Annapolis Siyonistlerin Gasp Cürretlerini Artırdı

İsrail işgal devletinin uluslar arası Annapolis Konferansı sonrasında Doğu Kudüs’teki Yahudileştirme faaliyetlerini büyük çapta artırması...

İsrail işgal devletinin uluslar arası Annapolis Konferansı sonrasında Doğu Kudüs’teki Yahudileştirme faaliyetlerini büyük çapta artırması bu konferansı organize edenlerin niyetlerini ve konferansla gerçekte neyin amaçlandığını açığa çıkarıyor. Dünya kamuoyuna yapılan açıklamalarda konferansla Ortadoğu’da barışın sağlanmasının amaçlandığı iddia ediliyordu. Oysa işin gerçeğinde konferansın amacı işgal devletinin önünü açmak ve onun karşısında duran direnişi tamamen tasfiye etmek, yalnızlaştırmaktı. Konferansta sergilenen tutumunun işgal devletinin gasp politikasına daha da cüret kazandırdığı, sonrasında izlediği tutumdan anlaşılıyor.

Quds Press adlı haber ajansının yayınladığı bir rapor Annapolis Konferansı sonrasında Kudüs’teki Yahudileştirme faaliyetlerinin çok belirgin bir şekilde arttığını ortaya koyuyor. Rapora göre Kasım 2007 sonunda gerçekleştirilen Annapolis Konferansı’ndan sonra geçen üç buçuk aylık süre içinde işgal devleti Kudüs’ün doğu kesimine 32 bin adet yeni Yahudi yerleşim birimi inşa etme kararı aldı. Oysa Kudüs’ün doğu kısmı BM kararlarında ve tüm uluslar arası anlaşmalarda işgal altındaki bölge olarak gösteriliyor ve bu anlaşmaları murakabe ile sorumlu uluslar arası kuruluşların Doğu Kudüs’teki Yahudileştirme faaliyetlerinin, işgal devleti adına yeni yerleşim birimleri inşa edilmesinin önüne geçmesi gerekiyor.

Rapor, işgal devletinin “Filistinlilerle görüşmelerin devamı için” Doğu Kudüs’te birkaç yüz adet yeni yerleşim biriminin inşasını durdurma kararı almasının da tamamen aldatmaca ve göz boyama amaçlı olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca söz konusu inşaatların durdurulması hakkında Olmert hükümetinin aldığı kararlarla, Kudüs’teki işgal belediyesinin izlediği tutum tam bir tenakuz oluşturuyor. Bu durum hükümet kararlarının sadece dünya kamuoyunu ve uluslar arası mekanizmaları aldatma politikasının, belediyenin tutumunun ise işgal devletinin yahudileştirme politikasının asıl yüzünün bir yansıması olduğunu gösteriyor.

FİEM

Filistin Haberleri