Kaddumi Fetih'li Liderlerin Sırlarını Açıkladı

Fetih'in kongresi üzerine bir konuşma yapan Faruk Kaddumi, Fetihli liderlerin milyon dolarlar kazandığını açıkladı.

Şihab Haber Ajansı, Faruk Kaddumi'nin düzenlenecek Fetih Kongresini yorumladığı bir basın açıklaması yayınladı. İşte bu açıklamada yer alanlar:
Ey kardeşler!

Ey devrim ve direnişin kurucuları!

Ey Fetihliler!

İçinde bulunduğumuz şu günlerde devrim aşamalarını gözden geçirmemiz ve geliştirmemiz gerekmektedir ki hatalarını ve başarılarının ne olduğunu, liderlerinin sorunlara nasıl karşı koyduğunu bilelim.

Filistin devriminin, merkezi liderlikteki kişi ya da kişilerce işlenen taktik hatalar sebebiyle siyasi ve örgütsel krizlerle karşı karşıya kaldığını inkar etmemiz mümkün değil. Aynı şekilde direniş de her gün İsrailli düşmanla yaşadığı sıcak çatışmaların yanı sıra büyük bir dirayet ve soğukkanlılıkla çözdüğü dış krizlerle karşılaştı.

İsrail'in 1982 yılında kardeş ülke Lübnan'a saldırmasından ve direnişi batı Lübnan'da 87 gün kuşatma altına almasından sonra direniş liderliği Lübnan'dan ayrılmak zorunda kaldı. Kuvvetler birçok Arap ülkesine dağıtıldı. Tunus ise Fetih'in siyasi liderliğini kendi evinde konuk etti.

Devrimin; liderleri, kuvvetleri ve kadrosuyla işgal altındaki topraklardan göç etmesinden sonra 1987 yılında ilk intifada patlak verdi. Bu intifadanın direğini oluşturan unsurlar şehit Ebu Cihat'ın direktifleriyle gençlik kollarıydı. Gençlik kollarının silahı taş, halk gösterileri ve tekrarlanan grevlerdi. Daha sonra intifada, devrim gruplarından yeni unsurları da bünyesine kattı.

İsrail halk intifadasının hızıyla şoka uğradı ve ABD, İsveç Dışişleri Bakanının arabuluculuğuyla FKÖ'nün icra kurulu üyeleriyle görüşmelere başladı. Daha sonra Filistin heyetiyle Amerika Büyükelçisi Biltero arasında Tunus'ta görüşmelere başlanmasına karar verildi. Ama bu diyalog şu ya da bu sebepten ötürü başarılı olmadı.

10 seneden fazla süren 1. Körfez savaşının bıraktığı olumsuz etkilere rağmen, İslam ülkeleri ve bağlantısızlar hareketine bağlı ülkelerle bu savaşın tutuşturduğu ateşi söndürmeye çalıştık. Biz bu savaş süresince mali ve siyasi olarak kuşatma altına alındığımız çok zor günler yaşadık.

1.Körfez savaşından sonra Amerika siyasi bir girişim başlattı (barış karşılığında toprak) ve komşu Arap ülkeleriyle birlikte İsrail'le yapılan görüşmelere katıldık. Arap taraflar olarak aramızda yedili bir komite kuruldu.

Başarısız müzakerelerin üzerinden 22 ay geçtikten sonra gizli bir Filistin heyetinin İsrail'le Oslo anlaşmasına vardığını öğrendiğimizde şoka uğradık. Bu anlaşma 5 senelik bir özerk yönetim getiriyor daha sonra da mülteciler, Kudüs, devlet, toprak ve su gibi nihai konularda görüşmelere başlanıyordu. Ama İsrail Oslo'nun şartlarını yerine getirmedi.

Başlangıçta Oslo'ya İsrail'in doğruluğunu ve söz verdiği yükümlülüklere bağlı kalıp kalmadığını denediğimiz bir tecrübe olarak baktık. İsrail'in de o vakit FKÖ'yü tanımış olduğunu bilmemize rağmen 1995'te İshak Rabin'in öldürülmesi ve o vakit başbakan olan Benyamin Netanyahu'nun Oslo anlaşmasını reddetmesine ve kardeşimiz Ebu Ammar'ı terörist olarak tanımlayarak onunla görüşmek istememesine şaşırdık.

