Vahşi Kapitalizmin Tuzla'daki Yüzü

Kışın tüm haşmetini gösterdiği şu günlerde soğuk kemiklerimize kadar işledi. Üşüdük toplum olarak! Ama asıl farkında olmadan üşümüşlüğümüz yüreklerimizde, içimizde kuruyup giden vicdanımızda…

Tuzla’da vahşi kapitalizmin yüzünü gösterdiği bir insanlık dramı yaşanmakta... Tersanelerde çalışan işçiler bir bir öldürülmekte. Adına iş kazası denilen bu cinayetler sesiz sedasız işlenmekte.

Gözümüzün önünde bu insanlar ölüme sürükleniyor bizim sesimiz çıkmıyor. Hükümetin sesi çıkmıyor. Bakan kalkıp şunu diyebiliyor “Tabloyu ben gittim gördüm, görmeyenlerin görmesini tavsiye ediyorum. İç içe geçmiş, dev sanayi ve çok sıkıntılı bir atmosfer var. Diğer bakan arkadaşlarla da bir araya geldik ve buranın rahatlatması çalışmaları yapılıyor. 'Efendim bu sabah bu iş bitsin'. Ben sizden çok istiyorum arkadaşlar. Ama yani bir idare var, bir yönetim şekli, bir yapılanma var, bunları bir iki gün içinde söküp atmak çok kolay bir hadise olmadığını ifade ediyorum."
Ne garip değil mi? Burada bir yönetim şekli, bir yapılanma var demek… Nedir peki bu yapılanma? Bilen yok! Aslında bu yapılanmada insanlık adına hiçbir şey yok. Vicdan yok!

Oysa ne duygusal insanlardık biz. Bir bakışta, bir sözde, bir dilim ekmeği paylaşmakta dahi duygulanırdık. Şimdi ne oldu bize, bu vurdumduymazlık, görür körlük bu gaddarlık nerde bulaştı. Neden bir şey yapmıyoruz bu yaşanan insanlık dramına karşı. Şair İsmet Özel’in şiiri geliyor aklıma;

her gün şehrin ortasında bir ergen ölüyor
domuzuna ölüyor bankerlere durarak
noterden onaylı kâğıtlara durarak
mevlit ilanlarına durarak.

“Boğazıma bir şey gelip düğümleniyor. Buna dayanmalıyım diyorum.” Ama nasıl?

Tersanelerde çalışan işçiler bu ağır koşularda çalışmalarının karşılığında aldıkları parayla sadece karınlarını doyurabiliyor. İşçiler güvenlik önlemi alınmadan çalıştırılıyor. Hiçbir sosyal güvenceleri yok. Taşeron firmaların insafına bırakılan bu insanlar acımasızca sömürülüyor. Sendikaları yok. Sendika veya dernek kurma hakları yok. Haklarını aramalarına izin yok. Zaten tüm bunları düşünecek vakitleri de yok. Az ücret almalarından dolayı fazla mesai yapmak zorundalar. Ayrıca taşeron firmalar birer işçi simsarı olmuş. İş bulduklarından dolayı bu insanlardan para alıyorlar. Çalışması karşılığı aldığı parayla kursağını dahi doyuramıyor. Kömürlükten bozma binalarda sekiz on kişi bir arada kalıyor. Yaşadıkları yerler korkunç. Çoğu göçmen işçi, kimi Muş’tan kimi Samsun’dan kimi Urfa’dan İzmir’den gelmiş. Sefalet koşullarında yaşıyorlar iş güvencesi yok her gün ölümle karşı karşıyalar. Tuzlada bir insanlık dramı yaşanıyor. Soğuk, itilmiş, zayıf bir çığlık geliyor bize duyan var mı?

iyibilgi.com

Güncel Haberleri

İŞGALCİ İSRAİL, BATI ŞERİA’DA 34 YENİ YERLEŞİM PLANINI ONAYLADI
İRANLI KOMUTAN MUSAVİ'NİN SON MESAJI ORTAYA ÇIKTI
Devrim Muhafızları küçük kız çocuğun isteğine kayıtsız kalmadı! Pembe füze...
Levent'teki İsrail Konsolosluğu yakınında silahlı çatışma: 2 kişi etkisiz hale getirildi
Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı