• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 31 °C
  • İstanbul 31 °C
  • Konya 31 °C
  • Antalya 32 °C
  • Diyarbakır 39 °C
  • Erzurum 29 °C
  • İzmir 37 °C
  • Rize 29 °C

Selam Dosyası: "İran Ajanı Vatan Haini İbrahim Karagül"

Selam Dosyası: "İran Ajanı Vatan Haini İbrahim Karagül"
Yeni Şafak'ın tepesindeki isim İbrahim Karagül, Selam Örgütü soruşturmasında kendisi hakkında hazırlanan dosyadan çarpıcı ayrıntılar aktardı.

Kod adı Hasan! İran ajanı ve vatan haini. Bu ithamlar Yeni Şafak gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül için yapılmış.

Bilindiği gibi geçtiğimiz aylarda paralel yapının Selam örgütü soruşturması kapsamında 7 bin kişiyi dinlediği iddiası gündeme bomba gibi düşmüştü.

Haberler üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, doğrudan veya dolaylı olarak 2280 kişinin herhangi bir silahlı terör eylemi ya da terör planlamasının olmadığının görülmesine rağmen 3 yıldan fazla dinlenildiğini açıklamıştı.

Paralel yapının Selam örgütü soruşturması dosyasında dinlediği isimlerden  Karagül,"Çok vahim deliler var" başlıklı yazısında dinlemelere ilişkin ilginç notları köşesine taşıdı. İşte o yazıdan bi bölüm:

HAYAL KURSAM MÜMKÜN DEĞİL YAZAMAZDIM

"Kod adım Hasan'mış!

'İran ajanı'ymışım. Türkiye'deki İran ajanlarıyla görüşüyormuşum. Dosyada; 'Mustafa Karagül isimli gazeteci İbrahim Karagül' diyor. 'Vatan haini'ymişim.

Anadolu'dan bir dernek ya da vakıf aramış. Konferansa davet etmiş. 'Gelemem' demişim. Dosyaya eklenmiş, 'örgüt konuşması' yapılmış.

Yayın yönetmenliğini yaptığım Yeni Şafak ve TVNET'teki arkadaşlarımla aramızdaki günlük iş görüşmelerini bile 'not' etmişler, dosyaya eklemişler. 'Şu konuda falanca kişi iyi konuşur, programa çıkarabiliriz' demişim, not etmişler. 'Filanca kişiye şu konuda yazı yazdırabiliriz' demişim, not etmişler.

Telefon görüşmesi yaptığım söylenen bazı kişileri hiç tanımıyorum. Öyle bir isim hatırlamıyorum. İlk defa duyuyorum. Beş senedir, bir gazeteci olarak her hareketimi, görüşmemi, konuşmamı not etmişler.

Beni terör örgütleriyle, bazı suikastlerle bağlantılı göstermek için senaryolar üretmişler, kurgular yapmışlar, var güçleriyle uğıraşmışlar. Bir nevi imha planı yapmışlar.

Yüzüme karşı gülerken, gelip benimle iş görüşmeleri yaparken arkamdan dosyalar tutuyorlarmış, fişlemeler yapıyorlarmış.

Düşündüm.. 'Hayal kursam, fantastik bir hikaye yazsam böyle bir kurgu yapabilir miyim' dedim. Mümkün değil yapamazdım. Zengin hayal dünyam böyle bir senaryoya yetmezdi.

Şok edici şeyler gördüm. Kendimle ilgili, başkalarıyla ilgili. Bazen örgüt mensubu olmuşuz, bazen ajan olmuşuz, hakkımızda dosyalar hazırlanmış. Darbe başarılı olsaymış yıllarca hapis yatacakmışız.

HER BİREY BÖYLE BİR KOMPLO KARŞISINDA ÇARESİZDİR

'Mümkün' dedim. Böyle dosyalar hazırlayanlar, mahkemeleri de kendilerine göre kurgulayınca bir bireyin kendini anlatması, savunması, imkansızdır. Hiçbir bireyin gücü buna yetmez, yetemez, her birey böyle bir komplo karşısında çaresizdir. Devlet gücünü bu şekilde kullananlara karşı savunmasızdır.

Bu ülkede yaşayan, bu ülkeyi her şeyin üstünde tutan, bu ülkeye aşık biri ancak olanlar karşısında derin derin bir acı hisseder. Çok can yakıcıdır bu.

Türkiye büyük şoklar yaşadı, travmalar atlattı. İktidar çatışmaları yüzünden çok acı çekti. Ama hiçbir dönemde bireyler üzerine böyle kurgular, senaryolar yazılmadı. İnsanlar doğrudan hedef alınmadı. Böylesine bir imha harekatı yaşanmadı.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
fehmi kaplan
04 Haziran 2014 Çarşamba 12:00
12:00
sayın Karagül:57.Koalisyon hükümeti zamanında, sırf mütedeyyin bir öğretmen olduğum için, uğradığım bir iftira sonucu, (Hizbullah cemaatine üye olmak iddiası ile)iki defa gözaltına alındım. (1. Gözaltına alınışımda hakim beni serbest bıraktı, ama bir ay sonraki gözaltına alınışta mahkemece tutuklandım.) 3 Ay Mardin kapalı ceza evinde tutuklu kaldım, ilk duruşmada tahliye edildim.
Kamuoyunda “Rahşan” affı diye anılan şartla salıverme yasası nedeniyle, Diyarbakır DGM de devam eden davam hiçbir karara bağlanmadan 5 yıllığına ertelendi. 5 Yıllık süresi 2006 yılında tamamlandı. Böylece hakkımda DGM de açılan dava tamamen kapanmış oldu ve ben bu süre zarfında hiçbir hüküm giymedim. Hiçbir yargı makamı benim hakkımda cezai bir karar vermedi. (Bu konuda Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği karar ben de mevcuttur.)
Bu arada göz altına alınmış olmamdan dolayı öğretmenlik mesleğinden açığa alındım, bir yıl boyunca açıkta kaldım. Bu süre içinde aldığım maaşın 2/3 ünü alıyordum. Gözaltına alınmış olmamdan dolayı idari soruşturma geçirdim. Benim hakkımda soruşturmayı yürüten iki ilköğretim müfettişi ifadelerini tam 3 defa değiştirmek zorunda bırakıldılar. Yani tehdit edilerek benim görevden atılmamı sağlayacak bir tutanak hazırladılar.
Düşünün Diyarbakır DGM benim hakkımda hiçbir karar veremezken ve davayı 5 yıllığına ertelemişken, yargı görevi görmek gibi hiçbir yetki ve bilgisi olmayan iki ilköğretim müfettişi beni “Hizbullah cemaatine üye olmak” iddiası ile suçluyor ve hakkımda hazırladığı gizli tutanağı MEB Yüksek Disiplin Kuruluna gönderiyor.
İdari bir birim olan MEB Yüksek Disiplin Kuruluda kendini, “böyle bir yetkisi olmadığı halde” DGM hakimlerinin yerine koyuyor ve “beni örgüt üyeliği suçlaması ile”“15 yıllık “görevde olsam 28 yılım olacaktı” öğretmenlik mesleğinden, 657/125/e/a maddesinden (Okula gitmemek, ideolojik ve siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenin bozmak, eğitim ve öğretimi engellemek) suçunu işlediğim iddiası ile görevden atıyor.
Görevden atıldıktan sonra idari mahkemelere yaptığım tüm başvurulardan hep olumsuz netice aldım. (Tüm kararların aslı ben de duruyor.)Ayrıca Danıştay’a temyize giden davalardan da herhangi olumlu bir yanıt alamadım, anlayacağınız tüm davalardan hep ret kararı çıktı.
Bu arada hükümet 2006 yılında 5525 sayılı “Memurlar ve Diğer kamu Görevlilerine Disiplin Affı” getiren bir yasa çıkardı. Öğretmenliğe dönmek için yaptığım müracaatı “MEB Yüksek Disiplin Kurulu” kabul etmedi ve beni göreve iade etmedi. Tekrar Mardin İdari Mahkemesine müracaat ettim, ama mahkemeden görevsizlik yanıtı alınca, dosyam Ankara 12.İdari Mahkemesine gitti. Ama Ankara 12. İdari Mahkemesi de hakkımda olumsuz bir karar verdi. Ben de davayı Danıştay’a götürdüm, Danıştay 12. Dairesi de hakkımda ret kararı geldi. Tabi bu arada aynı maddeden atılıp ta göreve dönen memurlar (öğretmenler) oldu. Bunlar MEB’in kayıtlarında vardır. (Hatice ÇİÇEKLİ öğretmenimin göreve dönüşü buna emsaldir. Kendileri de 657/125/e/a maddesinden atılmıştı.)
Bu arada en son “Torba Kanun” ile “5525” sayılı kanunda yapılan değişiklikten yararlanmak için MEB, 28 şubat döneminde görevden atılan öğretmenlere, göreve dönmeleri için çağrıda bulundu. 12-29 Ağustos 2013 tarihleri arasında yapılan müracaat süresi içinde gerekli evrakları hazırlayarak “MEB İKGM”e gönderdim. Daha sonra başbakanlık bir genelge yayınlayarak müracaat süresini 1 kasım 2013 tarihine kadar uzattı. Sayın Bakanın verdiği bilgilere göre göreve dönmek için 350 öğretmen başvuru yapmış. Başvuruda bulunan öğretmenlerden bazılarının ataması 15 Ocak 2014 yılında yapılmış ve bu öğretmenler görev başı yapmışlardır.
Ne yazık ki ben ve benim gibi “657/125/e/a maddesinden” (Okula gitmemek, ideolojik ve siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenin bozmak, eğitim ve öğretimi engellemek) disiplin suçundan atılanların ataması henüz yapılmamıştır ve bizler bu kez “15 ocak 2014” yılı mağdurları olarak tarihe geçmek üzereyiz. Göreve iade edilmeyişimizin nedeni de “MEB İKGM” kendi insiyatifini kullanması imiş? Düşünün hükümet ve muhalefet birlikte kanun çıkarıyor, idari bir birim olan MEB İKGM bu kanunu uygulamıyor. Nedeni de kendi kendi insiyatifini kullanmak olarak gösteriliyor.
Şimdi şunu merak ediyorum: Acaba ben ve benim gibilerin göreve iade edilmemesi, sırf mütedeyyin bir öğretmen olduğumuz için midir? Yoksa sadece Mardin İli kütüğüne kayıtlı olmamızdan dolayı mıdır? Bilemiyorum.


Benim okula giden dört tane çocuğum vardır. (Görevden atılırken çocuklarımdan biri ilköğretim 4.sınıfa, diğeri ise ilköğretim 2.sınıfa gidiyordu Diğer çocuklarım ise henüz okul çağına gelmemişlerdi.) Biri bu yıl üniversiteden mezun oldu.(Adıyaman Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği, bir oğlum Marmara Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojk Danışmanlık 4.sınıf öğrencisi, ayrıca diğer iki çocuğum Midyat Anadolu Lisesi 9.ve 12. Sınıflarda okuyor. ) Ama bu çocukları ne zor şartlar altında okuttuğumu ben bile bilemiyorum, ancak Allah bilir.

Selam ve dua ile…
Fehmi KAPLAN
Söğütlü Beldesi/Midyat/Mardin
GSM:05068629142
E-MAİL: olimpiyat8@hotmail.com
88.252.58.217
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim