Yeni nesil terör

Merve Kavakçı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, körfeze yaptığı ziyaret sırasında FETÖ’ye atfen yeni nesil terör örgütü ifadesini kullandı. Önemli bir kavramsallaştırma bu. El Kaide, el Şebab gibi örgütlerden sonra ortaya çıkan DEAŞ ve türevlerinden de farklı. Batılı terör uzmanları ikibinli yıllara uzanan süreçteki terör örgütlerini yerellikten yavaş yavaş uzaklaşan, bu köşede zaman zaman dile getirdiğim üzre, içine konduğu kalıbın şeklini alan sıvı misali, yere ve zamana göre farklılaşmaktan imtina etmeyen, bulunduğu çevreye uyum sağlayan ve orada neşet bulabilen örgütler olarak tarif ederlerdi. Ancak bu noktada şunun altını çizmek gerekir. Mevzubahis örgütler, farklı formatlara adapte olup dışarıdan değişkenlikleri ile dikkat çekseler de yerelliklerini muhafaza eden, akışkan olmayan yani bir noktada, bir civarda, bir bölgede vesaire şeklinde genişleyen halkamsı hareketlerle merkezlerine, çekirdeğe, o nüveye sadık kalarak pergelimsi genişlerlerdi. Sonuç itibariyle de geniş bir coğrafyaya yayılsa da yerellik arzederdi. Biz bunu hem birinci nesil terör örgütlerinde hem de DEAŞ gibi ikinci nesil terör örgütlerinde görebiliyoruz. Oysa Sayın Erdoğan’ın bahsettiği yeni nesil terör örgütü tanımlamasında yani FETO örneklemesinde, görüyoruz ki küresel köyün küçültüldüğü, adeta içe kapanılmak üzere zorlandığı, dobra dobra harp taktiklerinin görünür ve yüzeyde olarak uygulanırlığına indirgenmediği, onun ötesinde daha etkin bir silah olarak entrika gücünün devreye sokulduğu görülmektedir. Açalım: DEAŞ, bölgede ve fakat diasporada zaman zaman aktif olsa da bölgede, hayalet uygulamalarla yerine mıhlanmış bir durağanlık arzeder. Burada hayalet uygulamalardan kastım “fiction” diyebileceğimiz gerçeğe ait olamayacak vahşet ve barbarlıkta davranış kodlarını kastediyorum. DEAŞ’ın insan muazilesinin kaldıramayacağı boyutlardaki zalimlikleri ancak hayal dünyasında, o da zorlanırsa vücut bulabilir, diye düşündüğümden bunu söylüyorum. Bir sonraki nesil teröre geçtiğimizde ise, FETÖ’nun 15 Temmuz vahşetiyle karşı karşıya kalıyoruz. 248 şehidimizin hayatına, 2000 kadar gazimizin sağlığına bedel olan bu saldırı, kahpece olduğu kadar konvansiyonel, alışılagelmiş muharebe tekniklerini içerir. Nedir? Uçakla bombalama. Nedir? Yakın menzilde ateş etme. Nedir? Tankla üstünden geçme. Nedir? Suikast düzenleme. Belki bu sonuncusu açıklık ve dobralığa uymasa da, ansızın da olsa geldiğinde, sivil şürekâyı istisna tutarsak, geldiğini belli eden, yani elinde silah, altında tank, üstünde üniforma asker ve polis görüyorsunuz.

Oysa şimdi öyle mi? FETÖ’nün yönetimsel erglerdeki darbe girişimleri 7 Şubat, 17-25 Aralık’ta karşılık bulmayınca, devreye giren 15 Temmuz sonrasında iki kanattan bir mütareke yürütüyor FETÖ. Gezi benzeri sivil maskeli silahlı kalkışmalar, bir taraftan yeniden azar azar yoklanırken, diğer taraftan da entrika ile içselleştirilmiş fesatlaştırma sürecine çekilmek isteniyor halkımız. Bu yeni nesil terör örgütünde, hayatın hiç bir alanı bu fesatlık döngüsünün dışında tutulmuyor. Kutsiyet, ulviyet, ulûhiyet hiç biri dışarıda bırakılmıyor, her birine dil, el uzatılıyor, zihinlerde araçsallaştırılıyor. İnsanlar manevi olarak kirletiliyor.

Diyeceksiniz ki, hâlâ bunu kabul edip razı olan dünden müstahak. Doğru. Allah sapıtan ve dalalette olanlardan kılmasın… 

yeniakit