Zilhicce’nin 10. Günü, Bugün Bayram

Abdurrahman Dilipak

Bu yazıyı Zilhicce'nin ilk günü için yazmıştım. Bir karışıklık oldu ve ilk gün için yazdığım bu yazıyı, Zilhicce’nin son günü yayımlıyorum. Biraz da siyaset dünyasında yaşanan son gelişmeler derinleşerek, yayılarak devam ederken bayram sürecinde hiç o konulara girmek istemedim. Bu gidişle bu tartışmalar bugünden yarına bitmeyecek. CHP Genel Merkezinde yaşananlar ayrı bir dava konusu olacağa benziyor. Yakında belki partilerinden istifa edenler olacak, belki dokunulmazlığı kaldırılan milletvekilleri olacak, daha kötü şeyler de olabilir. Bu süreçte yaşananlardan sadece CHP değil; siyaset de ekonomi de içtimai barış da ülke de zarar görecek gibi görünüyor.

Neyse, akacak kan damarda durmaz derler. İnşallah gelecek günler geçen günleri aratmaz. Ama yine de ihtiyatlı olmak gerek. Beterin de beteri var. İnsanların pek çoğu cahil ve zalim. Hâlimizi görüyorsunuz. Siyasette olan birçok şey, toplum için kötü bir örnek oluyor. Ülkeyi, ülke yönetimini bunlara mı emanet ediyoruz? Bu durum birkaç parti için değil, birçoğu için böyle maalesef. Ana konumuza dönelim. Ama bu konuda bir uyarıda bulunayım. Her topluluk layık olduğu gibi idare olunur. Tencere yuvarlanır, kapağını bulur. Biz kendimizi değiştirmeden de Allah'ın (c.c.) bizim için takdir ettiği akıbet gerçekleşecektir.

Zilhicce’den sonra gelen ay Muharrem. Yani hicri yeni yıl ve haram ayların ilki... Zilhicce, hicri yılın 12. ve son ayıdır. Zilhicce 1447 (2026 yılı) 18 Mayıs 2026 Pazartesi günü başlar. Ay, yaklaşık 29 gün sürer ve 15 Haziran 2026 Pazartesi günü biter. 9 Zilhicce (26 Mayıs 2026 Salı) Arefe günüdür. 10 Zilhicce (27 Mayıs 2026 Çarşamba) Kurban Bayramı'nın 1. günü. Hac ibadeti de bu ayda gerçekleşir.

Burada hemen şunu belirtelim, hicri/kameri aylarda gün akşam ezanı ile sona erer ve akşam namazını yeni günde kılarız. Yani günün ilk namazı sabah namazı değil, akşam namazıdır. Bugünkü şemsi/miladi takvimde ise gün saat 24.00’te biter ve ardından yeni gün başlar.

Zilhicce ayının ilk 10 günü, dinî açıdan övülür. Peygamber Efendimiz’den (s.a.v.) şöyle bir hadis rivayet edilir: “Allah katında, şu on günde yapılan salih amelden daha sevimli bir amel yoktur.” Zaten hac ve kurbanın bu ayda, aynı zaman diliminde gerçekleşiyor olması ayın fazileti açısından ayrı bir delildir.

(Fecr Suresi)’ndeki “On geceye yemin olsun” ifadesi, birçok âlime göre Zilhicce’nin ilk 10 gecesini işaret eder. Bu günlerde oruç, sadaka, zikir ve ibadet yapanların ömrü bereketlenir, malı çoğalır, günahları affolur, kabri nurlanır gibi rivayetler de vardır.

Veda Haccı'nda Arafat'ta yaşanan bu olay Kur’an-ı Kerim'de (Maide 3) açıklanır. “Dinin kemal bulması/tamamlanması”nı haber veren bu ayet, aynı zamanda risaletin tamamlandığını haber veriyordu. Bu ayet bu ayda nazil oldu.

Hac ve kurbanın Hz. İbrahim (a.s.) ile ilişkisi, aynı zamanda hac ve kurbanın aynı zaman ve mekân içinde vuku bulması, bu iki ibadeti birbirinin ayrılmaz parçası yapmıştır. Allah (c.c.), rüyasında Hz. İbrahim’e oğlu Hz. İsmail’i kurban etmesini emretti. Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in tam teslimiyeti üzerine oğlunun yerine bir koç gönderildi. Bu olay, Mina’da gerçekleşti. Her vesileyle tekrar ettiğimiz, besmeleden hemen önceki “Euzu billahi mineşşeytanirraciym”, “Taşlanmış şeytanın şerrinden Allah’a sığınma”beyanı; doğrudan kurban olayı öncesi yaşanan, Hz. İbrahim, Hz. İsmail ve Hz. Hacer’in şahsında gerçekleşen bir imtihanla ilişkilidir. Hac’taki şeytan taşlama töreni de aynı şekilde bu olayla ilgilidir.

Bütün bu hac ve kurban ibadeti, Kâbe’nin inşası, Safa-Merve arasında sa’y (Hz. Hacer’in su arayışı ve Hz. İsmail'in ayak ucundan zemzemin ortaya çıkması), şeytan taşlama gibi hac ile ilgili kurallar Hz. İbrahim ve ailesinin imtihanını bize örnek olarak gösterir.

Şeytan taşlamak sadece Hac’ta yapılması gereken bir ibadet değil; her zaman, her yerde iblisin, insin ve cinnin şeytanlarının, onların dostlarının taşlanması gerek. İlahi rızaya teslimiyet ve tevhit inancı bunu gerektirir. Hz. İbrahim’in putları kırışı, Nemrut’la mücadelesi ve “Hanif” (tek Allah’a yönelen) oluşu onu “Halilullah” seviyesine yükseltmiştir.

