Britanyalı Terörist,İngiltere Ve Filistin

Herkesi, Filistin halkı olarak, güneyde Rafah'tan kuzeyde Ra's En-Nagura'ya kadar tüm Filistin toprakları üzerinde hakkımızın olduğunu vurgulamaya davet ediyoruz.

Faris Abdullah

"Yahudiler için milli bir vatan"" Bu, Britanyalı terörist Arthur Balfour tarafından yayınlanan iğrenç vaatte geçen ifadedir. Balfour Deklarasyonu, İngiliz işgali altında bulunan Filistin'i Siyonistlere teslim etmiştir. Olay bununla da sınırlı kalmamıştır. Britanya, kuvvetleriyle, donanmasıyla ve zalim kanunlarıyla Siyonistlerin Filistin üzerindeki egemenliğinin güçlenmesine destek olmuştur. Filistin'in gerçek sahiplerine baskı uygulayarak, çeşitli vahşi metotlarla onların peşine düşerek Siyonistlerin Filistin üzerinde egemenlik kurmalarının ve tarihi bir anda mağlup olmuş bir halkın toprakları üzerinde gaspçı devletlerini ilan etmelerinin yolunu açmıştır. O tarihi dönemde emperyalist güçler vahşileşmiş, ümmetin gücü ise burada anlatmaya gerek olmayan nedenlerle ayakta kalma ve caydırıcılık unsurlarını kaybetmişti.

Bu barbarca kararın üzerinden doksan üç yıl geçmiş olması batılı hak yapmaz. Uluslararası sistemin ve büyük emperyalist güçlerin korumasına rağmen batıl batıl olarak kalmaya devam edecektir. Haklar, zaman aşımıyla düşmez. Hak sahibi, atalarının topraklarını geri almak için hakkını talep etmeye devam edecek ve onu almaya çalışacaktır. Bu uğursuz deklarasyon üzerine inşa edilen haksız kararların tümü onun tarihi hakkını elinden alamayacaktır.

Balfour Deklarasyonu'nun yayınlanmasının üzerinden bu kadar süre geçmesine rağmen, Filistin halkı aleyhine kurulan onca komploya karşı vatanına sarılmaya ve varlığı için mücadele etmeye devam ediyor. Filistin davasını parçalamak ve Siyonist projenin lehine bu davayı sona erdirmek için komplolar da kurulmaya devam ediyor. Bu zamana kadar işgalciyi ve kararlarını reddeden başkaldırılar ve intifadalar yapıldı. Filistin, nehirden denize işgal altındaki toprakların Arap ve Müslüman kimliğini savunan direnişçi nesiller yetiştirdi. Komplo seli, Filistin hakkı konusundaki bu direnişi kıramadı. Filistin davası, her Filistinlinin, Arabın ve Müslümanın kalbinde ve vicdanında varlığını sürdürdü. Siyonist baskı aracı ve arkasındaki Batılı emperyalist güçler, Siyonist işgal devletini ümmetin kalbine sokmakta aciz kaldılar. Siyonist işgal devleti, ümmetin bedeninin şifa bulması ve düştüğü yerden yeniden ayağa kalkması için söküp atmaktan başka çare olmayan kanserli bir hücre gibi kaldı. Filistin ise bu şifanın adresidir.

Bu deklarasyon Filistinlilerin ve Arapların eliyle yeniden yayınlanmamalıdır. Siyonist işgal devletinin Yahudiliğinden bahsetmek, Yahudilere Filistin'de milli bir vatan vermeyi öngören Balfour Deklarasyonu'nu tamamlayıcı niteliktedir. Siyonist işgal devleti liderlerinin talep ettiği gibi Filistinlilerin ve Arapların işgal devletinin Yahudi özelliğini kabul etmeleri, Yahudilerin Filistin'de hakkı olduğunu kabul etmek anlamına gelmektedir. Bu ise doksan üç yılı aşkın bir süreden bu yana Balfour Deklarasyonu'nun ispat edemediği ve kabul ettiremediği bir olaydır. Şimdi biz onların batılını tashih edip hak mı yapalım?!.

Süper güçlerin planladığı siyasi anlaşmalar ve pazarlıkların tümü Siyonist işgal devletinin lehinedir. Bu tarihi anda müzakerelerin tehlikesi Yahudi yerleşim birimi inşasının dondurulması veya sürmesinde değildir. Çünkü "İsrail"in tümü meşru olmayan ve mutlaka ortadan kalkması gerek bir yerleşim projesidir. Fakat tehlike, işgal devletinin Yahudi niteliğini kabul ettiklerine dair Filistinlilerden ve Araplardan söz alma girişimleridir. Bunu başarırlarsa, "İsrail" yerleşkesinin varlığına kanuni dayanak teşkil eden Balfour Deklarasyonu meşruiyet kazanmış olacaktır. Aynı şekilde, işgal devletinin Yahudi niteliğini kabul etmek, Balfour Deklarasyonu'ndan bu yana halkımızın gösterdiği direnişi suç saymak demektir. Arapların işgal devletinin Yahudi niteliğini kabul etmesiyle, yıllar boyu işgale karşı gösterilen direniş, devletini kurma hakkına sahip birine karşı yapılmış düşmanca eylemlerden sayılacaktır. Bu itiraf şayet gerçekleşirse, 1948'de işgal edilen topraklarda yaşayan kardeşlerimizin tehcir kararının imzalanması anlamına gelecektir. Aynı şekilde, Siyonist çeteler tarafından zorla kovulan ve Arap ülkelerinde yaşayan Filistinli mültecilerin topraklarına dönüş hakkı iptal edilmiş olacaktır.

Bu acı olayın yıldönümü münasebetiyle, bu zalim karara doğruluk ve meşruiyet kazandırmamak için, Filistinlilerin işgal devletinin Yahudi niteliğini kabul etmeye hazır olduğunu söyleyen aykırı seslerin dizginlenmesini istiyoruz. Bunun düşünülmesini dahi büyük bir ihanet olarak kabul ediyoruz. Herkesi, Filistin halkı olarak, güneyde Rafah'tan kuzeyde Ra's En-Nagura'ya kadar tüm Filistin toprakları üzerinde hakkımızın olduğunu vurgulamaya davet ediyoruz. Mültecilerin dönüşü kesindir ve Hayfa'ya, Tel Er-Rebi'ye, Yafa'ya, Asdud'a, Bi'r Es-Seba'ya, Yebna'ya ve Askalan'a yaklaşmaktadır. Filistinlilerin haklarının kararlara ve anlaşmalara ihtiyacı yoktur. Filistinlilerin haklarını toprakların bizzat kendisi, tarih, ağaçlar ve Kur'an ayetleri teyit etmektedir. Allah'ın izniyle döneceğiz.

Filistin Haberleri