ABD’nin Hürmüz Boğazı’na ilişkin iddialarındaki çelişki temel bir gerçeğe dayanıyor: Washington, bu su yolunda henüz tam operasyonel kontrol sağlayabilmiş değil. ABD donanmasının bölgedeki geniş varlığı, gemilere eşlik edilmesi ve milyarlarca dolarlık harcamalar, İran’ın boğazda karışıklık yaratma ve maliyet yükleme kapasitesini hâlâ koruduğunu gösteriyor. İran, asimetrik gücünü, akıllı mayınlama faaliyetlerini, istihbarat operasyonlarını ve geçiş kurallarını açıklamasını sürdürerek ağır askeri baskı koşullarında bile dünyanın en hassas noktalarından birinde inisiyatifi elinde tutabildiğini ortaya koyuyor.
Habere göre ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Oramiral Brad Cooper, zafer tonuyla İran donanmasının tamamen yok edildiğini ve Hürmüz Boğazı’ndaki mayınların temizlendiğini iddia etti. Ancak tankerlerin mayına çarpmasına ve Washington’ın “güvenli” ilan ettiği güzergâhlarda patlamalara ilişkin tekrarlanan raporlar başka bir gerçeği ortaya koyuyor. Sahadaki durum, İran’ın dünyanın en stratejik su yollarından birinde inisiyatifi hâlâ elinde tuttuğunu, ABD’nin iddialarının ise sahadaki durumdan çok kamuoyunu yönetmeye ve savaşın ağır maliyetlerini gizlemeye yönelik olduğunu gösteriyor.
CENTCOM’un yinelenen iddiaları ve sahadaki gerçekler
Son günlerde CENTCOM Komutanı Oramiral Brad Cooper, İran donanmasının “denizin dibinde” olduğunu, Devrim Muhafızları’nın Hürmüz Boğazı’ndaki varlığının ortadan kalktığını ve ana uluslararası güzergâhların mayınlardan temizlendiğini yeniden iddia etti. Cooper ayrıca binlerce ticari geminin bu su yolundan tam güvenlikle geçtiğini ve ABD’nin refakat operasyonlarıyla 1,5 milyar varilden fazla petrolün sevkiyatını sağladığını öne sürdü.
Bu iddialar, İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri’nin son saatlerde iki petrol tankerinin Hürmüz Boğazı’nın güneyindeki izinsiz geçiş güzergâhında deniz mayınlarına çarptığını duyurmasının ardından gündeme geldi. Devrim Muhafızları Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi, ABD’den mayın temizleme iddiasını medya açıklamasıyla değil, “bağımsız belgelerle” kanıtlamasını istedi.
Habere göre bu çelişki yalnızca bir haber anlaşmazlığı değil; ABD’nin propaganda anlatısı ile Hürmüz’deki operasyonel gerçeklik arasındaki derin farkı gösteriyor. ABD’nin iddiasına göre güvenli güzergâhta ilerlemesi gereken tankerler patlama ve yangın yaşıyorsa CENTCOM’un açıklamalarını ciddiye almak mümkün değil. İran, İran güçleriyle koordine edilmeden kullanılan güzergâhların güvenli olmadığını ve bu tür olayların sorumluluğunun uyarıları dikkate almayan gemi sahipleri ile mürettebatına ait olduğunu defalarca açıklamıştı.
Askeri açıdan bu durum, İran’ın caydırıcılık kapasitesinin sürdüğünü gösteriyor. İran donanmasının yüzey unsurlarının bir bölümü zarar görmüş olsa bile mayınlama ağları, asimetrik operasyonlar ve su yolu üzerindeki istihbarat kontrolü hâlâ aktif. İran donanmasının tamamen yok edildiğini iddia eden ABD, bölgede onlarca savaş gemisi ve refakat filosu bulundurmak zorunda kalıyor. Bu geniş varlık, “tam yok edilme” iddiasını çürüten en iyi kanıt olarak değerlendiriliyor.
