Vurun Ayhan Oğan'a!... Ama niye ki?

Hakan Albayrak

AK Parti’li Ayhan Oğan, bir televizyon programında, “Şimdi biz yeni bir devlet kuruyoruz, beğenin beğenmeyin bu yeni devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan’dır” dedi. 

Bunun üzerine CHP’li bir zat, “Ne demek yeni devlet? Mevcut devleti yıktınız mı?” diye sordu.

Oğan, ne demek istediğini şöylece izah etti:

“Yapılan YAŞ toplantısı yeni bir Türk Silahlı Kuvvetleri’nin inşasıdır. Biz vesayet düzenini yıktık. 15 Temmuz’daki devlet içerisindeki odaklanmış bütün vesayet mekanizmaları darmadağın oldu. Bürokratik oligarşinin hakim olduğu devlet sistemi bitmiştir. Şimdi halkın doğrudan belirlediği bir sistem geliyor. Bunun kurucu lideri de Recep Tayyip Erdoğan’dır. Siyasi görüşünüz ne olursa olsun, temel bir kimliği vardır 15 Temmuz’un. O kimlikte milli ve yerli kimliktir. Yeni kurulan oluşumun misyonu ve vizyonu da budur.” 

***

CHP’li, MHP’li ve dahî AK Parti’li siyasetçilerin Ayhan Oğan’ı topa tutmak için seferber olmaları ne acayip…

“Atatürk Cumhuriyeti”ne bağlılık bildirmekte kıyasıya yarışmaları ne tuhaf…

Ne var ki Ayhan Oğan’ın söylediklerinde?

Bürokratik oligarşinin belirleyici olduğu bir devletten halkın belirleyici olduğu bir devlete geçildiğini, bu manada yeni bir devletin kurulduğunu söylemenin ne fenalığı var?

“AK Parti’nin kurduğu düzen de sorunlu” gibi bir itirazda bulunulacaksa bulunulsun; “devlet” kelimesi etrafında koparılan fırtına neyin nesi?

***

Sorun, “devlet”e atfedilen kutsiyetten kaynaklanıyor.

Değil mi ki “Ulu Önder Atatürk’ün bize bıraktığı miras” söz konusu; öyleyse “devlet” dendi mi akan sular duracak, Ayhan Oğan da esas duruşa geçip saygı ve huşû içinde susacak!

CHP böyle bakıyor meseleye.

“Değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahî edilemez Anayasa maddeleri” konusundaki hassasiyeti dillere destan olan MHP’nin de böyle baktığı anlaşılıyor.

Görünen o ki AK Parti de böyle bakıyor veya böyle bakıyormuş gibi görünmeyi tercih ediyor.

Bu saçma sapan dogmatizmin aşılması -en azından aşındırılması- için çaba göstermeye yanaşmıyor.

“Ayhan Bey ne demek istediğini güzelce izah etti. Sorun yok. ‘Devlet’ kelimesi etrafında koparılan bu fırtınayı anlamsız buluyoruz” deyip geçebilirdi, geçmedi.

***

“Atatürkçü” yahut “Kemalist” devlet anlayışı bir yana…

Son zamanlarda bizim saflarımızda yükselen ‘devletçilik’ de yenilir yutulur gibi değil.

En büyük haksızlıklar karşısında bile ‘Vardır devletin bir bildiği’, ‘Devletin hikmetinden sual olunmaz’, ‘Devlet böyle takdir etmişse bize saygı duymak düşer’ gibi ‘kıldan ince boyunlu’ tepkiler verilebiliyor.

Ne münasebet?

Devlet, insanların ötesinde, sislerin ardında mistik bir varlık değildir.

Halkın temsilcileri -veya halk iradesini gasp eden oligarklar- tarafından kurulan ve prensipte halkın hizmetinde olan müesseselerden mürekkeptir.

Teknik bir şeydir ve maneviyatı filan yoktur.

Devlet(in yöneticileri, bürokratları) düpedüz halt edebilir ve halt ettiğinde ‘Halt etti’ demek gerekir.

Her haltı anında ‘tevil’ eden bir devletçilikten millete fayda gelmez.

***

Yeri gelmişken, “Vatan söz konusu ise gerisi teferruattır” lafının kimi haltları mazur göstermekte kullanılmasına tahammül edemediğimi de belirtmek isterim.

Hürriyet ve adalet yurdu olmalı bizim vatanımız.

Öyle olması için “teferruat”la da uğraşacağız kardeşim.

karargazete