Uluslararası derin devlet “şaşkın ördek” gibi

Abdurrahman Dilipak

Ne oldu şimdi. ABD, İngiltere ve Fransa bölgeye barış için mi geldi, yoksa savaş için mi?

Yeni bir dünya savaşını buradan mı başlatmak istiyorlar.

Batılı stratejistler harıl harıl çalışıyor. Musul petrolünü Akdeniz’den Kıbrıs üzerinden Yunanistan’a, oradan İtalya üzerinden Avrupa’ya taşımak için yeni haritalar çiziyorlar. Hedefte sadece Irak yok, Kuveyt, Katar da var. Ve tabi bir adım sonrası için İran da. Yani hedefte sadece Suriye yok. Suriye bu işte çerez bile değil.

İsrail ilk işaret fişeğini çaktıktan sonra, İran ile Suudi Arabistan arasında bir füze savaşı sürpriz olmayacaktır.

Hedefte sadece İran yok. Rusya ve Türkiye de var. Sanki Türkiye’deki seçimleri fırsat olarak görüyor gibiler. Seçimler de durup dururken erkene alınmalı.

Bakın şuraya yazıyorum: Seçimden sonra CHP; HDP; İyi Parti koalisyonu hezimetle çıkacak. Saadet sıfırı tüketecek. Ve hemen yaygarayı koparacaklar, seçime hile karıştı diye.

Bunların hepsi de sandık kuruluna üye verecek. Seçmen sayısı belli, oy kullanan kişi sayısı da. Sandık sayımı da üye ve müşahidlerin gözetimi altında yapılıp imza altına alınıyor. Bütün itirazlar da tek tek değerlendiriliyor.

Sandık müşahidleri dikkatli olursa ve oy torbaları güvende tutulduktan sonra bir sorun çıkmaması gerek. Ama şimdiden minareyi çalmaya hazırlanan kılıfını dikmeye başladılar bile.

Farkında mısınız “Tamam”, “Devam” tartışmasına ABD ve AB ülkeleri de katıldı. Yapay zekâlı sanal bilgisayarlar sürekli mesaj üretiyorlar. Öyle anlaşılıyor ki, sosyal medyada iyi örgütlenmişler. Seçim sürecinde, seçim sırasında ve hemen sonrasında “Bremen mızıkacıları” “yaygara için hazır olacaklar.

Batı dikkatleri dışarıya çekmek zorunda. Hayali düşmanlar ve tehditler üretecekler. Yoksa kendi içlerinde birbirine girecekler.. Onun için İslam dünyasına saldıracaklar. Türkiye’ye saldıracaklar. Dışarıda kriz üretecekler. İslamofobyaya hız verecekler. Fransa’dan gelen “dinde reform çağrısı” bu yönde atılmış önemli bir adım. Bunun arkası gelecek. Hedefte genel anlamda İslam dünyası var. Özelde Türkiye ve İran. İran’a saldıracaklar. Çünkü “kızım sana söylüyorum, gelinim sen dinle” demek istiyorlar. Kararlılık ve cesaret gösterisi yapmak istiyorlar. Her iki ülkeyi de dış müdahaleye açmak üzere, iki ülkeyi füze saldırıları ile yıkıma uğratacaklar.

Türkiye’de, tekil hedef Erdoğan. Ve AK Parti. Türkiye ve İran’ı zaafa uğratabilirlerse Rusya kolay bir lokma olacak. Rusya’yı geri çekilmeye mecbur bırakırlarsa Türkiye’nin işi daha da zorlaşacak.

Türkiye’ye karşı iktisadi bir savaş da var. Anlayacağınız, topyekûn bir saldırı ile karşı karşıyayız.

Sahi, şu Rothschild Malikanesinin üzerinde çarpışan özel uçak ile helikopterde kimler vardı.

Mr. Rothschild Nevada’da ne yapıyor? Rockofeller’in yerini kim aldı.

