliğinin, yalnızca imzalanan metinden değil, önümüzdeki dönemde hangi ülkeye karşı ve hangi şartlarda işletileceğinden anlaşılacağı belirtiliyor.

Sosyal medyada yeniden dolaşıma giren Erbakan’ın eski konuşmaları ise tartışmayı başka bir noktaya taşıyor:

İslam ülkeleri kendi aralarında gerçek bir savunma birliği mi kuruyor, yoksa Müslüman ülkeler birbirlerine karşı savaştırılacak yeni bir bölgesel güvenlik mimarisinin içine mi çekiliyor?

Erbakan’ın yıllar önce yaptığı uyarılar, Mekke Anlaşması sonrası bu soruyla birlikte yeniden gündemde.

Ortadoğu Haberleri