“İşgalcinin Camilere Saldırısı Planlı Bir Adımdı”

İsmail Heniye başkanlığındaki Filistin Hükümeti'nin Vakıflar ve Dini İşler Bakanı Dr. Talib Ebu Şa'r, Siyonist işgal güçlerinin Gazze'ye yönelik saldırısı sırasında camileri hedef almasını değerlendirdi.

Filistin Enformasyon Merkezi'ne verdiği röportajda Siyonist işgal ordusunun camilere saldırmasının amacını açıklayan Dr. Talib Ebu Şa'r, camilerde silahlı direnişçilerin saklandığı iddialarının asılsız olduğunu söyleyerek işgal güçlerinin camilere saldırarak savaş suçu işlediğini ifade etti.

İşte Filistin Vakıflar ve Dini İşler Bakanı'nın Filistin Enformasyon Merkezi 'nin sorularına verdiği cevaplar:

- Bize Siyonist saldırıların Gazze'deki camileri nasıl etkilediğini anlatır mısınız? İşgal güçlerinin yıktığı cami sayısı ne kadar?

Öncelikle Filistin Enformasyon Merkezi'ne çalışmaları dolayısıyla ve Siyonist askerler tarafından yıkılan camiler konusunu gündeme getirdiği için teşekkür ederim. Gazze'ye yönelik vahşi saldırılar, savaş uçaklarıyla ve gemileriyle Gazze halkına ateş yağdıran Siyonist devletin gerçek yüzünü ortaya çıkarmıştır. Siyonist ordu uluslararası kanunların yasakladığı silahları kullanarak soykırım gerçekleştirdi. Ağaç, taş, insan, erkek, kadın, yaşlı, çocuk ayırt etmedi. Suçsuz insanların başlarına evlerini yıktı. Siyonistlerin kini barbarlıkta öyle bir noktaya ulaştı ki, onlarca camiyi yıktılar, mezarlıkları bombaladılar, kutsal değerleri çiğnediler.

Siyonist işgal güçleri Gazze saldırıları sırasında 45 camiyi tamamen ve 55 caminin de bir bölümünü yıktı. Daha başka onlarca cami farklı ölçülerde zarar gördü. Bazılarında şu an namaz kılmak mümkün değil. Aynı şekilde Siyonist işgal güçleri bazı camileri cemaat caminin içindeyken veya kapısındayken bombaladı. Üçü Gazze kentinde, biri Han Yunus'ta ve diğeri kuzeyde beş mezarlığa saldırmaktan utanmadı. Bu barbar saldırılar sırasında mezarlıklarda bulunan ölülerin cesetleri havada uçuştu. İşgalcinin yıkımı bakanlığımıza bağlı birçok binaya da ulaştı ve bakanlığımıza ait ekili arazilere buldozerlerle zarar verildi. Kur'an-ı Kerim radyosuna füze saldırısı düzenlendi ve saldırı sonucu radyo binasında büyük hasar meydana geldi.

- Sizce Siyonistlerin bu kadar çok cami yıkmakla ulaşmak istedikleri hedefler neler? Özellikle camilere saldırılar için bir takım gerekçeler öne sürüyorlardı?

Biz işgalcinin bu suçu bilerek ve planlı olarak işlediğine inanıyoruz. Bu da tabii ki tüm semavi dinlere, insani ilkelere ve uluslararası hukuka aykırı. Bu suç aynı zamanda Siyonist işgalcinin çatışmaya bakışı konusundaki gerçek yüzünü ortaya çıkardı. İslam'a ve Müslümanlara karşı dini bir savaş sürdürdüğünü ortaya çıkardı. Camilerin hedef alınması, camilerin Müslüman nesillerin ve özellikle de Müslüman Filistin halkının iman, ahlak ve cihad eğitimindeki rolünün hedef alınması demektir. Bu camiler bir yıldan az bir sürede binlerce hafız yetiştirmiştir.

İşgalci hiçbir delil sunmadan yalan söyleyerek camileri silah depoları olarak göstermeye çalışmıştır ve bu asılsız gerekçeyi camileri yerlebir etmek için kullanmıştır. Bu saldırılar, Siyonistlerin politikasının askerlerine, cemaatin hayatını tehdit ederek namaz kılanları Allah'ın evlerinden uzaklaştırmak için camilere ve camilerin yakınlarına tonlarca füze ve bomba yağdırma izni verdiğini kesin bir şekilde göstermektedir.

