Kuneytra kırsalında yeniden hız kazanan kazı, arazi düzleştirme ve tahkimat faaliyetleri, yalnızca savunma amaçlı bir düzenleme değil, Suriye topraklarında kalıcı bir askerî varlık oluşturma girişimi olarak yorumlanıyor.
"Sufa 53" adı verilen proje, askerî yollar, derin hendekler, yüksek toprak setler ve gelişmiş gözetleme sistemleriyle geniş bir savunma hattı oluşturmayı hedefliyor. Bu yapı, işgal altındaki Golan çevresinde "güvenlik" alanını genişletme ve sahada yeni bir fiilî durum dayatma planının parçası olarak öne çıkıyor.
1974 anlaşmasının ötesine geçme girişimi
Projenin, 1974'te imzalanan kuvvetlerin ayrıştırılması anlaşmasıyla belirlenen tampon bölgede, sınır hattından yaklaşık 300 ila 1000 metre derinliğe uzanan bir alanda yürütüldüğü belirtiliyor. Çalışmalar kapsamında doğal bitki örtüsünün, otlakların ve meyve ağaçlarının zarar gördüğü aktarılıyor.
Planın temel unsurlarından biri, askerî araçların hızlı hareket etmesini sağlayacak, yaklaşık 70 ila 90 kilometre uzunluğunda ve 8 metre genişliğe ulaşan bir yolun inşası. Bu yol boyunca hendekler açılması, yüksek toprak setler kurulması ve gözetleme kuleleriyle kamera sistemlerinin yerleştirilmesi öngörülüyor.
Projenin geçmişi 2022 ortalarına kadar uzanıyor. Kuneytra'nın kuzeyindeki Hadar köyü yakınlarında başlayan askerî yol çalışmasının zamanla Cebata el-Haşab, Hamidiye, Kahtaniye, Bi'r Acem ve Bureyka çevresine doğru genişlediği, son aşamada ise vilayetin güneyindeki Aşe köyü civarında çalışmaların yeniden hız kazandığı kaydediliyor.
Bar-Lev Hattı benzetmesi
Sufa 53 projesi, 1967'den sonra Sina Yarımadası'nda inşa edilen ve 1973 Ekim Savaşı sırasında Mısır ordusu tarafından aşılan Bar-Lev Hattı ile karşılaştırılıyor. Her iki yapıda da hendekler, toprak setler ve askerî tahkimatlar öne çıkıyor.
Ancak değerlendirmede asıl dikkat çekilen nokta, bu benzerliğin ötesinde, coğrafyanın askerî yöntemlerle yeniden şekillendirilmesi. Projenin, işgal altındaki Golan çevresinde güvenlik sağlama gerekçesini aşarak Suriye'nin güneyinde daha geniş bir alanı kontrol altında tutmaya ve gelecekteki müzakerelerde kullanılabilecek yeni bir fiilî durum oluşturmaya hizmet edebileceği belirtiliyor.
Siyonist rejimin projeyi İran destekli silahlı gruplardan gelebilecek saldırıları engelleme gerekçesiyle savunduğu aktarılırken, Suriye'de Beşşar Esed yönetiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinin ardından çalışmaların sürmesi, bu gerekçenin sorgulanmasına yol açıyor.
Şam'dan egemenlik vurgusu
Suriye yönetimi, Sufa 53 projesi kapsamında yürütülen faaliyetlere tepki göstererek bunları 1974 tarihli kuvvetlerin ayrıştırılması anlaşmasının ihlali ve uluslararası hukukla ulusal egemenliğe aykırı uygulamalar olarak nitelendirdi. Şam yönetimi, 8 Aralık 2024 öncesindeki düzenlemelere ve mevcut anlaşmaya dönülmesini savunuyor.
Projenin uzun vadede tampon bölgenin fiilî sınırlarını değiştirebileceği, askerî hareketliliği ve sivil nüfusun arazi kullanımını etkileyebileceği değerlendiriliyor. Sahada kalıcı hâle gelen askerî yapıların ilerleyen dönemde siyasi müzakerelerde baskı unsuru olarak kullanılabileceği uyarısı da yapılıyor.
Siyonist rejimin Suriye'nin güneyindeki tahkimat faaliyetleri, bu nedenle yalnızca askerî güvenlik meselesi olarak değil, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve egemenliği açısından da önem taşıyor. Projenin kalıcı bir güvenlik hattına dönüşmesi, 1974 anlaşmasıyla oluşturulan düzenin yerini tek taraflı askerî uygulamaların alması riskini beraberinde getiriyor.