Zilhicce’de hac ve kurban ile bu tarih, Müslüman zihinlerde ve yüreklerde yeniden canlandırılır. Önemli olan bu olayı hatırlamak değil; hatırladıktan sonra bunun manasını ve kendine yüklediği sorumluluğun farkına vararak Hz. İbrahim gibi, Hz. İsmail gibi, Hz. Hacer gibi bir duruş sergileyerek yaşadığı zaman ve mekânda bu rolü kendi hayatı için örnek alarak tekrarlamaktır. Yaşadığımız çağın İbrahimleri, İsmailleri, Hacerleri olmak için onların ayak izinden yürümek, onların manevi mirasçısı olmaktır. Onların ruhaniyetini kuşanmadan ilahi rızaya ulaşmak mümkün değildir.

Hep haram aylardan söz ediyoruz da nedir bu haram aylar? Aslında ne Diyanet ne cemaat ne de cami dernekleri, ilahiyat, imam hatipler ve Kur’an kursları buna sahip çıkmıyor, çıkamıyor. Haram aylarda bize yönelik silahlı bir saldırı olmadıkça biz onlara karşı güç kullanmayız. Bu hem fert hem topluluk hem de ülke ölçeğinde böyledir. Bu aylarda sevap ve günahlar iki katı ile muamele görür. Haram aylar, hicri takvime göre şu dört aydır: Muharrem (1. ay), Recep (7. ay) –bu ay diğer aylardan bağımsız bir aydır–, Zilkade (11. ay), Zilhicce (12. ay).

Biz “İbrahim milleti”ndeniz. Hz. İbrahim de Müslümanlardandı. Diğer peygamberler gibi. Zaten Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e kadar bütün peygamberler ve onların ümmetleri de Müslümanlardan değil miydi? Onun için “Allah indinde tek din İslam'dır” diye buyurulmuştur. (Bakınız: Âl-i İmrân 19)

Biz Hristiyanlar gibi “İsevi” ya da İsrailoğulları gibi “Musevi” ya da “Muhammedi” değiliz. Evet biz; Âdemoğlu, İbrahim milleti, Muhammed ümmetindeniz, elhamdülillah Müslümanlardanız. Bizi yaratan Allah’ın (c.c.) yarattığı kulları için vahyettiği tek din olan Müslümanız.

Mudurnu’da her cuma, cuma namazından önce herkes iş yerinden, evinden çıkıp açık alanda; çoluk çocuk, genç ihtiyar, kadın erkek herkes bu duaya katılır. Mudurnu’da bu gelenek yüzyıllardır sürdürüldü ve bugün de “Ahilik / Evrensel kardeşlik” duası okunmaya devam etmektedir. Aslında bu “evrensel barış ve kardeşlik” çağrısıdır bir bakıma. Bu duaya “Ahi / Kardeşlik duası” da denir. Bilindiği gibi Ahi Evran geleneği, başta Kırşehir olmak üzere Anadolu'nun birçok bölgesinde kutlanır.

Mekânı savaştan arındıran İslam, zamanı da savaştan arındıran bir dindir. Neden Kurban Bayramı arefesinde ya da 1 Zilhicce’de Diyanet İşleri Başkanı, bölgedeki din büyükleri, kanaat önderleri, ilahiyat ve imam hatip, Kur’an kursu öğrencileri Mudurnu’ya gelip evrensel barış ve kardeşlik duası yapmazlar? İnsanları “ortak bir kelime”ye çağırmazlar?

Özetle, Zilhicce bir yenilenme ve yakınlaşma ayıdır. Bu günleri oruç, namaz, zikir, sadaka ve tekbirle değerlendirmek Hz. İbrahim’in mirasına uymak demektir. Allah (c.c.) hepimizi İbrahim Halilullah milletinden olarak bu anlayış ve ahlakla ahlaklandırsın inşallah. Allah (c.c.) bizi rızasının tecellisinin vesilesi kılsın, bizim ellerimizle zalimleri cezalandırsın ve mazlumlara yardım etsin. Biz de yaşadığımız zamana ve mekâna adil şahitler olarak hakkın ve halkın gören gözü, işiten kulağı, tutan eli ve haykıran sesi olalım inşallah!

Haram aylarımızın; hacca ve umreye gidenlerimizin, kurban kesenlerimizin, cihat edenlerimizin, tebliğe çıkanlarımızın, zekâtını verip açları, dulları, yetimleri, yurtlarından çıkartılanları, yolda kalanları, miskinleri görüp gözetenlerimizin kurbanlarının onları Allah'a yakınlaştırmasını dilerim. Namaz kılanların, zikir çekenlerin, dua edenlerin dualarının kabul olması temennisi ile selam ve dua ile...

Not:

  • (Âl-i İmrân 64): “De ki: ‘Ey Ehl-i Kitap! Bizimle sizin aranızda ortak bir kelimeye gelin: Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve bazılarımız bazılarımızı Allah’tan başka rabler edinmesin.’ Eğer yüz çevirirlerse deyin ki: ‘Şahit olun, biz Müslümanlarız.’”

  • (Âl-i İmrân 19): “Allah katında din, şüphesiz İslâm’dır.”

  • Hafız olan İçişleri Bakanı, Diyanet İşleri Başkanı, bölgedeki müftüler ve ilahiyat fakültelerinin dekanları ile Zilhicce'nin ilk cumasında Mudurnu’daki 700 yıldır devam eden “Ahilik duası”na katılamazlar mı? (5 Zilhicce = 22 Mayıs 2026 Cuma / İlk cuma oluyor). Hatta TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyeleri ve Cumhurbaşkanlığı İnsan Hakları Başkanlığı yöneticileri ile birlikte. Hatta Genelkurmay Başkanımız da katılsa ne olur ki?