İran üzerindeki savaş baskısı her zaman güneyden geldi. ABD üsleri Basra Körfezi'ni sararken, İsrail istihbaratı Azerbaycan ve ötesinden bölgeyi gözetliyor, Washington'un deniz gücü ise İran çevresindeki dar boğazları uzun süredir baskı noktası olarak görüyor. Ancak ABD-İsrail ekseni Körfez'e ne kadar baskı yaparsa, Tahran'ın stratejik derinliği o kadar kuzeye, Batılı planlamacıların kolayca hakim olamadığı kapalı bir su kütlesinin ötesine kayıyor.
Hazar Denizi artık önemli çünkü İran ve Rusya'ya her iki devletin de acil olarak ihtiyaç duyduğu şeyi, yani düşman kara koridorlarının erişiminin dışında kalan, doğrudan ve siyaseten kontrol edilen bir güzergah sunuyor.
Karayolu ticareti, ya Washington ile aynı çizgide olan ya da ABD'nin baskısına maruz kalma riskini almak istemeyen ülkelerden geçmek zorunda. Buna karşılık Hazar Denizi, üçüncü bir tarafın denetimi olmadan iki ülkeyi birbirine bağlıyor.
Gemiler yine de insansız hava araçları ve füzelerle vurulabilir, ancak bu gemilere ulaşmak için İran hava sahasına derinlemesine girilmesi gerekir ve bu da Rusya ile çatışma riskini beraberinde getirir. Kısa vadede Hazar Denizi, Tahran’a güvenilir bir ikmal hattı sunuyor. Uzun vadede ise İran-Rusya entegrasyonunu güçlendirerek Rusya’yı Batı Asya, Hindistan ve daha geniş bir coğrafyaya bağlayan merkezi bir güzergah haline gelebilir.
Kapalı bir deniz üzerine hukuki mücadele
Hazar gerçekten bir deniz mi? Bu önemsiz bir soru değil. Eğer bir denizse, BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne (UNCLOS) tabidir ve bu sözleşmeye göre, kıyı şeridinden 12 mil öteye kadar olan bölge karasuları olarak kabul edilir ve bu sınırın ötesinde serbest seyrüsefer mümkün olur. Eğer bir göl olarak kabul edilirse, sınırlar çevredeki devletlerin karşılıklı olarak anlaştığı şekilde belirlenir.
1991 yılına kadar Hazar Denizi'nde sadece iki devlet bulunmaktaydı: İran ve SSCB. 1921 tarihli Rus-İran Dostluk Antlaşması, diğer ülkelerin bu sularda seyrüsefer yapmasını yasaklamıştı. Ancak Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla Hazar Denizi'ne üç yeni devlet katıldı: Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan. Bu eski Sovyet cumhuriyetleri, 1921 antlaşmasına itiraz ederek UNCLOS'u dikkate alan müzakereler yapılması talebinde bulundu.
Rusya dahil tüm eski Sovyet cumhuriyetleri Hazar'ın bir deniz gibi muamele görmesini istiyordu, ancak kısa kıyı şeridi nedeniyle daha az toprak kazanacağı için İran, Hazar'ın bir göl olduğunu ısrarla savundu. UNCLOS'un uygulanması, yabancı askeri gemilerin İran'dan 12 mil uzaklığa kadar girmesine de izin verecekti. Azerbaycan'ın İsrail ile yakın ittifakı göz önüne alındığında, bu temelsiz bir korku değildi. Eğer Azerbaycan İsrail donanmasına ev sahipliği yaparsa, Tel Aviv İran'ın kuzeyinde bir cephe açabilirdi.
Konsensüs sağlanamaması, Hazar Denizi'nin hukuki statüsünü muğlak hale getirerek bölgenin entegrasyonunu engelledi. Örneğin, önerilen Trans-Hazar Boru Hattı, Türkmenistan'ı Azerbaycan'a bağlayarak Orta Asya'dan Avrupa'ya petrol ve gaz taşıyacaktı. Ancak deniz yatağının kime ait olduğu konusunda netlik olmadığı için proje durdu.
2018'de beş devlet bir karara vardı. Hazar, bir göl ya da deniz değil, Hazar Denizi Antlaşması olarak da bilinen Hazar Denizi'nin hukuki statüsüne ilişkin Sözleşme'ye tabi olacak benzersiz bir su kütlesiydi.
