İslamî Direniş Hareketi (Hamas), ilkelerine bağlı olduğu gibi Kudüs ve mukaddes mekanları korumaya da azimli ve kararlı olduğunu, tehcir politikalarını reddetmeye devam edeceğini, Filistin halkının bütün haklarını geri almak için şeref ve izzet dolu direniş yoluna da bağlı olduğunu bir kez daha yineledi.
Hamas hareketi Balfour Deklarasyonu'nun 93. yıldönümü münasebetiyle bugün (02 Kasım Salı) bir basın açıklaması yaptı.Hamas şunları ifade etti: "O dönemin istikbar güçlerinin işlediği suçu bugün Filistin halkı bir kez daha anıyor. O gün o zalim güçler Siyonist gaspçılara Filistin topraklarını sahiplerinin rızası olmadan verdiler. Buraya gelen Siyonistler Filistin halkına karşı tarihin şahit olmadığı cinayetleri, katliamları ve barbarlığı meşru gördüler. O günden bugüne işledikleri cinayetler, tehcir politikaları, baskı ve zulümler hiç durmadı.
Uğursuz Balfour'u andığımız şu günlerde, buraya yerleştirilen gayri meşru Siyonist varlık Filistin halkına karşı cinayetlerini sürdürmektedir. Dilediğini tutuklamakta, dilediğini zindana atmakta ve dilediğini şehit etmektedir. Gazze'ye yönelik saldırıları devam ederken, Batı Yaka ve Kudüs'te saldırıları kesintisiz bir şekilde devam ediyor. Kudüs'ü Yahudileştirmek için plan üstüne plan kuruyor. Bu plan gereği buranın asli halkı olan Filistinlileri göçe zorluyor, evlerini ve arazilerini gasp ediyor. Beş yıldır Gazze'ye uyguladığı insanlık dışı kuşatmayı da hâlâ sürdürüyor."
Zalim Balfour Deklarasyonu'nun geçersiz olduğunu söyleyen Hamas bu uğursuz anlaşmanın Filistin halkını bağlamadığını belirterek şöyle devam etti: "Bunun tek sorumlusu İngiltere hükümetiyle bu gayri meşru varlığa her türlü desteği veren istikbar güçlerdir. Filisin toprakları üzerinde devam eden Nazi zulmünün katmerlisinden bu güçler sorumludur. Bu güçlerin işledikleri günahın kefaretini; işgal rejimini desteklemekten vazgeçip, Filistin halkının kendi devletini kurmasına yardımcı olarak ve mülteci durumunda olanların yurtlarına dönmelerini sağlayarak ödemeleri gerekir."
Direniş seçeneğine bağlı olduğunu ve düşmanı Filistin topraklarından çıkarıncaya kadar bu tercihi bırakmayacağını belirten Hamas, Oslo takımından da düşmanla sürdürdüğü müzakerelerin başarısız olduğunu ilan etmesini istedi.
İngiltere 2 Kasım 1917'de Filistin halkı aleyhine, uluslararası ilişkiler tarihinde bir ilke imza atarak uğursuz bildiriyi yayınladı. O dönem İngiltere Dışişleri Bakanı olan Arthur James Balfour, Lord Lionel Walter Rothschild'e, İngiliz hükümetinin Filistin'de kuzeyde Rasu'n-Nakura'dan güneyde Ummu'r-Raşraş'a, doğuda Ölü Deniz'den batıda Akdeniz'e kadar uzanan Yahudi ulusal yurdunun kurulmasını desteklediğini belirten bir mektup gönderdi.
Bu mektup daha sonra "sahip olmayan, hak sahibinin gıyabında hak etmeyene vaatte bulundu" meşhur cümlesiyle ifade edilen Balfour Deklarasyonu'dur. Bu, Filistin topraklarında Siyonist hareketi yerleştirmeyi ve 30 sene sonra (1948) Filistin için "Büyük Felaket"i (en-Nekbe) hazırlamayı ilan etmek için sunulmuş bir bildiridir.
Sömürgeci İngiliz yönetiminin, Siyonist örgütün ve onun isteklerinin büyümesine karşı olmadığı açıktı. Bunun ilk işaretleri, bu örgütü kuran Theodor Herzl ile Herzl'in yaşadığı Viyana'daki İngiltere Büyükelçiliği arasındaki ilişkide görüldü. Bununla birlikte Balfour Deklarasyonu, tarihî bir dönüm noktası ve Siyonistleri Filistin'e yerleştirme yönündeki İngiliz siyasetinin bir sonucu olarak ortaya kondu.