Gazze'deki İslami Cihad liderlerinden Nafiz Azzam, İran ile Filistin arasındaki ilişkileri el Menar televizyonundan bugün akşam yayınlanan "Meşhed-u Filistin" programına açıkladı.
İran'ın çıkarları gereği Filistin davasına destek verdiği iddialarına yanıt veren Azzam, İran'ın Filistin davasına akaidi gerekçelerden ötürü destek verdiğini, bu desteğinden ötürü de hedefte olduğunu, zararda olduğunu belirtti.
Filistin'e Destek Olmak İran'ın Çıkarına Değil
Azzam "İslami Devrim, 1979 Şubat'ında başarıya ulaşmadan önce de başta İmam Humeyni (rahimatullah aleyhi) olmak üzere İranlı liderlerin duruşları netti. İmam Humeyni, 60'lı ve 70'li yıllarda, Filistinlilerin yanında, Filistin cihadının ve direnişinin yanında olduğunu ilan etmişti. ;O yıllarda İmam Humeyni, Filistin devrimine maddi destek olunması fetvasını vermişti. İranlıların, devrimden sonra yaptıkları ilk iş de İsrail elçiliğinin sınır dışı edilmesi ve yerine Filistin elçiliğinin açılmasıydı. Bu elçilik, Filistinlilere ait dünyadaki ilk elçilikti. Bundan sonra da İmam Humeyni, Ramazan ayının son Cuma gününü Kudüs günü olarak ilan etti. Bu günü ilan ederek, Kudüs'ün önemini ve merkezi bir dava olduğunu teyid etti. Bugünle, Filistin davasının tüm Müslümanların davası olduğunu teyid etti. İsrail'i, kanser tümörü olarak kabul eden ve sökülüp atılması gerektiğini söyleyen İmam Humeyni'dir. Biz, İmam Humeyni'nin bu duruşunu, Filistinlilerin ve Filistinlilerin yanında yer almasını takdir ediyoruz. İran'ın bu duruşu, Amerika ile İran, Avrupa ile İran arasındaki sorunların en önemli sebebidir. İran'ın Filistin davasına karşı takip ettiği duruşun, akaidi olduğunu düşünmekteyiz. Burada İran'ın bir çıkarı yoktur. Çünkü İran, Filistinlilerin yanında durduğu, Filistin ve Lübnan direnişine destek verdiği için kaybetmektedir. Bundan ötürü biz İran İslam Cumhuriyeti halkına ve liderliğine, bu duruşundan ve Filistinlilerin direnişine verdiği desteğinden ötürü teşekkür etmekteyiz" dedi.
İran'ın Filistin'i Desteklemesinde Bir Gariplik Yok
Azzam, açıklamasına şöyle devam etti: "Biz Filistinlilerin, İran'la olan ilişkilerinde herhangi bir gariplik yok. Biz, İran İslam Cumhuriyeti'yle olduğu gibi Arap ülkeleriyle de ilişkilerimizin iyi olmasını istiyoruz. Filistin halkı olarak yaklaşık 100 yıldır acı içerisinde yaşıyoruz. Batı ve Amerika, İsrail işgalcisiyle işbirliği içerisinde, işgalciyi desteklemektedir. Şimdi, herhangi bir taraf gelse ve bize yardım etse ne yapacağız? Elbette ki saygıyla karşılayacağız. Biz, Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez'in, Küba'nın desteğini saygıyla karşılayacağız. Elbette ki İran İslam Cumhuriyeti'nin desteğini de saygıyla karşılayacağız. Çünkü ortak bu bölgenin ortak bağları var. Kültür, tarih ve akaid bağı var. Biz, hepimiz müslümanız. Ve biz hepimiz, bir tehditle karşı karşıyayız. Amerika ve İsrail, bölgenin tamamını tehdit etmektedir. Bundan ötürü biz, İran'ın Filistin davasını desteklemesinde herhangi bir kusur görmüyoruz. İran'ın Filistin'in yanında durması ne Filistin'deki bir tarafın ne da Filistin dışındaki bir tarafın aleyhinedir. Biz, Filistin davasına hizmet edecek, Filistin halkının direnişine destek verecek, Amerika ve Siyonist projeden bölgeyi koruyacak her türlü desteğe açığız. Biz, tüm Arap ülkeleriyle ilişkilerimizin iyi olmasını istiyoruz."
