Fedva Hilmi
Ahmet Matar şöyle diyor:
"Bugün temizlikten bahseden bir fare gördüm
Pislikleri cezalandırmakla tehdit ediyordu
Etrafında ise kendisini alkışlayan kurtlar vardı"
Mısır gazetelerinin Mahmut Abbas'a atfen yayınladıkları açıklamaları okuyunca aklıma ilkin bu beyitler geldi. Mahmut Abbas şöyle demişti: "Karadavi'nin Kudüs'e gitmenin haram olduğunu ilan etmesi onun dini anlamadığını gösteriyor. Çünkü Filistin Vakıflar Bakanı Mahmud Hebbaş, Kudüs'e gitmenin hem Kur'an'da hem de sünnette yer aldığını söyledi. Hebbaş Karadavi'den Kudüs'e gitmenin haram olduğuna dair bir delil getirmesini isteyince, Karadavi delil getirmek yerine verdiği Cuma hutbesinde ve çıktığı televizyon programında Hebbaş'a cevap verdi."
Ben Şeyh Karadavi'yi savunma konumunda değilim. İslami davet semasında beliren bu büyük şahsiyet, zifiri kananlıkta yaşadığımız zaman tünelini yara yara yerini aldı. Dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar onun mutedil bir şahsiyet olduğuna kanaat getirmeden önce, dünyadaki kafirler ve ateistler onu büyük bir âlim, aydın, lider ve mütefekkir olarak kabul ettiler. Ağır hastalığına ve ilerleyen yaşına rağmen Filistin davasına verdiği destek ve bu konuda üstlendiği misyonu hiç kimse inkâr edemez. Kudüs'ün başına musibet geldiğinde şeyh hemen minbere çıkar buradaki halkı sabretmeye davet eder, onlara zaferi müjdeler; Müslümanların sorunlarını dile getirir ve insanların kalbine adalet ve insanlığı aşılamaya çalışır.
Zati âlinizden özür dileyerek ve yüce şahsiyetiniz karşısında kendimi sıfır görerek kendimi sizi savunma pozisyonunda görüyorum. Zaman bazı insanların değerini bilseydi, gider onların ellerini ve alınlarını öperdi. Şeyh Karadavi'nin fetvasını kabul edenlerle etmeyenleri bir yana bırakır, Müslüman âlimlerin de isabet ve hata edebileceklerini ve Allah'ın ilimlerini bereketlendirmesinden doğrularının yanlışlarından daha fazla olduğuna inanmakla birlikte ümmetin değerli âlimlerine saldırmanın, onları cehaletle suçlamanın bir manası yoktur. Filistin yönetimindeki kişilerin eleştiri ve ihtilaf fıkhı ile muhalif olanla konuşma bilgisi yok mudur acaba?
Bunlar, tarihin şahit olduğu şirret bir kavmi kucaklama ve baş tacı etmede mahir kişilerdir. Bunlar başka halkların kendilerini kabul etmekten kaçındığı Siyonistlerin uşaklarıdır. Bunların yerine sizin dindaşlarınıza gönlünüzü açmanız gerekmez miydi? Niçin fıkıhta değil de İslam dini esaslarında uzman olan sözde Vakıflar Bakanı Mahmud Hebbaş'ın fetvasını tutuyor, Fıkıhta uzman olan ve önemli deneyimlere sahip Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Allame Şeyh Karadavi'nin fetvasını tutmuyorsunuz?
Fakihler arasında görüş ayrılığı anlaşılır bir durumdur. Fakat dini ifadeler Amerikan rengine bürünür tadı da Siyonistleşirse o zaman bu ihtilaf olmaktan çıkar, bunun adı Marines Şeyhinin kültürünü yerleştirmek, İslamî kimliği yok etmek, şer'i ilimleri katletmek olur. Ümmetin karşı karşıya kaldığı musibetlerin başında âlimlerin insanları idare etmekten uzaklaştırılmaları, görüşlerinin arka planlara itilmesi; hayattaki gelişmeleri anlamayan, hayatı okuyamayan sarıklı şeyhler olarak yansıtılmaları, insanların kendilerine, kendilerinin de insanlara ulaşmadığı cam kavanozların içine sıkıştırılmalarıdır. Hâlbuki bu insanlar başkasında olmayan insanları etkileme özelliğine ve yeteneğine sahip insanlardır. Halk onları dinlemeye, sözlerini duymaya meyillidir. Onların elinde ne bir sopa var ne de kılıç. Onların biricik çırpınışları; hayatları boyunca insanları karanlıklardan nura, dünyanın darlığından ahiretin genişliğine, beşeri sistemlerin zilletinden İslam'ın izzetine çıkarmaktır. Ümmetin, halkın liderliğinde olması gereken yere gelmesi ve dünyadaki halkların da sosyal ve psikolojik olarak istikrar sağlaması için öne sürdükleri düşünce ve tezleri gayet dengelidir. Allame Karadavi'nin, Müslümanların Kudüs topraklarındaki hakkını korumak ve teslimiyetçi politikalara karşı tavır almak için verdiği fetva yeni bir şey değildir. Tarihte ona benzer birçok olay meydana gelmiştir. Haçlılara Kudüs, Taberiyye ve Askalan ile Mısır'ın bir kısmını verme, Haçlılardan silah almaya cevaz ve daha da kötüsü kardeşi olan Mısır Sultanı Necmuddin Eyyub Sultan'a karşı kendisine yardım etmeleri durumunda kendilerine Mısır'ın bir kısmını bırakacağını vaat eden Şam Sultanı Salih İsmail'e dönemin fakihi Şeyh İzzeddin bn. Abdüsselam karşı çıkmış ve böyle bir işin haram olduğuna dair fetva vermişti. Durumun vahametini gören Şeyh İzzeddin Peygamberlere varis olma sorumluluğuyla Emevi camisindeki hutbesinde emiri sert bir dille eleştirmiş; haçlılardan silah almanın ve onlarla işbirliği yapmanın haram olduğunu ifade etmişti. Hiddetlenen sultan Şeyhi imamlıktan azlettiği gibi, fetvadan da menetti ve insanlarla buluşmasını engelledi. Onu ev hapsinde tutmaya başladı. İzzeddin Mısır'a hicret etmeye niyet etti ve Şam'dan çıktı. Şamdan çıkınca, dini ve dünyevi işlerini kendilerine gösteren ışıklarını kaybeden insanlar ayaklanmaya başladı. Bunun üzerine Sultan vezirlerden birini Şeyhi geri getirmesi için yolladı. Ancak Nablus'ta kendisine yetişebildikleri İzzeddin'den dönmesini rica ettiyseler de dönmedi. Bu kez onu zindana attılar. Şeyhi zindandan Mısır'dan gelen askerler kurtardı.
Siyonistlerle Amerika'nın oluşturduğu akıma karşı duracak, ümmeti yaşadığı mağlubiyet psikolojiden kurtaracak, yaratıcısının yardımına güvenmesini sağlayacak seçkin âlimlerin bu yolu açık olmaya devam edecektir. Sihrin sihirbazların aleyhine dönmesi sefihlerin âdetidir. Âlimlerimize saldırdıkça, insanların bunlara karşı sevgileri ve onlarla dayanışmaları da artıyor. Bazı köpeklerin yalaması Fırat'a asla zarar vermez.
fiem