Hürmüz Boğazı: Gücün gerçek sınav alanı
Hürmüz Boğazı yalnızca bir deniz geçiş güzergâhı değil; dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği, dünyanın en hassas jeostratejik noktalarından biri. Bu boğazın kontrolü veya etkili biçimde kesintiye uğratılması, küresel enerji ve ekonomi denklemlerini etkiliyor. İran, savaşın başından bu yana bu su yolunun egemenliği ve güvenliğinin kendi ulusal ve bölgesel çıkarları doğrultusunda düzenleneceğini, hiçbir dış gücün koordinasyon olmadan kendi kurallarını dayatma hakkı bulunmadığını açıklamıştı.
ABD’nin mayınların tamamen temizlendiği ve güzergâhların güvenli olduğu iddiası, gemilerin trafiğinde sert düşüş ve petrol fiyatlarının yüksek seyrini sürdürmesiyle çelişiyor. Güzergâhlar Washington’ın iddia ettiği ölçüde güvenli olsaydı, sigorta risklerinde ve denizcilik şirketlerinin ihtiyatında bu denli yüksek bir düzey görülmemesi gerekirdi. Gerçekte birçok sigorta şirketi hâlâ ya İran’ın onayladığı güzergâhlardan geçmeyi tercih ediyor ya da geçişten tamamen kaçınıyor.
Savunma açısından bu durum İran için stratejik bir kazanım olarak görülüyor. İran, kapsamlı bir yüzey çatışmasına girmeden boğazdan geçiş maliyetini karşı taraf için yüksek tutmayı ve bu su yolunun ABD operasyonlarına açık bir alana dönüşmesini engellemeyi başardı. Bu, İran silahlı kuvvetlerinin yıllar içinde güçlendirdiği “asimetrik caydırıcılık” kavramına karşılık geliyor.
İran’dan yeni maceralara karşı kesin askeri uyarı
ABD diplomatik arabuluculuk girişimleriyle eşzamanlı olarak yeni askeri seçenekleri değerlendirirken İran silahlı kuvvetleri tutumunu açıkça ortaya koydu. İran İslam Cumhuriyeti Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Ekraminiya, ABD’nin her türlü yeni askeri adımına karşı uyarıda bulunarak “ABD Başkanı bir kez daha İsrail’in tahrikiyle maceraya kalkışırsa savaşın ateşi çok daha geniş bir coğrafyayı kaplayacaktır” dedi. Ekraminiya, Washington’un diplomatik yükümlülükleri ihlal etme geçmişi nedeniyle ordunun savaş hazırlığını kesintisiz biçimde yükselttiğini ve ABD’nin bölgedeki hareketlerini yakından izlemeyi sürdürdüğünü vurguladı.
Ordu sözcüsü ayrıca böyle bir çatışmanın sona erdirilmesinin artık ABD Başkanı’nın elinde olmayacağı uyarısında bulundu. Bu tutum, İran’ın yalnızca yeni tehditlerden korkmadığını, aynı zamanda her türlü yeni maceranın maliyetini karşı taraf için sert biçimde artırmaya hazır olduğunu gösteriyor. Bu uyarılar, silahlı kuvvetlerin daha önce her yeni saldırının kat kat ve daha geniş ölçekte karşılanacağı yönündeki açıklamalarının devamı niteliğinde. Askeri açıdan mesaj net: İran pasif bir savunma konumunda değil, aktif caydırıcılık konumunda.
Bölgesel endişeler: Savaşın kapsamının genişlemesi
İran’ın uyarıları yalnızca silahlı kuvvetlerle sınırlı değil. Bölgesel düzeyde de gerilimin tırmanmasının sonuçlarına ilişkin endişeler artıyor. Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülatı, Bahreyn’deki bir güvenlik konferansında ABD ile İran arasındaki savaşta yeni bir gerilim turunun daha yıkıcı olabileceği ve ciddi sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu. Bu tutum, Batı ile yakın ilişkilere sahip ülkelerin bile Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda savaşın yayılma riskinden endişe duyduğunu gösteriyor.