İran'la İlişkimiz, Filistin Davasına Hizmet Etmektedir
Filistinlilerin İran'la olan ilişkilerinden ötürü Arap ülkeleriyle Filistinliler arasında sorunların oluştuğu yönündeki iddiaya şöyle yanıt verdi: "Biz, bu tür söylemler üzerinde fazla durmak istemiyoruz. İran'la olan ilişkilerimiz, bizim duruşumuzun, kanaatlerimizin aleyhine değildir. Tam aksine İran'la olan ilişkilerimiz, Filistin davasına hizmet etmekte, Filistin halkına hizmet etmektedir. İşaret ettiğim gibi biz, İsrail gibi büyük bir tehlikeyle karşı karşıyayız. İsrail, Filistin'e ve tüm bölgeye hakim olmak istemektedir. İsrail, halkımıza ambargo uygulamaktadır. Filistinlilerin topraklarını ve mukaddesatını gasbetmektedir. Filistinlilerin en basit haklarını dahi gasbetmektedir. Bundan ötürü bizlerin, her taraftan gelen desteğe ve yardıma açık olmamız tabiidir. Biz, İran, Arap ve Türkiye arasında İsrail tehdidine karşı birlik olmasını istiyoruz. Biz, bir tarafın isteği üzerine diğerinden kendimizi uzaklaştıramayız. Biz, Arapların her zaman için bizi desteklemesini istiyoruz."
İran, Filistinlileri Birlik İçin'de, Haklarına Bağlı Olarak Görmek İstiyor
İran'ın Filistin'de bir tarafı diğerine karşı desteklediği yönündeki iddiaya da karşı çıkan Azzam "Biz, İran'ın Filistin içerisinde sadece belirli bir tarafı tuttuğunu görmedik. Ama, net olan bir şey var ki o da Filistin direniş hattının, İslam Devrimi'ne en yakın olan hat olmasıdır. Çünkü bildiğiniz üzere İran da şah rejimine karşı mücadele vermiştir. Diğer yandan İran, dünyanın neresinde olursa olsun direniş hareketlerinin yanındadır, mazlum halkların yanındadır. Yaser Arafat, devrimden sonra Tahran'a giden Filistinli liderlerin başında gelir. İmam Humeyni de onu devamlı olarak karşılardı. Biz, İran'ın bir tarafı, diğerine karşı desteklerken görmedik. İran, Filistinlileri birlik ve beraberlik içerisinde, haklarına bağlı olarak görmek istemektedir. Filistin'deki iç meselelere ise İran'ın müdahil olduğunu görmedik, bizden de müdahil olması için beklenti oluşmadı" şeklinde konuştu.
Lübnan Direnişi, Filistin Direnişini Etkiledi
Azzam ayrıca Lübnan direnişinin Filistin sahasındaki yansımalarına değindi. Azzam: "Lübnan'da son 30 yıl içerisinde meydana gelen olaylar, bir asırdır acının ve trajedinin kalbinde yaşayan Filistinlilere ilham kaynağı oldu. Filistin, İslam ve Arap ülkelerindeki tüm direniş hareketlerini kendisinden, kendisini de onlardan görmektedir. Şehid Hac İmad Muğniye gibi lider direnişçiyi de böyle görmektedir. Hizbullah ve İslami Direnişi'n Lübnan'daki tecrübelerinin, uyguladığı taktiklerin Filistin sahasına etkisi çok açıktı. Bu tesirin en önemlisi de Filistinlilerin kendilerine güveni ve düşmanı hezimete uğratmanın, düşmanı vurmanın mümkün olduğunu idrak etmeleridir. Tabi ki Hizbullah'ın gücüyle İsrail'in sahip olduğu güç kıyaslanamaz. Ama İsrail, Lübnan'daki planlarını gerçekleştiremedi. İsrail, Temmuz savaşına, bölgedeki haritayı değiştirmek için girmişti. Bunu en iyi şekilde, "Savaşın, Ortadoğu'nun şeklini değiştirmek için başladığını" söyleyen Amerika Dışişleri Bakanı izah etmişti. İsrail, gücüne, Amerika'nın desteğine, uluslararası yardıma rağmen başarısız oldu. Bunu sebebi de öncelikle Allah'ın desteği ve sonra da direniş, Hizbullah'ın hazırlığı, direnişi ve lideri tabi ki Şehid Hac İmad Muğniye'ydi. Hizbullah'ın Lübnan'daki direnişi Filistin'i etkilemesinde, ilham kaynağı olmasında şüphe yoktur" dedi.
isra haber