Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye, soykırımcı israilin Gazze Şeridi'ndeki saldırılarını artırmasının ateşkes anlaşmasını tehlikeye atabileceğini belirterek arabulucu ve garantör ülkelere harekete geçme çağrısında bulundu.
Hayye, yaptığı açıklamada, israilin salı gününden bu yana Gazze'de gerçekleştirdiği saldırıları ve suikastleri kınadı. Son olarak Filistin polis teşkilatının üst düzey isimlerinin hedef alındığını belirten Hayye, saldırıların ateşkes sürecini tehdit ettiğini söyledi.
Soykırımcı israilin saldırılarının devam etmesinin arabuluculuk çabalarını tehlikeye attığını belirten Hayye, mevcut durumun arabulucu ve garantörlere "büyük ve kritik bir sorumluluk" yüklediğini ifade etti.
Hamas lideri, garantörlerden israile saldırılarını durdurması için baskı yapmalarını ve ateşkes anlaşmasının çökmesini önleyecek adımlar atmalarını istedi.
NETANYAHU PLANA UYMUYOR
Soykırımcı israil Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi israil yönetiminin Gazze Şeridi'ne uluslararası bir gücün girmesine onay verdiği yönündeki haberleri yalanladı. Bu açıklama, ABD yönetiminin Başkan Donald Trump'ın Gazze planı kapsamında önerilen “Uluslararası İstikrar Gücü”nün finansmanı için hazırlıklarını sürdürdüğü bir dönemde geldi
Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklamada, “Haberlerin aksine, siyasi yönetim uluslararası gücün Gazze Şeridi'ne girişini onaylamadı” denildi.
Açıklamada ayrıca israilin, “Hamas tamamen silahsızlandırılmadan Gazze'de herhangi bir yeniden imar çalışması yapılmayacağını” belirttiği yer aldı.
israilin bu tutumu, Trump yönetiminin Kongre'ye Gazze için önerilen Uluslararası İstikrar Gücü'ne 206 milyon dolardan fazla kaynak ayıracağını bildirdiği sırada geldi. Reuters'ın aktardığına göre bu, Washington'ın savaşı sona erdirme ve Gazze'yi yeniden inşa etme planının temel unsurlarından biri olan güce yönelik ilk büyük ve doğrudan ABD finansmanı olacak.
Reuters'ın incelediği 30 Temmuz tarihli iki bildirime göre ABD Dışişleri Bakanlığı, gücün ekipman, altyapı, araç ve operasyonel giderlerini karşılamak amacıyla 200 milyon dolar ayırmayı planlıyor.
Buna ek olarak, ABD'ye ait dokuz zırhlı personel taşıyıcının bu gücün kullanımına tahsis edilmesi için yaklaşık 6,3 milyon dolar ayrılması öngörülüyor.
Bildirimlerden birine göre Uluslararası İstikrar Gücü'nün “güvenlik operasyonlarına liderlik etmesi, kapsamlı silahsızlandırmayı desteklemesi ve insani yardımlar ile yeniden imar malzemelerinin Gazze'ye güvenli şekilde ulaştırılmasını sağlaması” planlanıyor.
Ancak gücün nihai yapısı ve Gazze'de nasıl konuşlandırılacağı konusunda görüşmeler devam ediyor.
Şu ana kadar Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk olmak üzere beş ülke uluslararası güce asker göndermeyi taahhüt etti.
Mısır ve Ürdün ise Filistin polis güçlerinin eğitimine katkıda bulunmayı taahhüt etti. Uluslararası gücün Gazze'de ne zaman konuşlandırılmaya başlanacağı ise henüz belirlenmedi.
Gazze'deki Uluslararası İstikrar Gücü, Kasım 2025'te kabul edilen 2803 sayılı kararla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nden yetki aldı.
HAMAS’TAN NET TUTUM ÇAĞRISI
Hamas Sözcüsü Hazım Kasım DAyaptığı açıklamada, israilli kaynakların israilin Gazze'de suikastlar gerçekleştirmek için ABD'den “yeşil ışık” aldığı yönündeki açıklamalarının “tüm anlaşmalara, arabulucuların açıklamalarına ve ABD yönetiminin verdiği taahhütlere aykırı olduğunu” söyledi.
