Örgüt ayrıca, geçtiğimiz mart ve nisan aylarında yoğunlaşan saldırıların; öldürme, ateş açma, fiziksel saldırı, cinsel şiddet, kundaklama, mülklerin tahrip edilmesi ve yağmalanmasını kapsadığını belirtti. Bu uygulamaların, bölge sakinlerini topraklarını terk etmeye zorlayan “baskıcı bir ortam” oluşturduğunu ifade etti.
Raporda, İsrail makamları yerleşimcilere mali, maddi ve hukuki destek sağlamakla suçlandı. Yerleşimci ileri karakollarını desteklemek amacıyla yaklaşık 50 milyon şekel, yani 16 milyon dolar tahsis edildiği; bu paranın insansız hava araçları, gece görüş gözlükleri ve dört çeker araçların satın alınmasında kullanıldığı belirtildi.
Raporda ayrıca saldırıların kimi zaman İsrail ordusuna bağlı birliklerin katılımıyla, kimi zaman ise olay yerinde bulunan askerlerin müdahale etmemesiyle gerçekleştirildiği kaydedildi.
Örgüt, cezasızlık politikası olarak nitelendirdiği uygulamaları da eleştirdi. İsrailli “Yesh Din” örgütünün verilerine göre, 2005 yılından bu yana belgelenen yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 3’ü mahkûmiyetle sonuçlandı.
Human Rights Watch, hükümetlere ihlallere karışan kişilere yönelik hedefli yaptırımlar uygulanması, İsrail’e silah transferlerinin askıya alınması, yasa dışı kabul edilen yerleşimlerle ticaretin yasaklanması ve İsrail’le yapılan tercihli ticaret anlaşmalarının askıya alınmasının değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
Örgüt, sistematik zorla yerinden etmenin, Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin ihlali ve uluslararası hukuk kapsamında suç teşkil edecek düzeye ulaşabileceğini belirtti.