Bugün artık ruhlara, vicdanlara ve akıllara yöneltilen söz savaşı bedenlere, mar varlığına ve maddi unsurlara yöneltilen savaştan ayrılmaz oldu. Liderler, askerler, basın mensupları ve psikologlar halkların, partilerin ve devletlerin gerçek yenilgisinin sadece askeri yenilgi olmadığını aksine yenilginin ve teslim bayrağının çekilmesinin bir belirtisi olarak birey ve grupların psikolojik ve manevi çöküşünün de tescillenmesi gerektiğini anladılar. Askeri savaşlara hâkim olan bu psikoloji, savaşların özelliği ve savaşanlarla çekişenler arasındaki ilişkinin yapısındaki temel şey oldu. Bunun amacı ise maneviyatı çökertmek, psikolojiyi sarsmak, hasım ve düşmanın iç cephesini dağıtmak, kapasite konusunda şüpheye düşürmek, basın savaşında kullanılan cephenin kapasitesini büyütmek ve savaş aşamalarından çoğunu kısaltıp çabucak teslim olup beyaz bayrağın çekilmesiyle maddi ve manevi kayıpları aza indirmektir. Tabi sonrasında kazanan tarafın yenilen tarafa yenilgi ve kırılma şartlarını, sabite ve değerlerden taviz vermeyi dayatması gelmektedir.
Sıcak ve soğuk savaşlarda kullanılan ve Siyonist işgal devletinin Filistin ve dünyayı -hatta sözde devletlerini kurmadan önce- işgal etmek için Araplarla ve Filistinlilerle olan çatışmacı ilişkilerinde kullanmaya alıştığı söylenti ve medya savaşının felsefesi budur. Siyonist ordusunun çetelerinin Gazze'ye karşı 27.12.2008 Cumartesi gününden 17.1.2009 Cumartesi gününe kadar bir an bile durmadan devam eden vahşi savaşında bunu yoğun, net ve güçlü bir şekilde görmekteyiz.
Bu uzun haftalar, bu korkak ve yıkıcı, herşeyi yok eden ve sivil hayatın can damarına dokunan savaşa İsrail tarafından bir de ucuz propaganda savaşı görüntüleri eklendi. Buna karşılık Filistin direnişi iki taraf arasında askeri alanda büyük fark olmasına rağmen karşı propaganda ve medya savaşına girdi. Bu araştırmamızda direniş ve işgalci tarafından sürdürülen medya savaşının en önemli özelliklerine ışık tutacağız.
İşgal açısından medya savaşının özellikleri şu şekilde belirmektedir:
1-Saldırıları ve savaşlarına Dökme Kurşun operasyonu adını verdiler. Bu direnişi kırma kapasitesi, zorbalık, güç ve savaşın ciddiliği ile sıcaklığından kinayedir. Zira sıcak kurşun bir şeyin üzerine döküldüğü zaman onda yanma, zarar verme, doğrudan etkileme ve acı etkisi yaratır.
2-Savaştan uzun bir zaman önce ve savaş süresinde de savaşın hedefinin halk değil direniş ve Hamas olduğunu ilan ettiler. Burada toplumsal yapıyı parçalama ve ayırma amacı güttüler. Halkı direnişi bir kenara atmaya ve ondan vazgeçmeye dolayısıyla da ona karşı çıkmaya sevkettiler. Onlar bütün Filistin halkına değil sadece halkı esir eden ve geleceklerine hükmeden Hamas'a düşmandılar.
3-Yerel radyo yayını üzerinden korsanlık yaptılar, vatandaşlara korku mesajları gönderdiler ve onlara direniş ile onun liderleri hakkında yalan haberler verdiler.
4-Vatandaşlara cep telefonları ve ev telefonları aracılığıyla rasgele kaydedilmiş mesajlar gönderdiler. Silah barındıran evleri yıkmakla tehdit ettiler. Bunun amacı insanları korkutmak, onların ruhlarında korku ve karmaşa ekmek ve onları rasgele zararlı eylemlere sevk etmek ya da bombalama ve öldürmelerine yardım edecek şekilde gelişigüzel davranışlar sergilemelerini sağlamaktı.
5-Casuslarına ve ajanlarına yalan haberler ve içyapıyı sarsacak söylentiler yaymak, insanın kendisine ve kapasitesine olan güvenini sarsmak ve hedef belirlemede kendilerine yardım edecek bilgileri toplamak için halkın arasına girmelerini emrettiler.
6-"İlk vuruşta şok", karmaşa çıkarmak için hâkimiyeti kaybedecekleri ve teslim olacakları daha fazla yaralı ve şehit verdirme üslubunu kullanmaları.
7-İçindeki insanlarla birlikte camileri ve evleri bombalamaya yeltenmeleri. Bunun da amacı insanlara mukaddesatın dokunulmazlığı ve kırmızı çizgisi olmadığı ve durumun çok tehlikeli olduğu mesajını vermekti.
8-Uçaklarla belirli yerlere içinde işkence ve tehdit mesajları olan dıştan bakılınca da merhamet abidesi gibi görünen broşürler dağıtma ve evlerin ve yerleşim yerlerinin Refah sınır şeridinde olduğu gibi boşaltılmasını istemeleri.
9-Düşman komutanlarının ilk vuruşun başlangıç olduğu, operasyonun daha uzun süreceği ve bunun büyük bir işgalin başlangıcı olduğu şeklinde basın açıklamaları yapmaları.
10-Aksa televizyonu binasına, Risale dergisi, yerel, Araplara ait ve uluslar arası basın bürolarıyla dolu Şuruk ve Cevher kuleleri gibi basın kurumlarının bombalanması, Ehab Wahidi ve ailesi ile Ala Murtaca ve ailesinin başına gelenler gibi basın mensuplarının evlerinin bombalanması ve öldürülmeleri. Bütün bunlar basın mensuplarının gerçeği yansıtma işini etkileme, olayı hikâye ederken olumsuz bir etki yaratma ve basın mensuplarını direniş liderleriyle ilişkiye geçmemeleri için korkutma amaçlı yapılmıştır.
11-Uydu frekanslarının özellikle de Aksa ve Kudüs televizyonunun frekanslarının delinmesi, yayının çalınması ve direniş ile onun sembol şahsiyetlerine karşı propaganda mesajlarının yöneltilmesi. Burada özellikle Halid Meşal, İsmail Heniyye, Mahmud Zehar, Halil Hayye ve Ahmet Caberi gibi Hamas liderleri üzerinde yoğunlaştılar. Onları yanlış hesap yapmakla, sonra da halkı bu işe bulaştırıp kaçmakla ve saklanmakla vasıfladılar. Onların halka yaptıkları konuşmalara da şüphe karıştırdılar.
12-Vatandaşların bilgi edinmesini engellemek ve kadınları, çocukları, yaşlı ve sivilleri kalblerine korku salan zifiri karanlıkta bırakmak için Gazze'nin büyük kısmının elektriğini uzun süreliğine kesmek.
13-Gazze'deki alıcıda gerginlik halinin oluşması ve uydu yayınlarını rahat ve kararlı bir şekilde takip etmede ümitsizliğe kapılması için casusluk ve keşif uçaklarıyla uydu yayınlarının sürekli olarak engellenmesi.
14-Bilgilerin uluslar arası ve sivil İsrail basınından gizlenmesi. Basının savaş meydanından uzaklaştırılması, askeri sistemin hâkim olduğu askeri basına bağlı kalınması ve gazetecilerin sınır kapılarından Gazze'ye girmesinin engellenmesi.
15-Savaştan önce ve savaş esnasında onu meşrulaştırmak için diplomatik turlar ve dış faaliyetler düzenlenmesi. Siviller aleyhinde işlenen suçlara ve katliamlara uluslar arası kılıf bulunması ve bütün dünyada savaşa karşıt hareketlerle bir denge halinin oluşturulması.
16-Savaşın durdurulması için siyasi ve medyatik bir senaryo hazırlanması. Savaş, işgalci hedeflerini gerçekleştirdikten sonra durdu. Bunun amacı ise direnişle savaşı durdurmak üzerine anlaştığının basına yansımamasıydı. Oysaki daha direniş saldırıları durdurduğunu ve geri çekilme için bir hafta süre tanıdığını ilan eder etmez işgalci bulunduğu pek çok yerden çekilmiş sonra da ateşkes hakkında diernişle müzakerede bulunmayı bekleyerek oradaki bütün varlığını çekmişti.