Hürmüz Boğazı yalnızca İran için değil, Körfez’deki enerjiye bağımlı tüm ekonomiler için hayati önem taşıyor. Daha geniş bir çatışma enerji akışını kesintiye uğratabilir ve bölge ülkeleri ile dünya ekonomisine ağır maliyetler yükleyebilir. İran, bu su yolunun güvenliğini bölgenin kolektif çıkarları çerçevesinde tanımladığını ve dış güçlerin maceralarının yalnızca daha fazla istikrarsızlığa yol açacağını defalarca açıklamıştı.
Güç gerçeği: ABD’nin kabul etmek istemediği
Askeri analiz açısından ABD’nin Hürmüz Boğazı’na ilişkin iddialarındaki çelişki temel bir gerçeğe dayanıyor: Washington, bu su yolunda henüz tam operasyonel kontrol sağlayamadı. ABD donanmasının geniş varlığı, gemilere refakat ve milyarlarca dolarlık harcamalar, İran’ın karışıklık yaratma ve maliyet yükleme kapasitesini koruduğunu gösteriyor.
İran donanması gerçekten yok edilmiş olsaydı, “güvenliği sağlamak” için bu ölçekte bir ABD gücüne ihtiyaç duyulmazdı. Güzergâhlar gerçekten temizlenmiş olsaydı tankerlerde tekrarlanan olaylar yaşanmazdı. Bu çelişkiler, ABD’nin resmi anlatısının sahadaki gerçekten çok iç ve uluslararası kamuoyunu yönetme aracı olduğunu gösteriyor.
İran ise asimetrik gücünü, akıllı mayınlamayı, istihbarat operasyonlarını ve geçiş kurallarını açıklamayı sürdürerek ağır askeri baskı koşullarında bile dünyanın en hassas noktalarından birinde inisiyatifi koruyabildiğini gösterdi. Bu kazanım sloganla değil, sahadaki performansla ortaya kondu.
Savunma hazırlığı: İran’ın yeni tehditlere yanıtı
İran silahlı kuvvetleri savaş hazırlığını en kötü senaryolara göre düzenlediğini defalarca vurguladı. Ordu sözcüsü, ABD’nin yükümlülükleri ihlal etme geçmişi nedeniyle ordunun kapasitesini kesintisiz biçimde geliştirdiğini açıkladı. Bu yaklaşım, karşı tarafın niteliğine ilişkin doğru bir okumayı yansıtıyor: ABD bir yandan müzakere yürütürken diğer yandan askeri tehdidi masada tutuyor.
Böyle bir ortamda Hürmüz Boğazı’nda caydırıcılık kapasitesini korumak ve göstermek, İran’ın en önemli savunma araçlarından biri. Bu caydırıcılığın zayıflaması, karşı tarafta yeni macera girişimini artırabilir. Bu nedenle boğaz üzerindeki kontrolün sürekli vurgulanması ve savaşın coğrafyasının genişlemesine ilişkin uyarılar, İran’ın akıllı savunma stratejisinin parçası olarak değerlendiriliyor.
ABD’nin İran donanmasının yok edildiği ve Hürmüz Boğazı’nın mayınlardan temizlendiği iddiaları ile sahadaki olaylar ve İran’ın kapasitesinin sürmesi arasındaki çelişki, Washington’ın anlatısının başarısız olduğunu gösteriyor. İran, şimdiye kadar en hassas çatışma alanlarından birinde üstünlüğünü koruyabildi ve düşmana ağır maliyet yükleyebildi. Ordu sözcüsünün açık uyarıları ve bölgesel endişeler tek bir mesajı vurguluyor: “ABD’nin her türlü yeni macerası yalnızca sorunu çözmekle kalmayacak, savaşın kapsamını genişletecek ve bunun sona erdirilmesi artık Washington’ın elinde olmayacaktır. Hürmüz Boğazı hâlâ gücün gerçek sınav alanıdır ve sahadaki gerçekler bugüne kadar İran’ın lehine şekillenmiştir.”