Yapılan anlaşmaların hiç birini uygulamamalarıyla İsrail liderlerinin kötü niyetleri ortaya çıktı. Hatta o dönemde Nablus'taki Yusuf kabri ve geçit konusunda kanlı çatışmalar yaşandı. Amerika'nın baskılarıyla Ekim 1998'de Wye Plantation Konferansı düzenlendi sonra 2000'de Camp David anlaması imzalandı. Daha sonra Ariel Şaron vatandaşları kışkırtmak için Kudüs'ü ziyaret etti ve mübarek Aksa intifadasını ateşlemiş oldu. Şaron ve onun zebanileri unutamayacakları bir ders aldılar. Bundan sonra ikili görüşmeler bozuldu ve uluslararası arabulucular devreye girdi ama bunlar da ikili görüşmelerin yeniden başlamasında başarısız oldular. Şaron ise Filistin devriminin genel liderini Ramallah'a hapsetti ve daha sonra liderin şehit düştüğü komplolarını uyguladı.

Şaron'un yönetimde olduğu dönemde Amerika başkanı olarak Bush başa geldi ve sergilediği ilk davranış Arafat'la görüşmeyi reddetmek oldu. Bush tam yetkiyle donatılmış yeni bir makamın (Filistin yönetimi başbakanlığı) geliştirilmesinde ısrar etti. Bu makamın başına Ebu Mazin'in gelmesini önerdi. Bu sayede İsrail'le yapılan görüşmeleri idare edebilecekti.

Ben şimdi o dönemi ayrıntılarıyla burada anlatma gereği görmüyorum. Bu dönem içerisinde Ebu Ammar İsrail'in yandaşlarının komplosuyla zehirlenerek öldürüldü.

Bush yönetime geldiğinde yaptığı ilk iş olarak terörizm ve el-Kaide'yle mücadele adı altında İslama ve Müslümanlara karşı amansız bir savaş başlattı. Sonra demokrasi tellallığı yapıp Irak'ı işgal etti. Hiç sebep yokken ve uluslararası bir caydırma da olmadan Arap ülkelerine saldırdı.

Bu esnada iki devletli çözüm önerisini getirdi. Araplar 2002'de Arap girişimini sununca o da Yol Haritasını ortaya attı. Kardeş ülke Irak işgal edilip ordusu dağıtıldı, petrol kaynaklarına el konuldu. Ülkede kargaşa çıktı ve mezhep çatışmaları patlak verdi. Saddam Hüseyin idam edildi.

Yol Haritasının metniyle de oynandı. Bush, bu metinden 5 garanti koparmayı başardı ve gelecek seçimlerde başarılı olması için Şaron'a sundu. Böylece Yol Haritası etkin unsurlarını kaybetti. Bu 5 garanti, İsrail'le yapılacak görüşmelerde Filistinli ortağın varlığını reddediyor, mültecilerin dönüş hakkını tanımıyor, Batı Şeria'daki İsrail yerleşim birimlerinin yasal olduğunu ve 1949 ateşkes sınırlarının hükmünün kalktığını söylüyordu.

Bütün bu utanç verici gerçeklere rağmen Şaron askeri kuvvetlerini ve yerleşimcileri 2005 yılında Gazze'den çıkarmaya mecbur kaldı. Bundaki etkin sebep faal Filistin direnişiydi.