UNCLOS'a benzer şekilde, devletlerin kıyı şeridinden itibaren 15 millik bir egemenlik alanı ve balıkçılık için 10 millik bir alanı olacaktı. Diğer alanlar paylaşılacak ve anlaşmaya taraf olan ülkeler denizaltı kabloları ve boru hatları döşeyebilecekti.
Ancak UNCLOS'tan farklı olarak, anlaşmaya taraf olmayan ülkelerin silahlı gemilerini konuşlandırması yasaklandı. İran, Hazar Denizi'nin bir göl olarak sınıflandırılması yönündeki maksimalist talebini gerçekleştiremedi, ancak dışarıdan gelebilecek askeri güçlerin engellenmesi, İran'a en önemli korumayı sağladı.
Hazar Denizi'ndeki işbirliği
Anlaşma, kıyı devletlerine bir işbirliği çerçevesi sağladı, ancak İran-Rusya ilişkileri açısından, karayolları kullanıma açık olduğu sürece Hazar Denizi yeterince değerlendirilmedi. Moskova, Suriye ile işbirliğini geliştirince 2013 yılında Uluslararası Kuzey-Güney Ulaşım Koridoru'nu (INSTC) önerdi; INSTC, Rusya'yı Azerbaycan üzerinden İran'a, oradan da Hindistan'a ve dünyanın geri kalanına bağlayan boru hatları, demiryolları ve otoyollardan oluşan bir ağdı.
Her şey, 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesiyle değişti. Azerbaycan, Rusya'ya karşı yaptırım uygulamadıysa da Ukrayna'ya insani yardım sağladı ve toprak bütünlüğüne desteğini açıkça dile getirdi ve ikincil yaptırım kurallarına uyduğunu iddia etti.
Bu arada İran-Rusya işbirliği hızlandı. Rusya'nın da İran gibi yaptırımlara maruz kalmasıyla, Moskova'nın Tahran ile ticaretini kısıtlaması için artık bir neden kalmamıştı. Moskova ayrıca ordusu için yeni tedarikçiler aramak zorunda kaldı. İran, Rusya'ya savaş alanında belirleyici rol oynayan insansız hava araçları sağladı.
Hazar Denizi dururken neden Azerbaycan'a güvenilsin ki? Rusya-Ukrayna cephesinden yaklaşık bin kilometre uzakta bulunan Hazar Denizi, İran'dan Rusya'ya giden silahlar için saklı bir rota sağladı. Karşılığında Rusya, İran'a daha fazla mal sevk etti.
2022 yılında İran’ın Nevşehr limanı, 21 yıl aradan sonra ilk Rus kargo gemisini ağırladı. Aynı yıl, İranlı ve Rus nakliye şirketleri, INSTC’yi geliştirecek yeni bir şirket kurmak üzere işbirliği yaptı. 2025 yılında İran’ın Anzali limanındaki sevkiyatlar yüzde 56 arttı.
Uluslararası Kuzey-Güney Ulaşım Koridoru (INSTC) Haritası.
Ateş altındaki kuzey rotası
ABD-İsrail'in İran'a yönelik savaşının ardından Washington, Basra Körfezi'ni abluka altına aldı. Azerbaycan, Pakistan ve Türkiye gibi komşu ülkelerin ABD ile yakın ilişkiler yürütmesi nedeniyle kara taşımacılığı da daha riskli hale geldi.
Hazar Denizi yeniden hayati önem kazandı, ancak bu kez akış tersine döndü ve Rusya İran'a silah ve kritik öneme sahip mallar gönderdi. New York Times'ta yakın zamanda yayınlanan bir makalede, Rusya'nın Hazar Denizi üzerinden İran'a insansız hava aracı parçaları gönderdiği iddia ediliyor.
İnsansız hava araçları, Rusya için Ukrayna'da çok önemli bir rol oynadı ve İran'ın Batı Asya'daki ABD askeri tesislerine saldırmasına da yardımcı oldu. Rus gemilerinin, İranlıların ablukaya dayanmasına yardımcı olmak için gıda dahil temel ihtiyaç maddelerini taşıdığı bildiriliyor.
ABD ve İsrail, Hazar Denizi'ndeki gemilere ve limanlara saldırabilir, ancak riskler oldukça büyük. Hazar Denizi, İsrail ve Basra Körfezi yakınlarındaki ABD askeri üslerinden uzak. Oradaki İran varlıklarına yönelik herhangi bir saldırı, özellikle bu limanlar Rus gemileri için demirleme noktaları ve lojistik merkezleri olarak hizmet verdiğinde, Rusya'yı çatışmanın içine çekme riskini de beraberinde getirir.
