Gazze Sağlık Bakanlığı Çevre Sağlığı ve İş Güvenliği Dairesi Müdürü Eymen er-Ramlavi, mevcut çevresel durumu “çok tehlikeli” olarak nitelendirdi.
Ramlavi, Arabi21’e yaptığı açıklamada enkazın yalnızca taş ve çimentodan oluşmadığını; asbest, metaller, boya, yağ, yakıt ve çeşitli kimyasal maddeler içerebileceğini belirtti. Yağışlarla birlikte bu kirleticilerin toprağa ve ardından yeraltı sularına ulaşabileceğini söyledi.
300 Binden Fazla Fosseptik Çukuru
Filistin Çevre Otoritesi'nin verilerine göre Gazze’de, özellikle yerinden edilenlerin bulunduğu bölgelerde 300 binden fazla fosseptik çukuru bulunuyor. Kanalizasyon şebekelerinin tahrip edilmesi ve atık suların çevreye sızması, toprak ve yeraltı sularındaki kirlilik riskini artırıyor.
Halk Sağlığı Laboratuvarı Yıkıldı
Gazze’de kimyasal kirleticiler, ağır metaller ve patlayıcı kalıntılarının tespiti için kapsamlı laboratuvar analizleri gerekiyor.
Ancak Gazze Sağlık Bakanlığına bağlı Halk Sağlığı Laboratuvarı'nın savaş sırasında tamamen yıkılması nedeniyle mevcut testler büyük ölçüde suyun mikrobiyolojik incelemeleri ve bazı temel kimyasal analizlerle sınırlı kalıyor.
Su Krizi Derinleşti
Gazze’de su sorunu savaş öncesinde de yeraltı sularındaki yüksek tuzluluk ve kötüleşen su kalitesi nedeniyle yaşanıyordu. Ancak su kuyuları, kanalizasyon şebekeleri ve arıtma tesislerinin tahrip edilmesi krizi çok daha ağır bir noktaya taşıdı.
Gazze Belediyesi Sözcüsü Hüsnü Mehna'ya göre Gazze kentinin günlük yaklaşık 100 bin metreküp suya ihtiyacı bulunurken, en iyi şartlarda yalnızca 30 bin metreküp sağlanabiliyor. Su açığı böylece yaklaşık yüzde 70 seviyesine ulaşıyor.
İsrail güçlerinin kentte su sağlayan yaklaşık 72 ana su kuyusunu tahrip ettiği belirtildi. Yakıt, bakım malzemeleri ve yedek parça eksikliği nedeniyle çalışan tesislerin de durma riski bulunuyor.
Her Gün 24 Bin Metreküp Atık Su Denize Akıyor
Gazze’de her gün yaklaşık 24 bin metreküp arıtılmamış atık suyun denize ulaştığı bildiriliyor. Bu durum çevre ve halk sağlığı açısından riskleri daha da artırıyor.
Garantörler de Eleştirilerin Odağında
Gazze’de çevre ve halk sağlığı krizinin ağırlaşması, ateşkes sürecinin garantörleri olan ABD, Türkiye, Mısır ve Katar’ın rolünü de tartışmaya açıyor. Birleşmiş Milletler’in 2026 tarihli raporunda bu dört ülke ateşkesin garantörleri olarak tanımlanırken, Türkiye, Mısır ve Katar müzakerelerde arabulucu ülkeler olarak da faaliyet yürütüyor.
Türkiye, Mısır ve Katar daha önce insani yardımların Gazze’ye engelsiz ulaştırılması, sağlık altyapısının korunması ve ateşkes yükümlülüklerinin uygulanması çağrısında bulundu. Eylül 2026’daki ortak açıklamada kritik altyapının rehabilitasyonu ile insani yardım ve erken toparlanma malzemelerinin bölgeye ulaştırılması gerektiği vurgulandı. (mfa.gov.tr)
Buna karşın su kuyuları, kanalizasyon hatları, arıtma tesisleri ve sağlık altyapısının ciddi ölçüde kullanılamaz durumda olması; yakıt, pompa, boru ve bakım malzemelerinin yeterince ulaştırılamaması garantörlerin anlaşmanın insani hükümlerinin uygulanmasını sağlama kapasitesine yönelik eleştirileri artırıyor.