17-Düşmanın bu direkt üslubuna ister Filistinli ister Arap olsun bazı konuşmacılar, yazarlar ve analistlerin yaptığı ve mesuliyeti Hamas'a yükleyen, yalan, yanlış ve programlı bilgileri özellikle de Fetih'in siyasi tutukluları arasında onlarca şehit olduğu yalanını uyduran analizler, makaleler ve konuşmalar eklenebilir. Onlar Gazze hükümetinin hapishanesinde siyasi tutuklu olmadığını ve bunun yalan olduğunu biliyorlar ama işlenen suçların çirkinliğini örtmek için bunu yapıyor ve işgalciye hizmet ediyorlar.
Medyatik bu görüntü son dönemde daha fazla yoğunlaştı. Bazı uydu kanalları Hamas ve direniş karşıtı yayınlar yaptı, Fetih'e bağlı darbeci akımın hesabına çalışan Palpress ve el-Kufiyye News gibi bazı siteler yalanlar, söylentiler, görünürdeki durum ve özellikle hükümet ve Hamas liderleriyle alakalı yalan yanlış olaylar uydurdular. Bölgedeki normalleştirme ve çözüm süreciyle ahenk içindeki bu taburun en önemli medyatik söylemlerinden biri direnişi yalanlamak ve sorumluluğu ona yüklemektir. "İşgalci masumdur ve rasgele atılan füzeler karşısında kendisini müdafaa etmektedir. Direniş bize yıkım ve ambargo getirmiştir. Hamas çıkarlarına ulaşmak için halkı rehin almaktadır. Hamas yardımları çalmakta ve onları pazarlarda satmaktadır. Hamas sokaklardaki insanları öldürmektedir. Tek çare Gazze'nin meşruiyetine kavuşmasıdır. Hamas'ın ders alması ve siyaseti Abbas başkanlığındaki Filistin yönetimine bırakması gerekmektedir. Hamas bu katliamlar ve yıkım karşısında zafer ilan etmektedir. Hamas liderleri tünelleri kullanarak Ariş'e kaçmış ve insanları kendi kaderleriyle baş başa bırakmıştır. Said Sıyam'ı öldürenler Hamaslı casuslardır. Mahmud Zehar bir ambulansla Mısır'a kaçmıştır. Hamas'ın düşmanı korkuttuğu direniş ve şehadet eylemleri nerededir?" İşgalci bütün bu söylemi iç cepheyi sarmak ve insanları Hamas liderliğindeki direnişe karşı ayaklanmaları için Filistin ve Arap araçlarını kullanarak gündeme getirmiştir. Bu içeriğin büyüklüğüne kapılan en bariz kişiler ise savaşın Hamas'ı ve onun varlığını sonlandıracağı ve yeniden kendilerinin nüfuz sahibi olacakları temennisinde boğulmuş kişilerdir. Ne yazık ki Mahmut Abbas'ın konuşması herşeyi açıklıyor. Onun BM'deki, Kahire, Şarm eş-Şeyh, Kuveyt ve bütün konferanslarında söylediklerine, Mahmud Dahlan'a, Tayyib Abdurrahim, Ahmet Abdurrahman ve savaş boyunca bu söylemleri taçlandıran ve en kötü konuşmasını da 22.1.2009 Perşembe günü yapan Yaser Abd Rabbo'ya ve aynı içerikle 21.1.2009 Çarşamba günü konuşma yapan Mahmut el-Habbaş'a dikkat edin.
Bu üslup askeri yöntemin direnişi ele geçirmede başarısız olduğunun işareti olarak kabul ediliyor. Bu başarısızlıktan sonra direniş nurunu söndürür ve silahın acziyetinden sonra sabırlı ve direnen kararlılığı yok eder ümidiyle Filistin aksanıyla konuşmaya başladılar. Son komplo halkası ve halkı, Siyonistler tarafından programlanmış ve Araplarla Filistinliler tarafından uygulanan planlı anlaşma yollarıyla ele geçirmek için yeni bir girişim olarak ulusal şana, dile, üniformaya ve makama sahip olan beşinci taburun bu medyatik üslubunun tırmanışa geçeceğini düşünüyorum.
