Filistin Özerk Yönetimi lağvedilsin... Hatta cehenneme gitsin... Filistin halkının böyle bir adımdan ne kaybı olacak? Filistin davasına halihazırda içinde bulunduğu kötü durumdan daha çok nasıl bir zarar gelebilir?
18 yıl önce kurulan Filistin Özerk Yönetimi, ulusal davayla ilgili hiçbir önemli başarı ve strateji gerçekleştiremedi. Diğer bir deyişle hayati öneme sahip sorunlarda hiçbir şey değişmedi. "Mültecilerin sıkıntıları daha da artıyor... Kudüs, gece-gündüz Yahudileştiriliyor... Yahudi yerleşim birimi inşası toprakları yedi bitirdi... Yahudi yerleşimciler arsızlık yaparak terör estiriyorlar. Devlet hayalinin ve sınırlarının üzerine İsrail, yağma ve hırsızlık "asidi" döktü ve toprakların çehresini belirleyen izler kayboldu."
Bu apaçık başarısızlığın sorumluluğunun bir parçasını da biz kendimiz yüklenmeliyiz. Yani Filistin Özerk Yönetimi'ni doğuran Filistin Kurtuluş Örgütü, Amerika Birleşik Devletleri'ne kendi arzusuyla boyun eğdi. Amerika Birleşik Devletleri de onu altın tabakta işgalciye sunmakta gecikmedi. Böylece yaklaşık yirmi yıl boyunca onu birlikte yemeye ve diledikleri gibi onunla oynamaya başladılar.
Filistin davası, Filistin Özerk Yönetimi kurulduğundan bu yana çok daha fazla kötüye gitti. Çünkü öncelikle, dünya kamuoyunda işgalin çirkin yüzüne meşruiyet kazandırdı. İşgalciye Filistin'i gasbetme, Filistin toprakları üzerinde varolma ve yaşama hakkı verdi. Kayda değer hiçbir karşılık almadan uluslararası hukukun gerektirdiği sorumluluktan işgalciyi muaf tuttu.
Filistin Özerk Yönetimi ve Filistin liderliği, başındaki lider ister beyaz olsun isterse siyah Amerika Birleşik Devletleri'ne güvenilemeyeceğinin sadece dün farkına varabildi. Başkan Obama, Abbas'a Yahudi yerleşim birimi inşasını kınayan ve durdurulmasını isteyen karar tasarısını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne getirmeye devam etmesi halinde "yeşil Amerikan Doları"nı kesebileceğini söyledi. Washington bu niyetini de Güvenlik Konseyi'nde kullandığı veto ile gösterdi. 18 yıldır süren siyasi hayal kırıklıklarının ve müzakerelerdeki başarısızlığın ardından Filistin Özerk Yönetimi'nin elinde hâlâ kendisi için hayat olduğunu gösterecek ve felakete sürüklemeyecek hiçbir ümit kalmadı.
Amerikan vetosundan sonra Filistinlilerin ciddi bir şekilde Filistin Özerk Yönetimi'ni lağvetmeyi düşünmeleri gerekmektedir. Filistin Kurtuluş Örgütü'ne ıslah edildikten sonra yeniden dönülmeli. Filistin Kurtuluş Örgütü, tüm Filistinli grupları içine alacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Böylece bölünmüşlük hali de kendiliğinden ortadan kalkacaktır. İsrail, işgalci güç olması itibariyle sorumluluğunu üstlenmeye zorlanmalı ve yeniden köylerdeki, kentlerdeki ve Filistin mülteci kamplarındaki çocuklarla karşı karşıya kalmalı. Böylece dünya işgalcinin farkına varmadan güzelleştirdiğimiz çirkin yüzünü görecektir.
İşgalciyi koruyan Amerikan vetosu uluslararası toplumun etkisinden daha büyük olduğu ve devletlerin geleceğini belirlediği sürece Filistin Özerk Yönetimi'nin lağvedilmesi ve ulusal ve demokratik, sağlıklı temeller üzerinde Filistin Kurtuluş Örgütü'ne dönüş bizim için en iyi çözümdür. Devletlerin varlığını sürdürmesine özen gösteren Amerika, onlara birkaç ekonomik yardımdan ve asılsız siyasi vaatlerden başka hiçbir şey vermemektedir.
Ahmed Milhem