Rızai, bu bölgenin ABD Deniz Kuvvetleri'nin abluka hattından başlayıp Basra Körfezi'ne kadar uzanacağını söyledi.
Rızai, bu bölgeye izinsiz giren tüm gemilerin kayıt altına alınacağını ve sahibi ile kiralayan şirket bilgileriyle birlikte İran'ın yaptırım listesine (yasaklı geçiş listesi) ekleneceğini belirtti. Bu uygulamanın, gemilerin sigorta işlemlerinde ciddi sorunlara ve nakliye maliyetlerinde fahiş artışlara yol açacağını vurgulayan Rızai, "Bu bölge, boğazı bir kontrol noktasına dönüştürecek. Geçişler İran ile koordinasyona bağlı olacak" dedi.
Deniz lojistiği uzmanlarına atıfta bulunan Rızai, bu adımın bazı yönlerden füze atmaktan daha etkili olduğunu, çünkü doğrudan askeri çatışma olmadan ihlalcilerin geçiş maliyetini artırdığını ifade etti.
Batırma Kararı Yok Ama Hasarsız Geçiş Yok
Rızai, ihlalci gemilerin batırılmasına yönelik henüz kesin bir karar alınmadığını, petrol sızıntısı ve çevre kirliliğinin İran için de sorun oluşturduğunu belirtti. Ancak "Hiçbir ihlalci gemi sağlam çıkamayacak, mutlaka hasar görecek" diyerek net bir tehdit savundu.
Füze Testi ve Umman ile Koridor Anlaşması
Rızai, son 48 saat içinde bir ABD uçak gemisine karşı önemli bir balistik füze testi gerçekleştirildiğini ve bunun İran'ın tehditlerini inandırıcı kılmak amacıyla yapıldığını açıkladı. Bu testin, Amerikan yetkilileri tarafından da inkar edilemediğini söyledi.
Ayrıca Umman ile ortak sularda bir uluslararası koridor anlaşmasının nihai haline geldiğini ve yakında imzalanacağını duyurdu. Bu koridorun, iki ülke işbirliğiyle Basra Körfezi'ne giriş-çıkışları yöneteceğini ve karşılığında boğazın açık kalması, sabotaj yapılmaması ve İran'a yönelik tehdit veya saldırıdan kaçınılması gibi taahhütler alınacağını belirtti.
Diplomaside Yeni Dönem: Orantılı Yanıt Sona Erdi
Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın kısa süre önce yaptığı "Orantılı yanıt dönemi sona erdi, her saldırı daha hızlı, daha ağır ve daha acı verici yanıt bulacak" açıklamasını hatırlatan Rızai, bu iki üst düzey yetkilinin mesajlarının birlikte okunması gerektiğini vurguladı.
Rızai'nin ekonomik ve lojistik kontrol odaklı yaklaşımı ile Kalibaf'ın askeri caydırıcılığı yükselten söylemi, Tahran'ın iki ayaklı stratejisini ortaya koyuyor: bir yandan doğrudan çatışmadan kaçınarak gemicilik ve sigorta şirketlerine maliyet yaratmak, diğer yandan askeri müdahaleye karşı net ve sert bir tehdit dilini korumak.
ABD Üç Cephede Mağlup, Psikolojik Harp ve Darbe Girişimi Uyarısı
Rızai, ABD'nin savaş, deniz ablukası ve uluslararası kararlar olmak üzere üç cephede başarısız olduğunu savundu. Şimdi psikolojik harp ve ekonomiye dair karamsarlık yayarak, 18 ve 19 Aralık olaylarına benzer bir iç darbe girişimi için zemin oluşturmaya çalıştığını öne sürdü. Ancak halkın direnişi ve silahlı kuvvetlerin hazır bulunuşluğu nedeniyle bunun başarısızlığa mahkum olduğunu ifade etti.
Lübnan ve Hizbullah vurgusu
Rızai, İsrail'in Lübnan'daki son saldırılarına ilişkin olarak, Hizbullah'ın 1982'de Beyrut'un işgalinden sonra doğduğunu ve İran'ın yardımıyla 2000'de Lübnan'ı tamamen özgürleştirdiğini, 33 günlük savaşta da İsrail'i geri püskürttüğünü hatırlattı. Bu kez tepkilerin çok daha sert ve acı verici olacağını söyledi.
Ekonomik Güvenlik ve Vahdet Mesajı
Rızai, Milli Güvenlik Yüksek Konseyi bünyesinde 18 büyük işletmenin katılımıyla "Ekonomik Güvenlik Belgesi" hazırlandığını açıkladı. Bu belgenin yurt dışındaki İranlı sermayenin ülkeye çekilmesine ve girişimciliğin canlanmasına zemin hazırlayacağını belirtti.
Ayrıca Lider'in "vehim ikiliği" uyarısını hatırlatarak, düşmanın siyasi ve toplumsal farklılıklardan yararlandığını ancak İslam Devrimi'nin Velayet-i Fakih ekseni sayesinde bu tehlikeden korunduğunu vurguladı. Tüm kesimleri hoşgörüye ve düşmanın sızabileceği gerilimlerden kaçınmaya çağırdı.