Bu nedenle, Mart 2026'da Bendar Enzeli'ye yönelik İsrail saldırısı dalgası, rutin bir kınamadan ziyade daha sert bir Rus tepkisini tetikledi. Saldırı, Hazar Denizi'ndeki en büyük İran limanını vurdu. Bu liman, Rusya'nın İran'a kargo taşımak için kullandığı deniz yoluna bağlı bir ticari ve askeri merkez.
Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zaharova, saldırının İran'a bağlantıları olan “Rusya ve diğer bölge ülkelerinin ekonomik çıkarlarını” etkilediği konusunda uyardı ve bu tür “pervasız ve sorumsuz eylemlerin” “Hazar devletlerini savaşa sürükleme” riski taşıdığını söyledi.
Uyarı, daha üst düzeyde de tekrarlandı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile görüşmesinin ardından Moskova, her iki tarafın da “Washington ve Tel Aviv tarafından kışkırtılan çatışmanın Hazar Denizi bölgesine tehlikeli bir şekilde yayılması” konusunda endişelerini dile getirdiğini açıkladı.
Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov daha sonra, İran savaşının Hazar'a sıçramasını Rusya'nın “son derece olumsuz” karşılayacağını söyledi. Ancak İsrail saldırılarının İran'a Rus silahları taşıdığı iddia edilen gemileri hedef aldığına dair haberler hakkında yorum yapmaktan kaçındı.
Tahran da saldırıyı dar kapsamlı bir ikili mesele olmaktan çıkarmak ve Hazar genelinde bir güvenlik meselesine dönüştürmek için harekete geçti. Arakçi, Bender Enzeli'ye yönelik saldırıların “Hazar Denizi'ndeki güvenlik ve istikrarı ciddi şekilde tehlikeye attığı” uyarısında bulunarak, kıyı devletlerini istikrarı bozan bu eyleme karşı “kararlı ve ortak bir tutum” sergilemeye çağırdı.
Mesaj yeterince açıktı. Savaş İran'ın kuzey kıyılarına ulaştığında, Hazar'ın ABD-İsrail savaş alanı dışında kalmasını isteyen tüm kıyı devletlerinin çıkarlarını etkiledi.
Ukrayna, son aylarda Hazar'ı üç defa vurdu. İran savaşını düşününce bu saldırıların zamanlaması şüpheli olsa da, şimdiye kadar hedefler sadece Rus askeri varlıklarıydı. Tahran için bu, özellikle Basra Körfezi çevresindeki güvenlik riski yüksek güney rotalarıyla karşılaştırıldığında, Hazar rotasının büyük ölçüde güvenli kaldığı anlamına geliyor.
Ablukanın ötesindeki Avrasya derinliği
Savaş bittiğinde Hazar Denizi, hem Rusya hem de İran için kritik öneme sahip olmaya devam edecek. On yıldan fazla bir süre önce Moskova, INSTC’yi Avrupa’yı baypas ederek Hindistan’a ulaşmanın bir yolu olarak görmüştü. Batı’nın yaptırımları, savaş baskısı ve Atlantikçi çevreleme politikasının genişlemesi koşullarında, bu eski plan yeniden önem kazandı.
Yaptırımlar sonunda kaldırılırsa ve Hindistan Batı'ya olan bağımlılığından uzaklaşırsa, bu koridor çok kutuplu bir düzenin ana arterlerinden biri haline gelebilir. Bu, Rusya'ya Hint Okyanusu'na açılan bir yol, İran'a ise Avrasya ticaretinde merkezi bir rol kazandıracak ve ABD'nin denizden baskı veya finansal dayatma yoluyla bu iki devleti izole etme kapasitesini zayıflatacaktır.
Sahip olduğu avantajlara rağmen, Hazar Denizi'nin günümüzdeki önemli konuma ulaşması şaşırtıcı derecede uzun zaman aldı. Yasal statüsü anca 2018'de netleşti ve Ukrayna savaşından önce karayolları hala kullanışlı görünüyordu. Ancak Moskova ve Tahran, düşmanca bir uluslararası ortamda işbirliğini arttırdıkça, Hazar Denizi ikincil bir rota olmaktan çıktı ve Avrasya'nın ABD hegemonyasına karşı bir dayanak noktası haline geldi.(Aidan J. Simardone/The Cradle)
Makalede yer alan görüşler yazara aittir, Tevhid Haber'in yayın politikasını yansıtmayabilir.