Gerçekten anlamıyorlar mı, anlamak mı istemiyorlar, bilmiyorum. DarkWeb’den haberleri olmayabilir mi, Türkiye’deki ve daha bir çok ülkedeki kişisel veriler haraç mezat satılıyor. Eski MERNİS verileri çok önceden, yıllar önce İsrail tarafından klonlanmıştı. CoVID sürecinde sağlık verileri de klonlandı. Bugün artık klonlamaya da gerek kalmadı, “dijital veriler Kuantum yazılımlara sahip, NanoChip’le çalışan, yapay zekaya entegre edilmiş bilgisayarlar üzerinden, şifreyi ele geçirmeden ve firewall engeline takılmadan istedikleri herhangi bir servet ya da bilgisayara girip bilgileri kopyalayabiliyor, silebiliyor, değiştirebiliyor, sonra da arkasında bir iz bırakmadan çekip gidebiliyor.
Bu anlamda içinde mikroChip bulunan, ve bu HW’lerin kullandığı, kapalı (gömülü yazılım)ve açık Chip'le üretilen cihazlar bu yeni teknolojiler için açık bir havuz hükmünde. İsterseniz bütün yazılımı siz yapın, değişen bir şey olmaz. Bakın bu sabit bilgisayarlar, ya da akıllı otomobiller, Kapalı devre çalışan otonom sistemler için de geçerli.
Bu sistem, bir BioHacker üzerinden hedefteki bir canlıya Bio rezonans / frekans göndererek hayati fonksiyonlarına zarar verebilir. Subliminal mesajlarla, ipnoz etkisi meydana getirerek onu intihara ya da başkalarına zarar vermeye yönlendirebilir. Bunun için ille de bilgisayarınızın başına olmanıza gerek yok. Wifi bulunan bütün ortamlarda canlı ve cansız her şey açık hedef. Hele akıllı ev, akıllı otomobil örneğinde siz onun içinde “siber esir”siniz demektir. Siz “kişisel verilerin korunması” için yasa çıkartıp, yönetmelik yayınlayıp, bir müdürlük kurunca bu işlerin yoluna gireceğini mi sanıyorsunuz? Kendinizi kandırırken, toplumu da kandırıyorsunuz aslında.
Bu yöntemle istedikleri zaman, InterConnect sistemine sahip mesela trafoları istedikleri zaman patlatıp, şehirleri, sanayi bölgelerini elektriksiz bırakabilirler. Uçaklarınız, içinde elektronik devrelerin yer aldığı savunma sistemleriniz içinde durum aynı. Akıllı evlerinizde, gece yarısı ya da siz evde yokken ya da uyurken, kombinizin çakmağını kapatıp, gazını açıp, sonra çakmağını çakınca evinizi başınıza yıkabilirler, bu yangınla apartmanınızı küle çevirebilirler.
Siz her yere 5G+ istasyonları kurarak aslında siber işgal ordularının, Otonom olarak hareket edebilen Humanoid askerlerin yollarını döşediğinizin farkında bile değilsiniz. Chemtrails'le kelebekleri, uğur böceklerini, arıları öldürüyorsunuz, sıra insanlarda, Zaten onları salgın hastalık bahanesinden önce yeni doğanların aşıları ile kısırlaştırıyor, ha sağlık diye hastalıklı bir nesil yetiştiriyorsunuz.
Dünyanın en büyük mafiası, gıda ve sağlık mafiasıdır. İklim yalanı da bunların uydurduğu bir yalan, iklim dalgalanması, Shuman rezonansının dalgalanması gibi bir şey. Döngüsel kısmı var, kozmik kısmı var, kurgulanan kısmı var. Mesela cep telefonları inanılmaz ısı üretir. 5G'ler oksijen atomlarının titreşimine sürtünme yoluyla ısıya sebeb olur bir de oksijen atomlarının frekansını değiştirerek, insan hayvan ve bitkiler, nefes aldıkları a-halde, akciğer bu frekansı değiştirmiş oksijeni kendi içine almaz, geri püskürtür. Her yer plastik, Plastik boyalara, tekstil’e çarpan oksijen atomları da frekans değiştiriyor. Arabalarınız sizden fazla oksijen tüketiyor.
Alçak irtifa uyduları, RF ve Laser silahları ile ormanlarınızı yakıp, tesislerinize zarar verebilirler.
The ekonomist’in Wifi’leri silah olarak gösteren kapağını görmediniz mi? 19-25 Haziran (June 19TH-25 TH 2021) 2021 tarihli The Economist’i bulun bakın bakalım ne yazıyor kapakta: “Brodbandits / The surging cyberthreat from spies and croks”. Adamlar gizleme gereği bile duymuyorlar. Ama birilerinin gözleri var görmüyor, kulakları var duymuyor, kalpleri var hissetmiyor.