Kasım, “Barış Konseyi”ne söz konusu saldırılar konusunda “net bir tutum sergileme ve israilin tutumundan yana tavır almaktan vazgeçme” çağrısında bulundu.
Kasım'ın açıklaması, israil Kamu Yayın Kuruluşunun güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde israilin Gazze'de suikastlar gerçekleştirmek için ABD'den yeşil ışık aldığını açıkladığı bir dönemde geldi.
PLAN ÇÖKMEK ÜZERE
Hamas ve Filistinli grupların, Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov'un ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanması için sunduğu yol haritasını kabul etmesine rağmen soykırımcı israil'in Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere yönelik suikastları devam ediyor.
Çarşamba günü Gazze kentindeki bir polis noktasını hedef alan saldırı, bölgeye yönelik son bombardımanlardan biri oldu.
ABD Başkanı Donald Trump'ın geçen pazartesi “israilin Gazze'ye saldırmaması daha iyi olur, çünkü Hamas silahlarından vazgeçmeyi kabul etti” demişti.
ABD'li temsilci Jared Kushner'ın pazar ve pazartesi günleri bölgeye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında ise kısa süreli bir sakinlik yaşandı. Kushner, işgal altındaki Kudüs'te israil Başbakanı Binyamin Netanyahu ile; Mısır'ın El-Alameyn kentinde ise Hamas heyeti ile Mısırlı, Katarlı ve Türkiyeli arabulucularla görüştü.
israilin Kanal 14 televizyonu salı günü, israil ordusunun Gazze Şeridi'ndeki angajman ve ateş açma politikasını değiştirmeye hazırlandığını bildirdi.
Habere göre yeni politikanın, 7 Ekim 2023 Aksa Tufanı’na katılan tüm silahlı kişilerin takip edilmesine yönelik operasyonlara imkan sağlaması amaçlanıyor.
Kanal, Hamas'ın kontrolündeki ve soykırımcı israilin “kırmızı bölgeler” olarak tanımladığı alanlarda bulunan silahlı kişilerin kimliklerinin nasıl belirleneceği konusunun henüz netleşmediğini ve bu kişilere karşı uygulanacak yönteme ilişkin nihai kararın halen değerlendirildiğini aktardı.
Soykırımcı israil Savunma Bakanı Yisrael Katz da hükümetin Gazze politikasına ilişkin, “Tehditlerin ortadan kaldırılması ve 7 Ekim operasyonuna katılan herkesten intikam alınması” gerektiğini söyledi. Bu açıklama, suikast operasyonlarının devam edeceğine işaret olarak değerlendirildi.
İslami Cihad Sözcüsü Muhammed el-Hac Musa ise Netanyahu ve Katz'ın son açıklamalarının, savaşın sürdürülmesi ve ateşkes girişimlerinin baltalanmasına yönelik gerçek niyetleri ortaya koyduğunu belirtti.
El-Hac Musa, yaptığı açıklamada, tüm tarafların israili durdurma, suçlardan sorumlu kişileri hesap vermeye zorlama ve üzerinde uzlaşılan maddelerin uygulanmasını güvence altına alma konusunda siyasi ve ahlaki sorumluluk taşıdığını söyledi.
Netanyahu'nun tutumunun yalnızca “ciddiyetsizlik” olarak açıklanamayacağını belirten Musa, bunun anlaşmayı bilinçli şekilde engelleme ve etrafından dolaşma girişimi olduğunu söyledi.
Musa, Netanyahu'nun bazı maddeleri reddetmesinin ve bunları hükümetinin politikaları doğrultusunda yorumlamaya çalışmasının herhangi bir anlaşmayı başarısızlığa uğratma konusundaki ısrarını gösterdiğini belirtti.
ABD'nin Gazze'ye ilişkin açıklamalarının ise “israil'e saldırılarını sürdürmesi için zaman kazandıran siyasi bir kılıf olarak kullanıldığını” belirtti. Sahadaki tırmanışın Washington'ın “gerçek bir garantör değil, saldırının ortağı ve koruyucusu olduğunu” gösterdiğini söyledi.