Ebu Ammar'ın ölümünden sonra İntifada duruldu ve yönetim ikinci intifadanın ülkede karışıklığa ve Batı Şeria'da yıkıma sebep olduğu suçlamasında bulundu. Siyasi görüşmeler kesintiye uğradı. Batı Şeria'da direnişin tasfiyesi çalışmaları devam etti. Filistin yönetimi İsrail güvenlik güçleriyle yardımlaşma, koordinasyonun güçlendirilmesi ve siyasi görüşmelere müracaat etti. Daha sonra Amerikalı General Dayton göreve gelince Filistin direnişi mensupları takibe alındı ve güvenliği korumak adına silahlar toplatıldı. Her yola engel ve barikat konuldu. Vatandaşların hareket etmesini engelleyen teftiş noktalarının haricinde barikatların sayısı 669'u aştı. Ulusal ekonomide durgunluk devresine girildi. İşsizlik oranı %87'ye ulaştı ve Batı Şeria her alanda abluka altına alındı. İsrail'in ön izni olmadan giriş çıkış yapılamadığı bir hapishane haline geldi.

Öte yandan İsrail yerleşim hareketi ve Filistin topraklarının müsadere edilmesi çalışması devam etti. Yüzlerce yerleşim merkezi kuruldu. Batı Şeria, Kudüs'ün çevresi ve içindeki yerleşimcilerin sayısı arttı.

General Dayton Batı Şeria'nın geleceği ve halkına hükmediyor, hala baskı uygulamalarına devam ediyor ve İsrail ordusuyla güvenlik alanında yardımlaşmaktan kıvanç duyuyor.

Bütün bu üzüntü verici uygulamalardan sonra direniş yasaklı hale geldi ve direnişle suçlanan herkes hapse atılır oldu. Siyasi görüşmeler ise Kudüs'teki İsrail evlerinde düzenlenen aile toplantılarına dönüştü.

Sahte demokrasi adıyla İsrail işgali altında iki kere genel seçim yapıldı. Bunda amaç silah taşımayan, direnişçi olmayan insanların başa getirilerek kitlelere İsrail işgali altında ve İsrail makamlarıyla yaşamayı kabul ettirmekti.

Yapılan bu seçimler yüzünden Batı Şeria Gazze'den ayrıldı ve Filistin anlaşmazlıkları arttı. Arapların gözetiminde yapılan ulusal diyalog şu ana kadar kabul edilebilir çözümlere ulaşamadı.

Bu sene İsrail'in açtığı savaştan sonra Gazze'de yaşayan halkımız üzerindeki ambargo şiddetlendi.

İsrail'in yaptığı saldırı yıkıma sebep olmuş olsa da vatandaşlar hala şu ana kadar başlamamış olan imar projelerini bekliyorlar. Bazıları bunun, imar projelerinin başlaması, sınır kapılarının açılması ve ambargonun kaldırılmasına kapı açan çözümler getirilememesinden kaynaklandığını düşünüyor.

Filistin Yönetiminde çalışan bazı kişiler para yığmaya daldı, kaçakçılık ve yolsuzluk işlerine karıştılar. İsrailliler ise bunların işlerini görmezden geldi.

Hangi tarihte bir devrim hareketi liderinin milyon dolarlara sahip olduğunu okudunuz? Fetih içindeki kurt 100 milyon dolardan fazla para aşırdı. Yine bir ulusal direniş ve ya devrim hareketi liderinin ülkesi işgal altındayken işgalci düşmanlarla müzakere ettiğini duydunuz mu? Yetkililerin gümrük vergilerini kendi özel hesaplarına aktardıklarını duydunuz mu? Çağdaş tarihte bir devlet ya da devrimin, diğer arkadaşlarına isyan etmedikleri ya da casusluk etmedikleri takdirde çalışanlarının ücretlerini kesmeyle tehdit edildiğini gördünüz mü?

Binlerce mücadeleci ve deneyim sahibi kişi emekliye ayrıldı ve onların yerine yaşları küçük, deneyimsiz gençler getirildi.

Yönetim liderleri İsrail yerleşiminin, işgalcinin kucağında Beytlahim'de düzenlenecek olan konferansa doğru ilerlediğini hissetmiyor mu?

Fetih'in asil, önde gelen liderleri devrim ilkelerini ve onun siyasi programını unutacak kadar teslim mi oldular? Zannetmiyorum. Gelecek günler yeni olaylara ve gelişmelere gebe.

isra haber

Filistin Haberleri