Direnişin medya savaşının özellikleri ise şu şekilde sıralanabilir:
1-Füze operasyonları için yağ lekesi terimi kullanıldı. Bu ise bu lekelerin yağın hızlı yayılması nedeniyle çabucak büyüyeceğini gösteriyor. Burada Siyonist topluma, ateşin sadece Filistin halkını yakmadığı bu ateşin diğerlerine de sıçrayacağı mesajı verilmektedir. Direniş özellikle de Kassam, füzelerin ulaştığı her yeni menzille ve medyatik söylemini doğrulayan kazandığı askeri başarıyla birlikte "yağ lakeleri genişliyor ve büyüyor" ifadesini kullandı. Bu durum Siyonistlerin muhayyilesinde o derece yerleşti ki İsrail medyası bile Tel Aviv ve Dimona nükleer reaktörünün vurulabileceğini tekrarlamaya başladı. Bunun güvenlik, askeri ve toplumsal düzeyde maneviyata etkisi oldu.
2-Başbakan İsmail Heniyye, basın yayın organlarının hepsine dağıtılan yazılı bir açıklamayla birkaç saat sonra kamuoyunun karşısına çıktı ve saldırının başarısız olduğunu ilan etti, sabır ve mukavemet çağrısında bulundu. Aynı günün akşamı televizyona yaptığı açıklamada aynı şeyi vurguladı ve bu savaşın Furkan savaşı olacağını açıkladı. Düşmanın yenileceğini, Filistin halkının galip geleceğini ve bu savaşın direnişin lehine iki aşama arasında furkan olacağını vurguladı. On saatten az bir zaman içinde basına yapılan bu iki çıkış işgalcinin istediği şok etkisini boşa çıkardı ve direniş sağ salim işin içinden çıkarken ilk andan itibaren başarısızlık düşmanın hanesine yazıldı. Bu, direniş askerlerini, Filistin halkını ve dünyadaki yandaşlarını manevi olarak çok etkiledi.
3-Basın sözcüleri ve liderler söylentileri çürütmek ve işgalcinin halka açtığı psşkolojik savaşı sonlandırmak için medyada peşpeşe yer aldılar. Manevi direnç unsurlarını güçlendirdiler, halkın yanında yer almak için pratik kararlar aldılar, direnişin iyi olduğunu ve işgalcinin yalpaladığını, onunla işbirliği yapan bütün tarafların başarısız olacağını vurguladılar. İsmail Heniyye, Halid Meşal, Fevzi Berhum, Dr. İsmail Rıdvan, Tahir en-Nunu, İhab el-Gasin, Mahmud Zehar ve Dr. Basim Naim defalarca çıkıp şehit Said Sıyam, Dr. Halil Hayye ve diğer bakanlar gibi yazılı açıklamalarda bulundular. Bu durum kitlelerle kaynaşmayı sağladı.
4-Kassam Tugayları sözcüsü Ebu Ubeyde de sık sık açıklamada bulundu. Onun ekranlara çıkışının özel yanı, kanuoyuna her defasında operasyonlar, kullanılan silahların yapısı ve yerleri hakkında yeni açıklamalar yapıyor olmasıydı. Ubeyde füze alanlarını genişletme sözü veriyordu. Onun çıkışı direnişe destek veren kamuoyu nezdinde dürüstlük, titizlik ve rahatlıkla bağdaştırıldı. Bu durum bu konuşmalara boyun eğen Siyonist kamuoyuna sıkıntı verdi. Konuşmacının yaptığı etkilerden biri de açıklama ve net konuşma, delil ve kanıt getirme, açıklayıcı haritalar kullanma gücüydü. Genel medyatik ortam, pankartlar, genel heybetli bir görüntü, kendinden emin, dengeli ve cesur bir şekilde ortaya çıkma" Bütün bunlar Filistin tarafında maneviyatın yükselmesi ve düşmanın da maneviyatının sarsılması hanesine yazılıyordu.