Biz, Vakıflar ve Dini İşler Bakanlığı olarak, camilere ve ibadet mekanlarına yönelik Siyonist saldırıların savaş suçları kapsamında incelenmesi için uluslararası bir komisyon oluşturulmasını ve sorumluların yargılanmasını talep ettik. İslam Konferansı Örgütü ve insan hakları kuruluşlarından konuyu gündemde tutarak uluslararası platformlara taşımalarını istedik. İslam dünyasındaki hayır kurumlarını Siyonist saldırılarda yıkılan camilerin Vakıflar ve Dini İşler Bakanlığı ile işbirliği yaparak yeniden inşası ve Siyonist kurumların terörüne hep birlikte karşı koymak için yardım kampanyaları düzenlemeye davet ettik. 

- Camilere yönelik saldırılar camilerin Filistin toplumundaki rolünün ne olduğu sorusunu akla getiriyor. Sizce vatandaşların direnişini desteklemede camilerin ne gibi bir rolü var?

Halkın işgale, ambargoya ve Gazze'ye yönelik Siyonist saldırılara direnişinde camilerin büyük ve belirgin bir rolü var. Camiler direnişin ve düşmana karşı koymanın simgeleridir ve saldırılar sırasında halka sabır, kararlılık ve iman veren meşaleler olmuştur. Camiler aynı zamanda insanların arasını düzeltme, anlaşmazlıkları giderme ve sosyal problemlere çözüm bulma merkezleridir. Yine yeni nesillerin eğitiminde, büyük-küçük insanlara Kur'an öğretiminde belirgin bir rolü vardır. Gazze'nin tamamında 2008 yılında yaklaşık 3000 hafız yetiştirilmiştir. Camilerin Filistin'in iç cephesini güçlendiren rolü işgalciyi deliye döndürmektedir. Camilerin bu rolüne son vereceğini zannederek bu nedenle hedef almıştır. Fakat Allah'ın izniyle biz, işgal güçlerinin vahşi saldırılarında yıkılan bu camileri yeniden inşa edeceğiz.

- İşgal güçlerinin camileri hedef alması rastgele bir saldırı mıydı, yoksa planlı bir adım mıydı? Nasıl oldu da camilere saldırdılar?

Siyonist işgal güçleri camilere ve ibadet mekanlarına saldırmadan önce, özellikle Gazze'deki camiler hakkında oldukça çirkin bir medya kampanyası başlattı. Bu Filistinlilerin direnişini artırmadaki ve Gazze halkına yüce duygular aşılamadaki rolü nedeniyle camilere düzenlenecek saldırının ön hazırlığıydı. İşgalci daima Gazze'deki camilerin Filistin direnişinin askeri karargahları olduğunu öne sürdü. Oysa gerçekler tüm bu iftiraları yalanlıyordu. Sonunda işgalcinin bu propaganda ile Siyonist resmi kurumların ve dünyanın onayıyla camileri yıkma amacı güttüğü ve yalan söylediği ortaya çıktı. Bütün iddiaların asılsız ve gerçek dışı olduğu görüldü.

İşgal güçlerinin camileri hedef almasını ve yıkmasını, tehlikeli bir işaret ve insana ibadet hakkı tanıyan tüm semavi dinlerin ve uluslararası anlaşmaların açıkça çiğnenmesi olarak görüyoruz. Siyonistler kendilerini kanunların üstünde görüyorlar. Siyonist işgal güçleri, Filistin'in işgaline destek veren Batı ülkelerinin onayıyla işledikleri cinayetler nedeniyle dünyada hiç kimsenin kendilerini yargılayamayacağına inanıyorlar.

Camilerin bombalanması ve yıkılmasına gelince, Siyonist ordu sözcüsü 11 Ocak 2009'da Siyonist işgal yönetiminin ordudan İslami Direniş Hareketi (Hamas)'ın son iki yılda inşa ettiği altyapısını tamamen yok etmesini istediğini açıkladı. Sözcü, Gazze'ye yönelik askeri operasyonun üçüncü aşamasında ordunun camilerde ve diğer mekanlarda gizlenen Grad füzelerini ve silah ve patlayıcı depolarını hedef alacağını söyledi.

