The Guardian gazetesinin haberine göre, İngiltere hükümeti, Dışişleri Bakanlığı bünyesinde “İsrail’in” Gazze ve Lübnan’da uluslararası hukuku ihlal edip etmediğini izleyen birimi, “bakanlık içindeki bütçe kesintileri” gerekçesiyle kapattı.
Gazete, uluslararası insancıl hukuk biriminin kapatılması kararının, geçen hafta Başbakan Keir Starmer tarafından görevden alınan Dışişleri yetkilisi Olly Robbins’in yaptığı incelemenin ardından geldiğini aktardı. Söz konusu görevden alma kararının ise Londra’nın Washington Büyükelçisi Peter Mandelson ile ilgili yaşanan bir skandalla bağlantılı olduğu belirtildi.
Haberde ayrıca, bu kararın Centre for Information Resilience (CIR) tarafından yürütülen ve Dışişleri Bakanlığı adına faaliyet gösteren “Çatışma ve Güvenlik İzleme Projesi”nin finansmanının da kesilmesi anlamına geldiği ifade edildi. Bu projenin, İsrail, Filistin ve Lübnan’daki olaylara ilişkin dünyanın en büyük açık kaynak izleme çalışmalarından biri olduğu kaydedildi.
Söz konusu programın, İngiltere’de İsrail ve işgal altındaki topraklarda yaşanan insan hakları ihlalleri ve çatışma olaylarını “toplayan, doğrulayan ve analiz eden” tek program olduğu vurgulandı.
Gazete, yetkililerin, projenin kapatılmasıyla Dışişleri Bakanlığı’nın Orta Doğu’da belgelenmiş 26 bin olayı içeren veri tabanına erişimini kaybedeceği yönünde uyarıldığını da aktardı.
Human Rights Watch İngiltere Direktörü Yasmine Ahmed ise, dünya genelinde “ciddi ve sürekli uluslararası hukuk ihlalleri ile vahşi suçların işlendiği” bir dönemde bu birimin bütçesinin kesilmesi kararını “kınanması gereken” bir adım olarak değerlendirdi.
Ahmed, “Bu durum, hükümetin silah ihracatı kriterlerine, Arms Trade Treaty kapsamındaki yükümlülüklerine ve Genocide Convention çerçevesindeki sorumluluklarına ne ölçüde bağlı kaldığı konusunda soru işaretleri doğuruyor” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Silah Ticareti Karşıtı Kampanya’nın savunuculuk direktörü Katie Fallon, uluslararası insancıl hukuk biriminin kapatılmasının, Dışişleri Bakanlığı’ndaki bakanlar ve üst düzey yetkilileri koruyacağını savundu.
Fallon, bu adımın, “uluslararası insancıl hukuk ihlallerine ilişkin verilerin mantık dışı biçimde manipüle edilerek gizlenmesine ve en savunmasız kesimlere karşı işlenen ağır suçların örtbas edilmesine yol açabileceğini, aynı zamanda silah satışlarının her koşulda sürdürülmesini sağlayabileceğini” ileri sürdü.