5-Direniş attığı adımlarla savaş ve saldırının Hamas'a değil bütün bir halka yönelik olduğunu kanıtlamış oldu. Direnişin sloganı, sivillere karşı işlenen suçların sonucuna dayanıyor ve vatandaş bunu gözleriyle görüyordu. Aynı şekilde direnişin söylemi işgalcinin fiilleriyle hatta çözüm sürecinin ve Oslo'nun sembollerine özellikle de Oslo'da ortakları olan Yaser Arafat'a karşı işlediği fillerle, Deyr Yasin, Sabra ve Şatilla katliamları, Sur ve Cenin kampı operasyonlarıyla doluydu. Direnişin propagandası dürüstlük, deliller ve Siyonist katliamlarının sicil defterini ortaya dökerek Filistin halkının hafızasını uyandırmaktı.
6-Direniş saldırının hedeflerini Kudüs, dönüş hakkı, esirler, devlet ve egemenlik gibi Filistin sabitelerine bağlamayı başardı. İşgalci, sabitelerinden taviz vermesi için halkı kışkırtma adına baskı yapmayı hedefliyordu. Halkın yaptığı fedakârlıkların boyutu sadece Gazze ya da Hamas'la sınırlı değil bütün bir Filistin meselesinin ve onun ayrıntılarının önemi ve boyutu kadardır. Bu gerçekler Filistin vicdanı ve aklında kökleşmiş olduğu için direnişin bunu söylem ve propagandalarına katması ve maneviyatı yükseltmede başarılı olması kolay olmuştur.
7-Direniş söylemini dini ve İslami mirasla bağdaştırmayı da başardı. Vakıanın Kuran ve siyerle bağlantısı kuruldu. Hatta başbakanın savaşa verdiği Furkan adı bile özel bir Kurani ifadedir ve İslam tarihinde zafer, fetih, kökleşme ve müminlerin ortaya çıkışını ifade eden meşhur Bedir savaşıyla bağlantılıdır. Bu, ölümü, evlerin yıkılmasını, tarlaların sökülmesini yaratıcı ve onun kulları için çizdiği kaderiyle ilişkilendiren dindar bir çevrede başarılı bir söylemdir. Bunda sadece müminlerin ulaşabilecekleri yüksek psikolojik bir rahatlık vardır. Durumu dini davranış ve inançlara bağlamak bireyi ve toplumu korku, söylenti, tehdit ve her türlü düşmanlıktan korur. Direnişin de yapmayı başardığı şey budur. Çünkü başarı unsurları, bu tarz maddi ve manevi saldırı şekillerine antremanlı olan mümin Filistin toplumunda mevcuttur.
8-Filistin hükümeti vatandaşın güvenliğini sağlamlaştıracak bir dizi pratik önlem aldı, iç cepheyi korudu, uçak gürültülerinin, tankların ve savaş aletlerinin gürültülerinin içinde ruhi istikrarı muhafaza etti. Örneğin, iyi bir şekilde içme suyu temin etmek için belediyelerle koordine kurdu, yardımlaşmayı güçlendirmek için semtlerde takip komitesi kurma adına Hamas'la koordinasyon kurdu, içişleri bakanlığını gece güvenliğini sağlamak, insanları ve onların mallarını korumak için çalışmaya teşvik etti. Bütün görevlilerin maaşlarını ödedi, ekonomi bakanlığı tekelciliği ve fiyatları, sosyal işler bakanlığı insanların ihtiyaçlarını, sağlık bakanlığı sağlık durumunu takip etti. Vatandaşlar boşluk hissetmediler ve psikolojik durumları iyileşti, korku ve terör ortamında mali ve ekonomik güven hissettiler.
9- Polis müdürü Tevfik Cebr ve İsmail el-Caberi gibi güvenlik liderlerinin, İçişleri Bakanı Siad Sıyam gibi siyasli liderler, Dr. Nizar Reyyan gibi dini, fikri ve örgüt liderlerinin şehit verilmesi. Liderler aleyhindeki kara propagandaların yalanlanması, kamuoyuna yeniden direniş liderlerinin her düzeyde ön saflarda ve fedakârlık çerçevesinde yer aldıklarının ispat edilmesi" Bütün bunlar maneviyatın yüksek olduğu ve saldırılara karşı korunaklı olunduğu anlamına gelmektedir.
10-Arap ve Filistin medya araçlarının varlığı İsrail'le olan medya savaşına katkı sağladı. Özgür Arap, Filistin ve uluslar arası basın hiç kimseden ya da direnişten emir almadan çalıştı. Profesyonelliğinden, toplumsal, ulusal ve insani sorumluluğundan hereket etti. Sadece resmi nakletmekle kalmadı, Filistin hakkını benimsedi, analize, açıklamaya yardım etti, onlar Gazze ve bütün Filistin üzerine kurulan büyük komploya meydan okuyan meçhul askerlerdiler. Yerel radyoların 24 saat vatandaşın yanında olmada büyük rolü vardı. Aksa, Kudüs, el-Cezire, el-Menar, el-Hıvar ve el-Âlem gibi onlarca televizyon, onlarca yerli kalem ve profesyonel, hür basın direnişe karşı sürdürülen basın savaşında denge hali oluşturdular.
11-Benzeri görülmemiş kitlesel hareketler, âlimlerin duruşları, açıklamaları, hutbeleri ve hareketleri, Amerika-İsrail mallarını boykot etme kampanyası, zayıf bile olsa Arap zirveleri, Gazze'ye gelen heyetler, uluslar arası bağış kampanyası, Arap ve İslam dünyasındaki birçok ülkede İsrail büyükelçilerinin kovulması kampanyası" Bütün bunlar Filistin halkının maneviyatını artırmaya yardım etti, direniş unsurlarını güçlendirdi, Siyonistlerin medyatik ve siyasi hareketlerini, direnişe karşı olan Filistin ekolünü ve düşmanı masum gösterme politikasını boşa çıkardı.
12-Olmert'in konuşması öncesi ve sonrası direnişin füze fırlatması manevi savaşta büyük anlamlar, zafer ve yenilgi amlamı taşıdı. Başbakan İsmail Heniyye'min zafer konuşması yapması, sonrasında Kassam'ın, direniş gruplarının, farklı bakanlıkların ve hükümetin konferanslar yapması, Hamas yandaşlarından binlerce kişinin aynı anda Gazze'nin bütün semtlerine dökülmesi" Bütün bunlar psikolojik ve askeri başarının sonucu medyatik bir başarı anlamını taşıyordu. İşgal ise o sırada içerde seçim cephesini onarmakla, uluslar arası kanunla yüzleşme yollarını aramakla, gerçekleştirdiği ya da gerçekleştiremediği hedefleri ve insani, maddi ve ekonomik olarak verdiği kayıpların boyutunu incelemekle meşguldü.
Özet:
Furkan savaşı kalem ve bombayla eşanlamlı karmaşık bir savaştı. Sözü, sureti, kalemi, kâğıdı ve ekranları müdafaa ediyordu. Siyonist düşman savaşın yıldırım saldırısı olmasını ve Filistin aklına ambargonun Hamas'a bağlanmaları, direnişe kucak açmaları ve bölgedeki Siyonist projeye muhalefet fikrini benimsemeleri sonucunda olduğunu ekmek istemişti. İsrail'in Filistin halkına karşı kullanılmamış ne bir üslup, ne bir askeri, psikolojik ve medyatik araç bırakması, bütün imkânlarını ve tekniğini kullanmasının bireyler, aileler ve topluma etkisi olabilir. Bunun pekçok sebebi olabilir. Bunlardan biri gelecek korkusu ve zayıflık, bağımlılık ya da kin ve intikamdır. Ama nihai bağlamda aklıselimler, gözlemciler ve olayları takip edenler, kullanılan araçlar ve izlenen yöntemlerle açıklanan hedeflerin gerçekleşip gerçekleşmemesine göre başarı ya da başarısızlığı belirlerler. İhtilal psikolojik ve medyatik savaşında hedeflerini gerçekleştirebildi mi? Vakıada olanlar öldürme, yıkım ve Filistin'e bağlılığı, işgalciye karşı ruhlarda oluşan nefretin derinliğini artıran, Hamas ve direniş sevgisini perçinleyen, siyasi ve medyatik başarısızlığın takip ettiği askeri başarısızlığı kesinleştiren harap etme hariç herşeyde başarısız olunduğunu göstermektedir.
Dr. Hasan Ebu Haşiş'in kaleme aldığı bu analiz, Gülşen Topçu tarafından İsrahaber için tercüme edildi.