Bu tehditler hayata geçirildi ve işgal ordusuna ait savaş uçakları Filistinli direnişçilerin silahlarıyla camilerde saklandıklarını öne sürerek camileri bombalamaktan çekinmedi. Fakat bombalanan camilerde bir tane bile silahlı direnişçi hayatnı kaybetmedi. Bilakis camiler yıkıldı ve camilere sığınan aileler zarar gördü.

- Camilere düzenlenen saldırılar sonrası Vakıflar ve Dini İşler Bakanlığı'nın tavrı ne oldu?

Vakıflar ve Dini İşler Bakanlığı işgal güçlerinin sivilllere ve camilere saldırılarını, ibadet mekanlarının savaş uçaklarından atılan füzelerle ve top mermileriyle yıkılmasını şiddetle kınadı. Saldırıların ilk anından itibaren camilerin ve diğer dini kurumların işgalci tarafından hedef alınmasının camilerin saygınlığının çiğnenmesi kabul ettik. Fakat Filistin halkına karşı yürüttüğü savaşta hergün birçok savaş suçu işleyen; savaş uçakları ve ağır silahlarıyla çocukları, kadınları, yaşlı insanları ve sivillerin evlerini hedef alan işgalci için bu daha önce yapmadığı bir şey değildi.

Bizim mesajımız gayet net idi. İşgalcinin yapmakta olduğu 1948 yılında işgal edilen Filistin topraklarında Siyonist milislerin yaptıklarıyla aynıydı. Siyonist milisler geçtiğimiz yüzyılın otuzlu ve kırklı yıllarında Filistin topraklarında binlerce camiyi, ibadet mekanlarını ve kutsal yerleri yıktılar. Bu davranış geçen yüzyılın doksanlı yıllarında Sırp milislerin Bosna-Hersek Savaşı'nda yaptıklarıyla ve camileri hedef almalarıyla da örtüşmektedir. Bu tehlikeli haddi aşmalar vesilesiyle bir kez daha vurguluyoruz ki, camilerin yıkılmasını hiçbir din veya uluslararası kanun onaylamamaktadır. Camilerin hedef alınması, işgalcinin din ve ibadet özgürlüğüne saygı duyduğu yönündeki iddialarının asılsız olduğunun delilidir.

Biz Vakıflar ve Dini İşler Bakanlığı olarak uluslararası hukuka göre her halükarda Filistinlilerin korunmasının tüm sorumluluğunu işgalciye yüklüyoruz. Silahlı direnişin varlığı hiçbir şekilde camilere ve kutsal mekanlara yönelik bu barbarca saldırılara gerekçe olamaz.

- Vakıflar ve Dini İşler Bakanlığı olarak istekleriniz neler?

Siyonist işgalcinin camilere yönelik saldırılarından büyük kaygı duyuyoruz. İşgal güçlerinin camilerde silahlı Filistinli direnişçiler olduğu iddiasının gerçek dışı ve yalan olduğunu, camilere sığınanların işgalcinin evlerini bombaladığı çocuklar, kadınlar ve yaşlılar olduğunu vurguluyoruz. Bakanlık olarak camilerin ve kutsal mekanların korunmasını ve Siyonist işgalcinin saldırılarına karşı Filistin halkının desteklenmesini istiyoruz. Filistin halkının özgürce ibadetlerini yerine getirme hakkı olduğunu ve işgal ordusunun işlediği bu suçların savaş suçu olduğunu vurguluyoruz. Bu suçlar işgal güçlerinin Filistinlilerin hayatlarını ve kutsal mekanları ne kadar küçümsediğinin göstergesidir. İşgal güçlerinin cani ve saldırgan ruhunu yansıtmaktadır. İşgal güçlerinin camilere yönelik saldırılarının intikam amaçlı olduğunu ve 1949'da imzalanan 4. Cenevre Anlaşması'nın savaş sırasında sivillerin korunmasıyla ilgili 33. maddesine aykırı olarak Filistinlilerin haksız bir şekilde cezalandırıldığını düşünüyoruz.

FİEM

Filistin Haberleri