İşgal devleti, dünyada işkenceyi yasallaştıran tek devlettir. Fakat bu yasallaştırma işkencenin Filistinlilere uygulanması konusundadır. İşgal devletinin işkenceyi yasallaştırmasından Filistinli kadın tutsaklar da paylarını almakta ve son derece iğrenç, insanlık dışı işkence uygulamalarına maruz kalmaktadırlar.
Telmund hapishanesinde uzun süre tutulduktan sonra serbest bırakılan bazı kadın tutsakların verdiği bilgilere göre hapishane yönetimi sık sık kadınların hücrelerine baskınlar düzenleyerek oldukça katı muameleyle aramalar yapıyordu. Zaman zaman herhangi bir gerekçeye dayanmaksızın sırf eziyet amacıyla hücrelerini değiştiriyordu. Bu değiştirme ve arama esnasında tutsak kadınlara çirkin hakaretler ediliyor, aşağılama yapılıyordu.
Batı Yaka’nın el-Halil şehrinden olan ve 20 Temmuz 2007 tarihinde serbest bırakılan Meysun Ebu İşe, el-Halil’de bir işgalci askeri bıçaklamaya kalkışma iddiasıyla Kudüs’teki el-Meskubiyye hapishanesinde çok kötü bir sorgulamaya tabi tutulduğunu dile getiriyor. Uzun süre sandalyede oturtulma, haftalarca tek kişilik hücrede bekletilme, tehdit ve hakaret adı geçen bayanın maruz kaldığı kötü muamelelerin bazıları.
İşgalcilerin işkencelerine bir örnek olarak da Raviye Es’ad Musa’nın maruz kaldığı bazı muameleleri dile getirelim. 2003 yılında zindana atılan Râviye hanım hem istihbarat görevlileri hem de askerler tarafından kendisine muhtelif işkenceler yapıldığını, çirkin hakaretler edildiğini, zorla başörtüsünün açıldığını, onur kırıcı ve iğrenç küfürler edildiğini söylüyor.
Bunlar sadece iki örnek. İşgal devleti zindanlarına konan tüm tutsak kadınlar bu ve benzeri kötü muamelelere, işkencelere, aşağılamalara maruz bırakılıyorlar.
İşgal devleti 20 Temmuz tarihinde sadece beş kadın tutsağı serbest bıraktı. Fakat hâlen zindanlarda bekletilen 110 tutsak var ve bunların birçoğu haklarında herhangi bir mahkeme kararı verilmeksizin idarî tutuklu olarak bekletiliyorlar. Bu tutsak kadınlar sürekli aşağılayıcı ve onur kırıcı muameleyle karşı karşıyalar. Dolayısıyla işgal güçlerinin bu hanımlar üzerindeki zulüm ve baskılarının sona ermesi için kendilerine birilerinin el uzatmasını, sorunlarıyla ilgilenilmesini bekliyorlar.
Ama ne yazık ki, yine Filistinli tutsakların serbest bırakılmalarının sağlanması amacıyla esir edilen bir işgalci askerin kurtarılması için çağdaş güçlerin tümü seferber olurken bebekleriyle birlikte işgal güçleri tarafından İsrail zindanlarında rehin tutulan Filistinli annelerin serbest bırakılması için bile hiçbir girişimde bulunulmuyor.
Bu bilgileri sizlere aktardıktan sonra, kadın tutsakların maruz kaldığı işkence ve insanlık dışı muamele hakkında, bizim de burada verdiğimiz bilgilere kaynak teşkil eden raporu hazırlayan en-Nefha İnsan Hakları Kurumu’nun başkanının 1 Ağustos Çarşamba gecesi evine baskın düzenlenerek vahşi bir metotla tutuklandığını hatırlatalım. Dünyanın ilgisiz kalması durumunda işgal devleti cüret kazanıyor ve Filistinlilerin kendi seslerini duyurmaya çalışmalarına fırsat vermemeye çalışıyor.
FEM