Geçen gün Doğan Kasadolu bir mail gönderdi. Maildeki bilgiye göre Leyla Alaton, Alarko’da kripto FETÖ’cüler olduğu ile ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunmuş. Halbuki, İshak Alaton yaşarken F.Gülen’e övgüler diziyordu..

Kasadolu’na göre, Üzeyir Garih cinayetinde Alaton’un önemli bilgilere sahip olması gerek. Oysa Üzeyir Garih de F. Gülen ile yakın temas içinde olan biri.

Üzeyir Garih’in Küçük Hüseyin efendi ile nasıl bir ilişkisi olduğu açıklanmadı. Küçük Hüseyin efendi, bir Nakşi Şeyhi, ama gerçek bundan ibaret değil. Şeyh efendi aynı zamanda Mareşal Fevzi Çakmak’ın da şeyhi. Dahası, Şeyh efendi aynı zamanda İttihat Terakkinin bankasının ortaklarından. O banka kapatılıp varlığı İş Bankasına devredildikten sonra, Afyon’da İttihatçılar tarafından kurulan “Afyon Terakki Bankası”nın da kurucuları arasında. Maliyeci Cavid de bu ekiple beraberdi. Daha sonra bu bankanın varlığı da İş Bankası’na devredildi.

Bu dünyada kim kimdir pek belli değil.

Artık tek Avrupa, tek Amerika, tek İngiltere yok..

Türkiye’deki “Beyaz Türkler” kendi aralarında bir birlik gibi gözükseler de, onlar da “yekvücud” değil aslında. Kaçarken, ya da paralarını kaçırırlarken kimi Amerika’ya gidiyor, kimi Almanya’ya, kimi İngiltere’ye, kimi Fransa’ya, kimi İtalya’ya, Kimi İsviçre’ye, kimi İspanya’ya..

Amerika’dan gelenlerin de kimin sesi olduğuna bakmak gerek. Eskiden VOA (Voice of Amerika) “Amerika’nın Sesi” deyince tek ses çıkardı. Farklı sesler bile tek bir merkezde üretilirdi.. Ama artık tek ses yok. Merkezde 3 ana grup var: Demokratlar, Cumhuriyetçiler ve Globalistler. Bunların hiçbiri de kendi içlerinde bir birlik ifade etmiyor.  Beyaz Saray ayrı bir telden çalıyor, kongre ayrı bir telden, Temsilciler Meclisi ayrı bir telden çalıyor.. Eyaletler arasında bir uyum da yok. FED ayrı, Pentagon ayrı, CIA ayrı, FBI ayrı yöne bakıyor.

Amerika deyince kimi muhatap alacaksınız. Yahudi lobisini mi, elçilerini mi, istihbaratçılarını mı, generalleri mi, Tapınakçıları, Masonları mı, medyayı mı, Stratejik Araştırma Kuruluşlarını mı, Mason localarını mı?

Bunlar da kendi içlerinde tek ses değil artık. Birileri bugün şununla oluyor, öbür gün bir başkası ile. Kim kimin adamı belli değil.

Emperyalizm kana susamış gibi. Beyaz adam köpek dişlerini gösteriyor. Soyguna, yağmaya, gaspa hazırlanıyor. Ve bizi dün olduğu gibi, bugün de bize kırdırmak istiyor..

Ama bu kez bu kirli oyun bütün çıplaklığı ile ortada. Batıdaki akıl ve vicdan sahibi insanlara bile bu yalanı anlatmak artık çok kolay değil. Bizim ülkemizdeki hainler ve gafillerden daha fazla batılı ülkelerde akıl ve vicdan sahibi, bu yaşanan olaylar karşısında vicdanı sızlayan insanlar olduğunu düşünüyorum. Bizdeki hainlerin ve ahmakların sayısı giderek azalırken, batıdaki erdemli insanların sayılarının arttığını düşünüyorum. Batıda en çok okunan kitapların başında Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed’in Hayatı olması, boşuna değil. Selam ve dua ile..

akit