Filistin"de Laik Proje Bitti

Konu haçlı zihniyeti meselesi olduğundan mücadelesinin de İslâmi ruha dayanarak yapılması gerekir.

Dr. MUHAMMED MORO / Mısırlı yazar
Filistin topraklarındaki İslâmi direniş ise bir gün dahi kesilmedi. 1935"teki İzzeddin El Kassam isyanı, 1948"de Müslüman Kardeşler hareketinin direnişi, İslâmi Cihad"ın 1948"den 1967"ye kadarki çalışması ve ardından bu çalışmanın tırmanması ve 1987"deki birinci intifada ile yeniden belirmesi...
İslâmi akımın direniş vitrininden bilinçli, zorunlu ve medyatik olarak uzaklaştırılması yenilginin sebeplerinden biriydi ve geniş kapsamlı bölgesel ve uluslararası komplonun bir parçasıydı.
HALKLARI HAREKETE GEÇİREN İSLAM
Aslında genel olarak ümmetin ve özel olarak Filistin halkının İslâmi vicdanı, çekişmenin İslâmi olduğunu netleştiriyor. Zira bizler taşlara değil, bir vicdanı, kültürü ve medeniyeti olan insanlara konuşuyoruz. Dolayısıyla insanlarla anladıkları şekilde konuşmak gerekmekte. Onurlu direnişçiler başka akımlardan da olsa şöyle bir kanaate ulaştılar: İnsanlar direniş projesine İslâmi vicdan kanalıyla katılmakta ve harekete geçmekteler. Çekişme tarihi ve belli başlı durakları boyunca bütün Filistin halk intifada ve ayaklanmalarında açıkça görülen buydu.
İSLAM, DİRENİŞİN STRATEJİK DERİNLİĞİDİR
Diğer yandan Filistin toprağının İslâm ve kutsal toprak olarak, iki kıbleden ilkini ve Harem ü Şerif"in üçüncüsünü içerdiğini dikkate alarak dini metin ve İslâmi anlamlarla irtibatlı kılınması, bu sunumu destekliyor ve çekişmeye geniş ve öz bir derinlik veriyor. Zira çekişme sadece Filistinlilerle sınırlı olamaz. Bütün Arapları ve Müslümanları da kapsamaktadır. Bu kartı ancak ahmaklar ziyan eder. Dolayısıyla İslâmilik her direniş hareketinin stratejik derinliğinin bulunmasının şartıdır.
ÇEKİŞME İSLAM İLE BATI ARASINDA
Öte yandan çekişmenin, Siyonist oluşumun ve savaşın yapısı İslâmi eğilime götürmekte. Zira çekişme İslâm ile Batı arasındaki tarihi çekişmenin bir parçasıdır. Bu çekişme Hz. Peygamber"in (s.a.v) hayatında başladı, Bizans devletiyle, Roma İmparatorluğu'yla, Endülüs"te, Osmanlı Devleti ile Avrupa arasında sürdü ve son olarak emperyalizm ve Siyonizm ile devam ediyor.
BATI'NIN İSRAİL"E DESTEĞİNİN GEREKÇESİ
Bu noktanın göz ardı edilmesi vahim sonuçlara götürür. Tarafsız bir yorumcu bana Batı'nın İsrail"e desteğinin askerî, ekonomik ve siyasî gerekçesinin ne olduğunu söylesin. Tek gerekçe İslâm"a olan düşmanlık. Zira İsrail batan bir ekonomi ve askerî şirkettir. Batı Arap dünyasındaki çıkarlarını İsrail olmadan daha iyi yollarla sağlayabilirdi. Bu mesele ancak Batı'nın haçlı vicdanıyla gerekçelendirilebilir.
BATI'YLA MÜCADELE İSLAMİ RUHLA OLMALI
Gerçekten de Batı'nın bütün işaretleri, açıklamaları ve hareketleri İslâm ve İslâm sembollerine düşmanlığa dair açık ve güçlü bir izlenim veriyor. Bu ise hiç kuşkusuz insanların vicdanına ulaşıyor. Buna verilecek doğal cevap ise denk bir karşı koyuş olacaktır. Konu haçlı zihniyeti meselesi olduğundan mücadelesinin de İslâmi ruha dayanarak yapılması gerekir. Aksi takdirde konu çatışmadan kaçmaktır. Bu ise büyük bir kayıptır.
Londra"da yayınlanan El Arap gazetesi, 27 Haziran 2007 Arapçadan çeviri: Halil Çelik

Vakit

Filistin Haberleri