Yazısından bir bölüm...
SEVİNÇ kursakta kalıyor.
Ağlıyor bazı AKP milletvekilleri Meclis’te Abdullah Gül Cumhurbaşkanı yemini ederken. Sevinçten değil. Burukluk nedeniyle. Tıpkı Tayyip Erdoğan’daki burukluk gibi.
Erdoğan’ın burukluğu, kendisi Başbakan olarak kalıyor, partisinin ikinci adamı Cumhurbaşkanı, hayır, ondan değil:
"Biz bu tepkileri hak etmiyoruz."
Ağlayanların ve Erdoğan’ın burukluğu aynı noktalarda:
1- Yemin töreninde Gül’ün eşi, annesi, babası yok. Böyle mutlu bir güne, onlar katılamıyor.
2- Çankaya’daki dar kutlama resepsiyonunda aile yine yok.
3- Cumhurbaşkanı yemin töreninde asker ve yüksek sivil bürokrasi direnişte.
Bunlardan dolayı, yemin töreninde ve akşam Çankaya’da Erdoğan düşünceli ve durgun. Sancılı bir süreç kendilerini bekliyor.
Dün, sancının ilk günü. GATA’da diploma töreni. Gül’ün Cumhurbaşkanı olarak katıldığı ilk tören.
Törende gelenek geride, söze normal olarak, "Sayın Cumhurbaşkanım" diye başlamak gerekirken, "Sayın Cumhurbaşkanı" olarak takılı kalıyor. Diploma verirken Gül’e bir kaç cılız alkış, Büyükanıt için salon yıkılıyor. Asker, vücut diliyle konuşmaya başlıyor.
Başkomutan var, yani Cumhurbaşkanı, ama ordu yok.