Türk Eğitim-Sen İstanbul Bölge Başkanı Yrd. Doç. Dr. M.Hanefi Bostan, işleyişini ve mevcut yapısını tasvip etmedikleri YÖK'ün tamamen kaldırılmasını değil, üniversiteler arasında koordinasyonu sağlamak üzere yeniden yapılandırılması gerektiğini belirtti.
Türk Eğitim-Sen İstanbul Bölge Başkanı Yrd. Doç. Dr. M.Hanefi Bostan, yaptığı yazılı açıklamada, Yüksek Öğretim Kurulu'nun (YÖK) işleyişini ve mevcut yapısını tasvip etmediklerini belirtti. YÖK'ün tepeden aşağıya doğru yapılandırılmış bir kurum haline geldiğini ifade eden Bostan, "Bu kurum içinde öğretim üyesinin söz hakkı yoktur. Kendi dekanını ve rektörünü seçememektedir. Kendi fakültesinde yapılacak önemli ve köklü değişikliklerle ilgili bile görüşü alınmamaktadır. Ülkemizde üniversiteler mali ve idari açıdan özerk değildir. Batı ülkeleriyle mukayese edilemeyecek durumdadır. Batı ülkelerinde üniversiteler hem malı ve hem de idari açıdan özerktir" dedi.
Türkiye'de sorunsuz bir üniversite, sorunsuz bir yükseköğretim için profesöründen araştırma görevlisine kadar bütün öğretim elemanlarının katılıp seçtiği dekan ve rektörlerle işe başlamak gerektiğini vurgulayan Bostan, "YÖK'ün artık git gide bilimsel araştırma ve çalışmalarla ilgisini keserek üniversiteler üzerinde artan biçimde bir baskı aracına dönüşmesi önlenmelidir. Hükümet daha demokratik, daha özgür ve daha gerçek şekilde akademik çalışmaların yapılmasını sağlayacak istikamette köklü değişiklikleri acilen gerçekleştirmelidir" diye konuştu.
Akademik personelin her türlü fikir ve düşüncelerinden dolayı bağımsız yargı organları dışında hiçbir kişi, kurum veya merciye hesap verme yükümlülüğünde olmaması gerektiğini kaydeden Bostan, şöyle devam etti:
"Akademisyenlerin bilimsel görüş bildirme, makale ve kitap yayınlama haklarını ve özgürlüklerini aşırı derecede sınırlandırarak onları kımıldayamaz bir hale getiren bütün uygulamalara son verilmelidir. Akademisyenlerin ve üniversite idari personelinin maaşları mutlaka ve behemehal statülerine yaraşır bir seviyeye çıkarılması gerekmektedir. Üniversiteler mali özerklik verilmeli ve bütçeden eğitim ve öğretime ayrılan pay yüzde 1'den en az yüzde 10'a çıkarılmalıdır. Türkiye dünya ülkeleri arasında eğitim ve öğretime milli gelirden en az pay ayıran ülkeler arasında yer almaktadır. Öyle ki gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkeler arasında bile isimi en alt sıralarda geçmektedir. Bu utanç verici durum düzeltilmeden üniversitelerin mali, idari ve akademik sorunlarını çözemezsininiz. Maddi kaynak olmadan nasıl bilimsel araştırma yapılacak? Bu durumda bilimsel özgürlüğün, mali ve idari özgürlüğün ne anlamı olabilir ki".
Bostan, YÖK'ün tamamen kaldırılması değil, üniversiteler arasında koordinasyonu sağlamak üzere yeniden yapılandırılması gerektiğine dikkat çekti. Dekanları atama yetkisinin YÖK'ten mutlaka alınması ve rektörlere bırakılması gerektiğini belirten Bostancı, "Rektörler de en fazla oyu alan öğretim üyesini dekan olarak atamalıdır. Üniversite Rektörleri de o üniversitede en fazla oy alan öğretim üyesi, Cumhurbaşkanı tarafından atanmalıdır. Üniversitelerarası Kurul, rektörlerden değil üniversitelerde ayrıca seçilen öğretim üyelerinden oluşmalıdır. Rektörler hem yönetici ve hem de denetleyici rolünde olmamalıdır. YÖK başkanı ise; seçimle iş başına gelen üniversitelerarası kurulun seçtiği bir öğretim üyesi Cumhurbaşkanınca atanmalıdır" şeklinde konuştu.
"Dünyanın neresinde seçim olmadan veya en az oy alan kişi dekan ve rektör atanmaktadır?" diyen Bostan şöyle konuştu:
"Ülkemizde üniversitelerin fiziki yapısını, araştırma imkanları ve ortamlarını hangi Avrupa ülkesiyle kıyaslayabilirsiniz? Ülkemizde bina ve fiziki yapılar laboratuar ve kütüphane gibi araştırma imkanları ve ortamları; kitap, dergi, laboratuar malzemesi, bilgisayar ve ilişkin sarf kalemleri, sağlık, spor ve benzeri tesisler şeklinde sıralayabileceğimiz bu alt yapı yetersizliğindeki vaziyet artık öyle kritik bir noktaya gelmiş bulunmaktadır ki, eğitim, öğretim ve hele akademik çalışma ortamı dibe vuracak hadde dayanmıştır."
Hanefi Bostan, üniversitelere milli gelirden yeterli ölçüde pay ayrılmadığı, YÖK'e üniversiteler arasında koordinasyona sağlama görevi, akademisyenlerin kendi idarecisini seçme özgürlüğü verilmediği sürece üniversitelerin sorunlarının katlanarak büyüyeceğini ve içinden çıkılmaz bir noktaya geleceğini ifade etti.
Dünya standartlarında bir eğitimin ilk şartının, mutlaka bütün kademelerinde eğitim ve öğretimde dünya standartlarında kaynak tahsis etmekten geçtiğinin altını çizen Bostan, "Kendisine çok özel bir önem atfedildiği iddia edilen üniversite çalışanlarına sabun köpüğü gibi uçucu, ne söyleyenin ne de dinleyenin inandığı laflarla değil, bu mesleğin mensuplarına ne kadar ücret ödemekte olduğu ile gösterilir. Üniversitelerden azami randıman alınabilmesi için mutlaka akademisyenlerin ve idari personelin ücretlerinin ciddi bir seviyeye yükseltilmesi şarttır. 100 bine yakın öğrencimizin yurt dışında yüksek öğrenim gördüğü gerçeğini göz önüne alarak devlet üniversitelerine yüzde 30 ilave kontenjan verilerek ve bu öğrencilerden de vakıf üniversiteleri düzeyinde para alınması suretiyle üniversitelere mali kaynak sağlanmalı ve milli servetimizin yurt dışına çıkışı önlenmelidir" diye konuştu.
"YÖK Kaldrılmasın Yeniden Yapılandırılsın"
Türk Eğitim-Sen İstanbul Bölge Başkanı Yrd. Doç. Dr. M.Hanefi Bostan, işleyişini ve mevcut yapısını tasvip etmedikleri YÖK'ün...
Güncel Haberleri
İŞGALCİ İSRAİL, BATI ŞERİA’DA 34 YENİ YERLEŞİM PLANINI ONAYLADI
İRANLI KOMUTAN MUSAVİ'NİN SON MESAJI ORTAYA ÇIKTI
Devrim Muhafızları küçük kız çocuğun isteğine kayıtsız kalmadı! Pembe füze...
Levent'teki İsrail Konsolosluğu yakınında silahlı çatışma: 2 kişi etkisiz hale getirildi
Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı