İşgal güçleri, ateşkes anlaşmasını ihlal ederek Gazze’nin farklı bölgelerinde yoğun bombardıman, ateş açma ve binaları havaya uçurma saldırılarını sürdürdü.
El-Meyadin muhabirinin aktardığına göre, işgal güçleri Gazze kentinin doğusunda binaları havaya uçururken bölgeye aydınlatma bombaları attı. Gazze’nin kuzeydoğusu ve doğusunda da iki ayrı patlatma saldırısı gerçekleştirildi.
İsrail’e ait bir insansız hava aracı Şucaiyye Kavşağı çevresini bombalarken, savaş uçakları Tuffah Mahallesi’nin doğusuna hava saldırıları düzenledi.
Gazze kentinin batısındaki Nasr Mahallesi’nde İsrail İHA’sının Memuniye Okulu yakınındaki bir evi hedef alması sonucu bir Filistinli şehit oldu, çok sayıda kişi yaralandı.
Daha önce de işgal uçaklarının kentin batısındaki Ensar Kavşağı çevresinde bir grup Filistinliyi hedef alması sonucu bir kişi şehit olmuş, bazıları ağır olmak üzere çok sayıda kişi yaralanmıştı.
Gazze Şeridi’nin orta kesiminde ise Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki 20. Cadde’de gerçekleştirilen saldırıda bir Filistinli şehit oldu, çok sayıda kişi yaralandı. İşgal topçusu aynı zamanda Deyr el-Belah’ın doğusunu bombalarken bölgede yoğun ateş açıldı.
Gazze’nin güneyinde, Han Yunus’taki yerinden edilmiş sivillerin bulunduğu bölgelere işgal güçlerinin yoğun ateş açması sonucu yaşlı bir kadın, genç bir Filistinli ve bir çocuk yaralandı.
İşgal güçleri Han Yunus’un güneyinde de binaları havaya uçururken, İsrail savaş gemileri Refah açıklarında ateş açtı.
Garantörlük kâğıt üzerinde mi kaldı?
Gazze’de ateşkes ihlalleri sürerken, anlaşmanın uygulanmasını takip etmesi beklenen garantör ve arabulucu ülkelerin etkisizliği giderek daha fazla sorgulanıyor. İsrail saldırılarını sürdürürken yalnızca açıklama yapmak, “endişe” bildirmek ve taraflara itidal çağrısında bulunmak, sahada akan kanı durdurmuyor.
Bir anlaşmaya garantör olmak, sadece imza töreninde yer almak anlamına gelmemeli. Garantörlük; ihlalleri açık biçimde kayda geçirmek, sorumluları kamuoyu önünde teşhir etmek ve anlaşmanın uygulanması için siyasi ve diplomatik baskı oluşturmak gibi somut sorumluluklar da beraberinde getirir.
Gazze’de siviller öldürülmeye, evler bombalanmaya ve ateşkes hükümleri ihlal edilmeye devam ederken garantör ülkelerin sessiz veya etkisiz kalması, ateşkes mekanizmasının caydırıcılığını zayıflatıyor.
Eğer garantörler her ihlalin ardından yalnızca yeni bir açıklama yayımlayacaksa, Gazze halkının şu soruyu sorması kaçınılmazdır: Bu garantörlük, Filistinlilerin hayatını korumuyorsa neyi garanti ediyor?
Ateşkesin gerçek anlamda korunması için garantör ülkelerin diplomatik söylemin ötesine geçerek ihlaller karşısında açık, kararlı ve sonuç doğuracak girişimlerde bulunması gerekiyor.