İşgalci İsrail basınına yansıyan belgeye göre, Hayfa Körfezi’nde bulunan Bazan petrokimya ve rafineri kompleksinde meydana gelen hasarın onarımının 2028 yılına kadar sürebileceği belirtildi. Hasarın, yakıt üretimi ve depolama kapasitesi üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceği ifade edildi.
Belgede yer alan bilgilere göre, tesislerdeki hasarın boyutu benzin üretimi ve tedarikini doğrudan etkiliyor. Bu durum, İsrail Enerji Bakanı Eli Cohen’in daha önce yaptığı “tesisteki isabet yakıt tedarikini etkilemeyecek” yönündeki açıklamalarıyla çelişiyor.
Hayfa’daki Bazan kompleksi, haziran ayında İran füzeleriyle hedef alınmış, saldırıda tesislerde ağır hasar oluşmuştu. Aynı süreçte ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları da bölgede gerilimi artırmıştı. Haziran ayında gerçekleşen saldırının en ağır darbe olduğu, bu saldırıda üç tesis çalışanının hayatını kaybettiği bildirildi.
Saldırıda kompleksin enerji santralinin vurulması, tüm rafineri tesislerinin devre dışı kalmasına yol açtı. Şirketin borsaya sunduğu raporda, ilk hasar tahmininin 150 ila 200 milyon dolar arasında olduğu belirtildi.
Belgede, gaz türbinlerinin yanı sıra buhar kazanları, elektrik odaları ve tesisteki çeşitli yardımcı sistemlerin de zarar gördüğü aktarıldı. Ayrıca mart ayında hedef alınan petrol türevleri tankının onarılamaz durumda olduğu, bunun yerine 12 bin 700 metreküp kapasiteli tamamen yeni bir tank inşa edilmesi gerektiği kaydedildi.
Söz konusu tankın vurulmasının, kompleksin depolama kapasitesini düşürdüğü ve bunun da piyasaya uygun standartlarda benzin üretimi ile tüketicilere yakıt tedarikini doğrudan etkilediği ifade edildi.
Belgeye göre Bazan kompleksindeki tam onarım çalışmaları 2028’den önce tamamlanamayacak. Bu tarih, İsrail hükümetinin daha önce aldığı karar doğrultusunda Hayfa Körfezi’ndeki petrokimya tesislerinin 2031’de tahliye edilmesi planından yalnızca üç yıl öncesine denk geliyor.
Hayfa Körfezi’ndeki Bazan kompleksi, işgal rejiminin en önemli enerji ve petrokimya tesislerinden biri olarak biliniyor. İran füzeleriyle hedef alınması, son çatışmalarda enerji, rafineri ve yakıt tedarik zincirinin doğrudan hedef haline geldiğini gösteren en dikkat çekici gelişmelerden biri olarak değerlendiriliyor.