İran Meclis Başkanı Galibaf: İran'ın 7 şartı yerine gelmeden Hürmüz Boğazı açılmayacak

İran İslami Şura Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, Meclis’in bugünkü açık oturumunda gündem öncesi konuşmasında Polis Haftası’nı kutlayarak sözlerine başladı.

Galibaf, “Yıllarca bu öncü, uzman, fedakâr ve halkçı kurumda hizmet etme bahtiyarlığına eriştim. Bu kutsal siperde hizmet ettiğim dönemde Devrim’in şehit lideri bana polisin, doğduğunda herkesin üzerine eşit şekilde parlayan güneş gibi olması gerektiğini söylemişti.” dedi.

Güneşin, geçen gece kimin ibadet ettiğine ya da kimin günah işlediğine bakmadığını belirten Galibaf, güvenlikte adaletin de toplumun her bir ferdi için ayrımsız bir huzur ve hizmet şemsiyesi kurmak anlamına geldiğini ifade etti.

Galibaf, bu doğrultuda Meclis’in Polis Teşkilatı’nın her yönüyle güçlendirilmesini, polisin güncel teknolojilerle donatılmasını ve FARAJA’nın şerefli personeli ile diğer silahlı kuvvetler mensuplarının geçim koşullarının esaslı biçimde iyileştirilmesini kesin bir öncelik olarak gördüğünü söyledi.

Meclis Başkanı, İran İslam Cumhuriyeti spor kafilesinin “Minab Melekleri” adıyla Nagoya Asya Oyunları’nda 52 madalya kazanmasını tebrik etti.

Bu başarının, özellikle ülkenin asil ve yiğit kızlarının 3 altın madalya kazanarak tarihi rekor kırmasının, İranlı kızların gelişmişliğinin ve iradesinin canlı bir belgesi olduğunu vurgulayan Galibaf, bunun düşmanın propaganda aygıtının sahte tasvir ve anlatılarını sahada geçersiz kılan başarılı bir özgünlük ve kahramanlık örneği olduğunu belirtti. Gençleri, teknik ekipleri ve fedakâr ailelerini selamladığını ifade etti.

Galibaf, tarihi 7 Ekim destanının yıl dönümü arifesinde bulunduklarını ve bunun bölge tarihini kendisinden öncesi ve sonrası olarak bölen temel bir dönüm noktası olduğunu söyledi.

7 Ekim’de yiğit Filistinli mücahitlerin onur ve şerefle durmaya karar verdiğini ve Siyonistlerin içi boş güvenlik yanılsamasını kendileri için kalıcı bir korkuya dönüştürdüğünü belirten Galibaf, “Şehit İmam, daha ilk günlerde Siyonist rejimin 7 Ekim’de aldığı yenilginin onarılamaz bir yenilgi olduğunu söylemişti.” dedi.

Galibaf, aradan geçen zamanla bu isabetli stratejik tahlilin boyutlarının akıllı analizciler için netleştiğini ifade etti. Onarılamaz yenilginin, onlarca yıl kendisini mazlum taraf olarak göstermeye çalışan Siyonist rejimin bugün dünya kamuoyu nezdinde rezil olması anlamına geldiğini belirten Kalibaf, bunun emperyalist devletlerin bu rejime yönelik büyük maddi ve manevi desteklerini sürdürmesini zorlaştırdığını ve rejimin kalıcılık geleceğini belirsiz hale getirdiğini söyledi.

Meclis Başkanı, bu rejimin ulusal güvenlik doktrininin sütunlarının çöktüğünü ve hiçbir operasyon veya bütçeyle yeniden inşa edilemeyeceğini vurguladı. Yıllarca mutlak caydırıcılık ve aşılamaz istihbarat gücü iddiasında bulunan rejimin bugün yıpratıcı bir bataklıkta çırpındığını, kimlik ve güvenlik yapısının çöktüğünü, bombalama ve cinayetlerle yıkılmış temelin onarılamayacağını söyledi. Bu rejimin ABD’nin eşsiz desteklerine rağmen o yenilgiyi telafi edemediğini ve tamamen yok oluşa doğru ilerlediğini kaydetti.

Galibaf, çaresizlik ve acizlik içinde olanların yalnızca Siyonistler olmadığını, ABD’nin de İran milletinin direnişi karşısında çaresiz kaldığını belirtti.

ABD’nin medyada başka şeyler söylediğini, son dönemde ise arabulucu aracılığıyla bazı öneriler sunduğunu aktaran Kalibaf, “Ancak bilmelidirler ki zamanı oyalama ve tek taraflı talepleri dayatma dönemi geçmiştir. İran İslam Cumhuriyeti’nin tutumu tamamen açık ve kesindir. İslamabad Mutabakatı’na dayanan yedi şartımız yerine gelmedikçe Hürmüz Boğazı açılmayacaktır.” dedi.

Galibaf, ABD’nin bu açık sözlülük ve kararlılığı çok iyi bildiğini, bunu iliklerine kadar anladığını; ancak kendi iç kamuoyunu ve dünya halklarını aldatmak için ekonomik baskı ile askeri ve güvenlik adımlarının yanı sıra boş sözlerini ve askeri tehditlerini artırdığını söyledi. Bazen bir günde birkaç çelişkili açıklama yaptıklarını belirtti.

Bunun bilişsel savaş alanının bir özelliği olduğunu ifade eden Kalibaf, düşmanın bir gün müzakere ve anlaşma pozisi takındığını, ertesi gün çatışma ve yıkım tehdidi savurduğunu, bir sonraki gün ise arabuluculuk ve uzlaşma iddiasında bulunduğunu söyledi.

Galibaf, bu tasarlanmış çelişkilerin amacının İran toplumunda zihinsel kafa karışıklığı yaratmak, yetkililerin karar alma istikrarını bozmak ve stratejik hesaplarını manipüle etmek olduğunu belirterek, “Ancak boş hayal. İran İslam Cumhuriyeti, genel siyasetini ve ulusal güvenliğini ABD yetkililerinin tweet’leri veya günlük açıklamalarıyla belirleyen bir ülke değildir. Biz düşmanın gerçek davranış ve eylemini esas alırız; medyadaki boş sözleri ve yanlış ikilemleri değil.” dedi.

Meclis Başkanı, otorite ve akılcılık stratejisi temelinde ne heyecana kapıldıklarını ne korktuklarını, hem savaştıklarını hem müzakere ettiklerini söyledi. Tüm güçleriyle askeri savaş alanında yer aldıklarını ve düşmanı yeni sürprizlerle karşılaştıracaklarını; ayrıca askeri alandaki üstünlüklerini pekiştirmek ve İran milletinin haklarını kabul ettirmek için diplomasi aracını kullanacaklarını belirtti.

Galibaf, “Müzakere masasında kazanan, kendisini savaşa hazırlamış olandır.” diyerek bugün İran İslam Cumhuriyeti ve Direniş Cephesi’nin azametinin zirvesinde olduğunu, ülkenin sahadaki güç ve ulusal birlik açısından en üst düzeyde bulunduğunu ifade etti. İslam Devrimi’nin Yüce Rehberi’nin talimatları doğrultusunda düşmanların sevgili İran hakkındaki yanılsamalarının asla gerçekleşmesine izin vermeyeceklerini söyledi.

Ortadoğu Haberleri