Musa, saldırıların ve suikastların durdurulmasının, israil güçlerinin geri çekilmesinin, insani protokolün uygulanmasının ve anlaşmanın diğer maddelerine uyulmasının güvence altına alınması gerektiğini söyledi. İhlallerin etkili bir şekilde engellenmemesi halinde varılan mutabakatların içinin boşalacağı uyarısında bulundu.
Filistinli gruplar Mladenov'un planını kabul ettiklerini açıklamasına rağmen Netanyahu liderliğindeki İsrail hükümeti plana karşı olduğunu belirtmeye devam ediyor.
Soykırımcı israil hükümeti, Kushner ile gerçekleştirilen görüşmenin ardından yalnızca iki komite kurulacağını duyurdu. Komitelerden birinin silahsızlandırma, diğerinin ise çevresel koşulların iyileştirilmesi konusunu ele alacağı belirtildi.
Rü'ye Siyasi Kalkınma Merkezi Direktörü Ahmed Atavne, özellikle israildeki seçim hesapları nedeniyle suikast ve hedefli saldırıların artabileceğini öngördü.
Atavne, Netanyahu'nun ateşkes olarak yorumlanabilecek veya Gazze'nin yeniden inşasının önünü açabilecek bir anlaşmaya yanaşmasının zor olduğunu söyledi. Bunun nedeninin, böyle bir kararın seçim döneminde Netanyahu'ya karşı siyasi bir koz olarak kullanılabilmesi olduğunu belirtti.
Son saldırıların ardından Gazze'deki tablonun bazı gerçekleri ortaya koyduğunu söyleyen Atavne, soykırımcı israilin Gazze'deki askeri hareket alanının geniş olduğunu ve saldırıların farklı yoğunluklarda devam ettiğini ifade etti.
Atavne ayrıca ABD'nin Filistinlilere sunduğu vaatlerde “ciddi veya samimi görünmediğini” söyledi. Bunun hem yazılı olarak üzerinde uzlaşılan yol haritası hem de saldırıların durdurulması, insani yardımlar ve sağlık hizmetlerine ilişkin vaatler açısından geçerli olduğunu söyledi.
FİLİSTİN’E DESTEK CUMASI ÇAĞRISI
Hamas, Filistin halkı ile Arap ve İslam dünyasına çağrıda bulunarak, 21 Ağustos Cuma gününün başta Kudüs, Gazze, Batı Şeria ve Filistinli esirler olmak üzere Filistin meselelerine destek amacıyla “öfke ve vefa günü” olmasını istedi.
Hamas'tan yapılan yazılı açıklamada, dünyanın farklı ülkeleri, başkentleri ve meydanlarında Filistin meselesinin gündeme taşınması çağrısı yapıldı. Mescid-i Aksa'nın Filistin ve İslam dünyası açısından önemine vurgu yapılan açıklamada, Aksa'nın İslami kimliğinin korunacağı ifade edildi.
Çağrının, Mescid-i Aksa'nın yakılmasının 57. yıl dönümü dolayısıyla yapıldığı belirtildi. 21 Ağustos 1969'da Denis Michael Rohan, Mescid-i Aksa yerleşkesindeki Kıble Mescidi'nin bir bölümünü ateşe vermiş, yangında tarihi yapı büyük zarar görmüştü.
Hamas, 1969'daki kundaklama olayını Mescid-i Aksa'yı hedef alan saldırıların bir parçası olarak nitelendirerek, bugün de bölge üzerinde kontrol sağlama ve statükoyu değiştirme girişimlerinin devam ettiğini belirtti.
Açıklamada, Mescid-i Aksa'nın mevcut durumuna ilişkin endişeler dile getirilirken, 21 Ağustos'un Kudüs ve Filistinlilere desteğin öne çıkarıldığı bir güne dönüştürülmesi istendi.
Hamas ayrıca Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınlara, yerleşim faaliyetlerine ve Filistinlilere yönelik uzaklaştırma uygulamalarına tepki gösterilmesi çağrısında bulundu. Hareket, Aksa'nın zamansal veya mekânsal olarak bölünmesine yönelik girişimleri de reddettiğini belirtti.
Açıklamanın sonunda Hamas, Kudüs, Gazze ve Batı Şeria'daki Filistinlilere desteğini sürdüreceğini ve Filistin halkının özgürlüğü için mücadeleye devam edeceğini bildirdi.