• BIST 89.466
  • Altın 146,241
  • Dolar 3,6463
  • Euro 3,9145
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Konya 16 °C
  • Antalya 22 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Erzurum 11 °C
  • İzmir 20 °C
  • Rize 14 °C

Putin’in reel siyaseti

Merve Kavakçı

 

Amerikan siyasetine biraz hareket geldi diyelim. Günlük Washington siyasetinin durağan heyecansızlığından bunalanlar için yeni bir rüzgar da denebilir. Kiev’deki olaylar, Kırım’ın Rus askerlerince muhtemel işgali, Obama’yı zor duruma sokmak isteyen Cumhuriyetçilerin eline de fırsat olarak geçti. McCain “tabii” diyordu “böyle dış siyasete böyle bir sonuç olur. Rusya da dünya da ABD’nin eski gücünün kalmadığına inanıyorlar.” Öyle olunca da Putin Amerika’yı hesaba katmaksızın bildiğini okuyor, kimseyi dinlemiyor. McCain haklı da. Başkan Obama’nın görüntüleri basına da yansıyan mevkidaşıyla yaptığı bir buçuk saatlik telefon görüşmesi hiçbir şeyi değiştirememiş gözüküyor çünkü.

Putin ise hiç de şaşırılacak bir şey yapmıyor. Reel siyasetin bir uygulaması bu. Aslında ABD’nin her gün yaptığı şey ama bu sefer mercek altına alınan başka bir ülke olunca şaşkınlığa sebebiyet veriyor. Uluslararası siyasetin realist ayağının ABD’deki hocası Alman kökenli düşünür Hans Morgenthau, realizmin temelini oluşturan güç kullanımının en güzel şeklinin ikna olduğunu söyler. İknanın da iki kullanım aracı vardır. Biri tehdit ve ceza, diğeri de ödül ve kayırma. Şimdilerde Rusya da Amerika da iki araca da tevessül ediyor. Oynanan bir oyun aslında. Uluslararası skalada oynanan bir gerçek hayat oyunu. Rusya, bölgedeki gücünü test ederken ABD’ye de sopanın ucunu gösteriyor. Değil bir buçuk saat, günlerce konuşsan da beni ikna edemeyeceksin, bildiğimi yapacağıma getiriyor. ABD’de tabii olarak yakın geçmişin tek süper gücü olarak oturduğu koltuktan kalkmamak adına asıl sopayı ben gösteririm hatırladın mı Sovyetler Birliği çökeli, Soğuk Savaş biteli çok oldu diyor.

Eski başkan adayı McCain gibi ABD kongresinin iflah olmaz Cumhuriyetçileri, defansif yani savunmacı dış siyasetten imtina ederek proaktif ve preventif yani gerekmeksizin proaktif olarak devreye sokulacak engelleyici dış siyasetten yana olduklarını her fırsatta dile getiriyorlar. Bu şu demek: ne zaman gerekirse, mesela bir saldırı ile karşı karşıyayız, o zaman buna karşılık veririz denirse bu savunmacı bir dürüsttür. Oysa Cumhuriyetçilerin Demokrat Başkan Obama da eleştirdikleri, böyle yapılacağına hiçbir şey olmadan, tedbir açısından engelleyici bir proaktivizm içine girilmelidir. Bir başka deyişle, ne olur ne olmaz diyerek gerekmese bile korumacı ve saldırgan bir tavır içinde olmalı ki ABD, gerekirse kullandığı bu gücü istediği yere kanalize eder, olur da gerekmezse de ne ala, bu durumda da dünyaya gücünün ne kadar büyük olduğunu göstermiş olur.

Şimdi tersten bakalım. Obama’nın (en azından bugünlerde geçerli olan bir durum bu) değil ama Putin’in yaptığı da işte tam bu. Preventif saldırganlığı ile güç egzersizi yapmak. Yoksa Kiev bahane. Onun içindir ki görünüşünün de ele verdiği gibi soğukkanlı. Hem mecazi hem literal anlamda.

yeniakit

Bu yazı toplam 376 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim