Fetih Hareketi'nin başkanlık ve parlamento seçimleri çağrısında bulunması ve Selam Feyyad'ın Fetih üyelerinin razı olacağı yeni bir hükümet kurmakla görevlendirilmesini istemesi göz boyama ve bu yönetimden bıkan Filistin halkının taleplerini gözardı etme çabasından başka bir şey değildir. Filistin halkı yirmi yıldır siyasi hayatın ön saflarında yer alan yüzlerden bıkmıştır. Çünkü sonuç, Filistin taleplerinde benzeri görülmemiş bir gerileme olmuştur. Hatta Filistinli herkesin reddedeceği şekilde işgalciye sonsuz ve karşılıksız hizmetler sunup işgalciden yardım isteme seviyesine ulaştığını söylesem mübalağa etmiş olmam.
Aslında bu sözde yönetimin yapması gereken, mevcut konumunu yönünü yeniden düzeltmeleri için Filistin halkının özgür fertlerine terk etmektir. İşte o zaman anlaşmazlıklar ve bölünmüşlük sona erecek. Filistinlilerin vicdanını ifade eden, vatanının ve halkının derdiyle dertlenen kişiler olduktan sonra yönetenin kim olduğu sorun teşkil etmeyecek.
İşgal altındaki Batı Yaka'da Fetih yönetimine bağlı güvenlik birimlerinin Hamas Hareketi üyelerine ve destekçilerine ve farklı gruplardan tüm direnişçilere yönelik sürdürdüğü benzeri görülmemiş saldırıya bakan bu birimlerin içine düştüğü çöküntünün boyutunu fark eder. Bu birimler, daha önce hiç görülmemiş bir şekilde ve açıkça Siyonist işgal güçleriyle koordinasyon yapmaktadır. Aynı koordinasyonu 1993 yılında Oslo Anlaşması'nın ardından Filistin Özerk Yönetimi'nin kurulmasından sonra Gazze'deki hakimiyeti döneminde de yapmıştır. Siyonistlerin bizzat kendileri bunu itiraf etmektedirler.
Bu konuda şu soru hâlâ geçerlidir: Bu birimlerin Hamas Hareketi'ne ve diğer direniş gruplarına saldırısının hedefi nedir? Bu birimlerin bazı liderlerinin de ifade ettiği gibi öncelikle kanuni olarak yasaklanan Hamas Hareketi'nin Batı Yaka'daki varlığını sona erdirmeye çalışmaktadırlar. Saldırı, Hamas Hareketi'nin kazandığı belediye meclislerini zorla ele geçirme şeklinde başlamış, fakirleri ve yetimleri gözetenler dahil İslami yardım dernekleri ve hayır kurumları kapatılmış, Kur'an kurslarının ve çeşitli eğitim kurumlarının dahi kapısına kilit vurulmuştur.
Daha sonra bu kurumların yöneticileri gözaltına alındı. Hamas'ı destekleyen yüzlerce imam ve hatip, üniversite hocası ve öğrencisi tutuklandı. Çeşitli resmi dairelerdeki yüzlerce memur Hamas'ı destekledikleri gerekçesiyle işten uzaklaştırıldı. Batı Yaka'daki yönetime ve güvenlik birimlerine karşı hiçbir suç işlemedikleri halde mücahitlere ve direnişçilere günlerce vahşi işkenceler yapıldı. İş daha sonra o kadar ileriye gitti ki, kadınlar dahi gözaltına alındı ve sorgu odalarında işkenceye maruz kaldı.
"Dayton-Muller" birimlerinin bu uygulamaları sadece tek bir sonuca ulaşabilir. O sonuç da, bu birimlerin Batı Yaka'daki varlığının ve hakimiyetinin sona ermesidir. Bunun karşılığında Hamas Hareketi'ne halk desteği artacaktır. Nitekim Fetih Hareketi'nin bazı aklı başında liderleri bu noktaya dikkat çekerek, bu birimlerin İsrail'in gözetiminde yaptıklarının Fetih Hareketi için kötü olduğunu ve Hamas'ın lehine olduğunu söylemişlerdir.
Liderleriyle ve üyeleriyle bu birimler sanki Gazze Şeridi'nde yaşananlardan hiç ders almamışlar. Gazze Şeridi'ndeki güvenlik birimlerinin Batı Yaka'daki benzerlerine göre çok üyesi vardı ve örgütlenme ve finansman yönünden de onlardan daha büyüktü. Buna rağmen, hakları elinden alınmış Filistin halkının memnun olmayacağı davranışları yüzünden ipliği kopmuş tespih taneleri gibi dağıldılar. Halkın saygısını kaybettiler ve halk da, Filistin halkının çıkarlarına ve beklentilerine ters düşen bu birimlerin görevine devam etmesini istemedi.
Batı Yaka'da mücahitlere yapılanların devam etmesi bu birimlerin ve arkasında duranların zevalini hızlandıracaktır. İşte o zaman, bu eylemleri yapmaya kışkırtan Yahudiler ve işbirlikçileri onlara fayda veremeyecektir. Gazze Şeridi'nde terk ettikleri gibi sizi yine terk edecekler.
Vail Abdürrazzak El-Menâıme
fiem