Filistinli kıdemli akademisyen ve siyasi stratejist Dr. Azzam Tamimi, Gazze'deki soykırımın 1000. gününde "The Thinking Muslim" YouTube kanalına verdiği mülakatta, Siyonist işgal rejiminin bölgedeki dayanak noktalarına değindi. Tamimi'ye göre İsrail, yalnızca Amerikan silahlarıyla değil, bizzat işbirlikçi rejimler ve onların fonladığı saray alimleri tarafından da korunuyor.
"İsrail'in İlk Savunma Hattı Arap Rejimleridir"
İsrail'in varlığını sürdürebilmesinin temelinde Arap coğrafyasındaki otoriter rejimlerin yattığını belirten Tamimi, bu yöneticilerin Siyonist varlığa adeta bir "can simidi" sağladığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
"İsrail, Arapların çoğunluğunu yöneten bizzat bu rejimler tarafından korunuyor ve ona bir can simidi sağlanıyor. Çoğunluk olan Araplar birey ve toplum olarak komşuları olan kardeşleri için üzülüyor, onlara sempati duyuyor, hatta onlar için ağlıyorlar. Fakat zincirlere vurulmuş durumdalar ve bu zincirleri kırıp ayaklanarak durumu değiştirmeleri gerekiyor. Bu yöneticiler, İsrail için gerçekten de ilk savunma hattıdır."
Milliyetçilik Zehri ve Sömürgeci Sınırlar
İslam Ümmetinin dayanışmasını parçalamak için kullanılan milliyetçilik ve ulus-devlet ideolojisinin Batılı sömürgecilerin icadı olduğuna dikkat çeken Tamimi, rejimlerin bugün bu yapay kimlikleri kendi çıkarları için kullandığını belirtti:
"Arap dünyasındaki modern ulus devleti ben bir ulus devletten ziyade 'bölgesel/topraksal devlet' olarak adlandırıyorum. Çünkü Atlantik'ten Körfez'e kadar tüm Araplar tek bir ümmettir. Bu varlık (ulus devlet) yapay bir varlıktır ve milliyetçilik duygusu da yapaydır. Bunlar, ülkelerimizi sömürgeleştiren ve bizi bölen sömürgeci güçlerin icatlarıdır. Bugün bölgedeki rejimler 'Önce Mısır', 'Önce Suriye', 'Önce Ürdün', 'Önce Suudi Arabistan' gibi aptalca sloganlar üretiyorlar. Bunlar saçmalıktır. Mısırlı, Faslı, Cezayirli, Filistinli ya da Ürdünlü olmakla övünülecek ne var? Ancak bir Müslüman, bir muvahhid, Muhammed (s.a.v.)'in takipçisi olmakla gurur duyabilirsiniz."
Dr. Tamimi, milliyetçiliğin İslam ile asla bağdaşamayacağını belirterek, "Milliyetçilik ve İslam bir araya gelemez. Milliyetçiliği İslam ile uzlaştırmak için yapılan bazı aptalca girişimler oldu. Milliyetçilik, mensup olduğunuz toplumun en iyisi olduğuna inanmaya dayanır; oysa İslam'da Allah katında en üstün olan en takvalı olandır," değerlendirmesinde bulundu.
"Camiler İstihbaratın Kontrolünde, Yeni Bir Arap Uyanışı Kanlı Olabilir"
Bölgedeki işbirlikçi rejimlerin halkları İslami bir dirilişten uzak tutmak için uyguladığı baskılara değinen Tamimi, camilerin asli fonksiyonundan koparıldığına dikkat çekti:
"Bugün Arap dünyasının büyük bölümünde camiler istihbarat servislerinin kontrolü altında. Kimin konuşacağını, cuma hutbesini kimin vereceğini onlar kontrol ediyor. Camiler namaz biter bitmez kapatılıyor ve sadece namaz başlamadan hemen önce açılıyor. İslam'da cami bu mudur? Toplanma özgürlüğü gibi sivil özgürlükler yok, ifade özgürlüğü yok. Ve bunların hepsi, kesinlikle gelecek olan bir uyanışı önleme kampanyasının bir parçasıdır. Bu uyanış gelecek. Eğer barışçıl yollarla gerçekleşmezse, çok şiddetli bir şekilde gelecektir. Muhtemelen yeni bir Arap baharı olursa, bu kez çok kanlı geçecektir; çünkü 15 yıl önce Araplar barışçıl bir yolu denediler ama buna rağmen kitlelere karşı şiddet kullanıldı."
Sultanın Alimleri (Ulema-üs Sultan) ve İhanet
Soykırım karşısında sessiz kalan ya da rejimlerin politikalarına dini kılıf uyduran akademisyen ve din adamlarını sert bir dille eleştiren Tamimi, "Sultanın Alimleri"nin kendi menfaatleri uğruna hakikati nasıl tahrif ettiklerini tüm şöyle anlattı:
"Kişisel çıkarları için alim olan insanlar var. Gerçek bir alim, yöneticiden değil Allah'tan korkan, halk için değil Allah için çalışandır. Ne yazık ki bugün sözde alimlerin birçoğu rejimler tarafından maaşa bağlanmış durumda. Biz onlara Arapçada 'Ulema-üs Sultan' (Sultanın alimleri) diyoruz. Ve bu kişiler durumlarını, metinleri yanlış yorumlayarak veya bağlamından kopararak meşrulaştırıyorlar. Çünkü kendi içlerinde hatalı olduklarını, günahkâr olduklarını, hak ve adalete karşı durduklarını çok iyi biliyorlar; ancak geceleri rahat uyuyabilmek için bu bahaneleri ve meşrulaştırmaları üretiyorlar."
Tamimi, sözlerini gerçek ulemanın taşıması gereken Peygamberi misyonu hatırlatarak noktaladı:
"Peygamberin, şehitlerin efendisinin Hamza olduğunu ve zalim bir yöneticiye karşı durup ona hakkı haykırdığı için öldürülen kişi olduğunu söyleyen hadisiyle hiç karşılaştılar mı acaba merak ediyorum. Halkı, gerçek bir alim ile sahte bir alim arasındaki farkı ayırt edebilmeleri için eğitmemiz gerekiyor. Kendisini bir zorba ile ittifak içine sokan herhangi bir alim, sahte bir alimdir."