Yılbaşı yazısı

Abdurrahman Dilipak

Bunlar esoterik adamlar. Miladi takvim olarak büyük sıfırlamanın geçiş için başlangıç tarihini 2.2.2021 olarak tespit etmiş olabilirler. Geçişin tamamlanması için tarih, 2.2.2022 olarak düşünülmüş olabilir. Bu bir yılda olacaklara dikkat.

Onlar böyle bir plan yaptı diye, bu mutlaka gerçek olacak değil. Kaldı ki, bu süreçte bizler uyanır, aklımızı başımıza alırsak, Allah’ın yardımı ile bu süreci tersine çevirebiliriz. Bize şer gibi gelen bu olay hayra dönüşebilir. Evdeki hesap her zaman çarşıya uymayabilir. Evet, onların böyle bir planları var, ama Allah’ın da bir hükmü var. Galib olacak olan O’nun hükmüdür.

Bu fitne içimizden bir takım kişileri de teslim almış, dünyada VIP kabul edilen dünyevi anlamda özgül ağırlığı yüksek çevreler, siyaset, bürokrasi, akademi, medya ve STK’lar bir şekilde bu şeytani sisteme entegre olsalar bile, sonuçta “hüküm Allah’ındır!” Biz Allah’a ve ahiret gününe, kadere, rızga ve ecele iman ediyoruz! Ve bizler, ahir zaman peygamberinin ümmetiyiz. Bu fitne döneminde de haber verildiği gibi büyük imtihan üzereyiz. Başta Suudi Arabistan, Emirlikler, Mısır gibi ülkelere baktığımızda ne yazık ki, birçoğumuz hidayet yolunu terk edip, Deccaliyet’in peşine takılıp Süfyan’ın safına geçmiş gözüküyor.

İnşallah hidayet yolunun yolcuları, gün gelir, Allah’ın adı anıldığında kalpleri titreyen, ya da fıtratlarına giden yolda nefsin heva ve heveslerinden yakasını kurtarıp, vicdanlarının sesini dinleyen akıl, erdem sahipleri hidayete ererler, Allah da onlara bir çıkış yolu gösterir de, kurtuluşa erenlerden oluruz.

Biliyorsunuz, bu takvim, Gregoryen takvim. Tarihin başlangıcı kabul edilen günde Hristiyanlar bile ihtilaf ediyor. Önemli olan burada bu takvimin hesabının Şemsi takvim oluşu. Biz Şemsi takvimi reddetmiyoruz. Günlük ibadetlerimizi güneşin hareketlerine, yıllık ibadetlerimizi de güneşe göre yaparız. “Ay ve güneş Allah’ın iki şearidir”. Onların dünya ile ilişkileri hareketleri bizim zaman ve mekâna bağlı ibadetlerimizin zamanını belirler.

Ay-yıldız’daki “yıldız” esas olarak güneşi temsil eder ki Azerbaycan ve Malezya bayrağında bu böyledir.

Maalesef bizde zaman ve mekan kavramı çok zayıftır. Dünya haritası sübliminal mesajlarla doludur. Mesela birçok insan “Rumi takvim”in ya da Şemsi ve Kameri takvimlerin özelliklerini bilmez. Bilmediğini de bilmez. Mesela hicri ayların isimlerini birçok insan bilir, ama bu defa da bildiğini bilmez. Ocak, şubat diye saymasını bilir ama bunlardan kaç tanesi Türkçe desen, onun üzerinde de düşünmemiştir. Mesela Tanrı Kral, Roma imparatoru Agustus neden bizim aylarımızdan birinin adıdır? Mesela Ankara’da Hacıbayram Camii’nin yanındaki tarihi eser kalıntısı, Agustus tapınağına aittir. Ne güzel (!?) mi, kendini Tanrı kabul eden bir sapkının adına “yerli ve milli” bir ayımız var!? Aralık, Ocak, Ekim dışında bir tane Türkçe ay adı yok. Yeni yıl deyince en çok bilinen isim, “Noel baba”, ama ne gariptir ki, o zatı ne sevenler ve ne de ona karşı çıkanlar, gerçek kimliği ile tanımlıyorlar. Noel Baba artık bir tüketim pazarında iş tutan Coca Cola’nın ürettiği bir tüketim ajanı! Öz yurdunda garip bir ademoğlu. Dünyanın en iyi bilinen markası hakkında maalesef bu ülkenin insanlarının yeterli bilgisi yok. Siyaset, bürokrasi, iş dünyası, akademi, sivil toplum, medya da konuyu ucuz bir magazin konusu ya da sekülerleşme / batılılaşma aracı olarak kullanıyorlar. Tepki almasından korkmayacak olsalar Noel Baba, gökkuşağı altında çocuklara aşı yapar, cinsiyeti belli olmayan bir birey de ona işi yapar! Sahi “Gender” olarak Noel Baba’ya farklı bir cinsiyet giydirmek nasıl olur. Kadın semazen olduktan sonra!?

Yeni yıl balosu olurdu eskiden. Kutlamaları olur. Kesilen çam dalları süslenir, hindi kesilir, tombala oynanır, Milli Piyango çekilişi olur. Eşya piyangosu çekilişleri yapılır. Yeni yıl dolayısı ile caddelerde, meydanlarda kutlamalar yapılır. Gece yarısı 24.00’de elektrikler kesilir(!?). Şampanyalar patlatılır, bar, pavyon, gazino, eğlence merkezleri sabaha kadar açıktır. O gece zil zurna sarhoş olursanız “sarhoşum gel” derseniz, belediye ya da kamu görevlileri sizi evinize götürür. O gün siyasiler özel demeçler yayınlar.

Bu sene öyle mi ya! Ama yine Milli Piyango çekilişi olacak. Birçok kanal müzik ve eğlence ağırlıklı özel programlar yayınladılar. 

Sahi, 1 Ocak, Hz. İsa’nın doğum gününe nispetle yapılır değil mi! Bir peygamberin doğum günü böyle mi kutlanır. O süslenmiş çam ağacı, Hz. İsa Mesih’in dünyaya dönüşünde gökten bir çam ağacının üzerine ineceği varsayılır. O çam ağacının manası “Ey İsa, bizim evimize buyur gel” demektir aslında. Tamamen ruhaniyetten uzak, seküler ve onun nefret ettiği bir mekana mı çağırıyorsunuz siz bir peygamberi. Bu durum kadın semazenlerin sema gösterisinden çok daha vahim bir durumdur aslında.

Dünyanın halini görüyorsunuz. Müslümanların halini de. Hal böyle iken Hristiyanlara ya da dinden uzak seküler dünyanın insanlarına ne diyebilirim ki! Kemalist solun laikliğinden kaçarken, bizimkilerin sekülerizm bataklığında boğuluyoruz sanki. Halimiz ortada! 

Ha! Siz, evden zorunlu olmadan çıkmayın, hayat eve sığar, dışarı çıkacaksanız maske takın, aman fiziki ve sosyal mesafeye dikkat. Efkar basarsa limon kolonyası ferahlatır!?. Selam ve dua ile.