İran İslami Şura Meclisi Başkanı ve İran müzakere heyeti başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, bugün yaptığı açıklamada, ABD ile yürütülecek görüşmelerin Tahran tarafından belirlenen “kırmızı çizgilere” bağlı kalacağını vurguladı.
İran resmi haber ajansı IRNA’nın aktardığına göre Kalibaf, “Önceki müzakere sürecinde gösterdiğimiz gibi, belirlenen şartlara ve kırmızı çizgilere bağlı kalmakta, İran halkının çıkarlarını temin etmekte kararlıyız” ifadelerini kullandı.
Düşman güçlere herhangi bir “akılsızlık” yapmamaları konusunda uyarıda bulunan Kalibaf, “Eğer düşman sınırları aşmaya kalkarsa, parmaklarımızın tetikte olduğunu ve ona ölümcül bir darbe indirmekte tereddüt etmeyeceğimizi ispatladık” dedi.
Kalibaf’ın bu açıklamaları, iki gün önce yaptığı değerlendirmelerin devamı niteliği taşıyor. Kalibaf, söz konusu açıklamasında ateşkes isteyen tarafın Amerikalılar olduğunu belirtmiş, İran’ın gücünün Avrupa ülkelerini Tahran ile yaptırımların kaldırılması konusunda müzakereye zorladığını ifade etmişti.
Belge hükümlerine uyulmaması halinde İran’ın tavrının net olacağını vurgulayan Kalibaf, “Düşmanın taahhütlerine uymadığı her yerde politikamız, ‘başlatan zalimdir’ ilkesi olacaktır. Ancak taahhütlerine bağlı kalırsa biz de bağlı kalırız” demişti.
İran İslam Cumhuriyeti’nin sahadaki hazırlığına da dikkat çeken Kalibaf, “Düşman ihanet etmek isterse biz meydanın adamlarıyız. Benim nazarımda diplomatik mücadele ile askeri mücadele arasındaki mesafe uzak değildir. Ellerimiz tetiktedir. Mantıktan anlamayana mantığı güçle anlatırız” ifadelerini kullanmıştı.
Tahran ve Washington heyetlerinin, nihai anlaşmaya ulaşmayı hedefleyen 60 günlük müzakere sürecini başlatmak üzere bugün İsviçre’nin Cenevre kentinde Pakistanlı arabulucunun katılımıyla bir araya gelmesi planlanıyordu.
İran ve ABD başkanları tarafından perşembe sabaha karşı imzalanan mutabakat zaptının ilk maddesinde, İran ile ABD arasındaki savaşın sona erdirilmesi, Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı biçimde durdurulması, Lübnan’ın toprak bütünlüğü ve egemenliğinin güvence altına alınması öngörülüyor.