İthal ikamesi ile savunma sanayi olmaz. Hammaddeyi dışarıdan alacaksınız, Chipleri dışarıdan alacaksınız, yazılımını siz yapsanız ne olur, yapmasanız ne olur. Daha siz o yazılıma başlarken sizi izleyip klonluyorlar. Biz tekno parklar, Teknoloji fuarları, sergilerinde neyiniz varsa sergiliyorsunuz. Ya da “açık kaynak(!?). Siber güvenlik protokolleri uygulanmıyor. Zaten birileri yerli ya da yabancı da olabilir, fark etmiyor. Yerli dediklerinizin çoğu Truva atı değil mi? Lokalizmi de onlar örgütledi, Glokalizmi de. Bugün geldiler Globalizme. Kurbağa haşlaması ile haşladılar bizi.
Ya hu, bir gerçek anlamda Milli BigData merkezimiz yok, Miror’leriniz ve yedekleme sistemimiz yok. Bunlar yeraltında olmalı, üstten atom düşmedikçe, alttan mağma püskürtmedikçe zarar görmemeli. Siz gidip Bilişim vadisini fay hattının yakınına kuruyorsunuz. bir işletim sistemimiz yok, Milli bir güvenlik yazılımımız yok, bir arama motorumuz yok, Yapay zekamız yok. Yarı iletken konusu ile yeni ilgileniyor, Chip üretimimiz yok. Sosyal media dediğiniz yerdeki platformlar, uluslararası istihbarat örgütlerinin manipülasyon ve sağım merkezlerine dönüştür. Bir sürü fake hesab, aynı merkezden, yapay zeka bağlantılı olarak İslamcı, laik, sağcı, solcu, Kürt-Türk, alevi, Kemalist, ne ararsan var. Platformdaki kişileri tanıyor, geriye dönük tarıyor, yandaş ve rakip ajanlar üzerinden kışkırtıcı ajanları ile bizimkileri birbirine düşürüyor, ya da onların fikirlerini sağmaya devam ediyor. Sosyal Media platformları, kamu kurumlarında, dini yapılarda, meslek örgütlerinde, STK'larda her yerde varlar ve herkes bu mayınlı tarlada top oynuyor. İşin içine bir de troller girince deme gitsin. Sözünü ettiğim fake hesapların kimi İsrail’den yönetiliyor, kimi Hindistan’dan, Türkiye’den çıkış yapan hesabı Mossad yönetebiliyor. Bu rezalet sanal kumardan daha büyük bir rezalet. Buralarda fuhuş da var, uyuşturucu da, sadece sanal kumar yok. DarkWeb’e gerek de kalmadı zaten, ama “derin devlet”, “derin internet”te “Derin Mafia” ile “dans ediyor.
Yahu, Mavi balina oyununu biliyorsunuz, gencecik çocuklar oyun oynarken “Beyin kontrol” yöntemleri ile subliminal mesajlar üzerinden bir seri katile, çete elemanına dönüştürülebiliyor. Bunları yurt içinde yasaklamanız bir işe yaramıyor. VPN üzerinden herkes her yere ulaşıyor zaten. Siz aleyhinde olduğunuz bir dosyayı sildirdiğinizi sanıyorsunuz. Sizin “sil” komutunu kaybet diğer algılayan sitelerde anında yayınlanıyor bu dosyalar. Birileri onu geri çağırıp, başka bir ülkedeki bir sayfada yayınlayabiliyor. Bu şekilde ülkeler, “siber işgal”e açık hale getirildiler.
Bizimkiler bir türlü şunu anlamak istemiyor: Def-i mazarrat, celbi menafiden evladır. Bugün övündüğünüz şeyler, yarın dövünmenizin sebebi olabilir. CoVID, mRNA belası da aklımızı başımıza getirmedi. Korkarım kaçtığımızı sandığımız şeye doğru koşuyoruz, hem de yokuş aşağı koşar gibi.
Uyuşturucu ağrı ve acıları engeller, mutluluk hormonu ve adrenalin salgılatır. İnsanlar onun için uyuşturucu kullanır. Ve bu durum bağımlılığa sebeb olur. Buradan bakarsanız, çok güzel ama öte yandan aklı zail eder. Teknoloji bağımlılığı da böyle, Akıllı evler, akıllı şehirler, akıllı otomobiller, akıllı dedikleri her şey sizin için ölümcül, telafisi mümkün olmayan. Zararlara yol açabilir. Sahi bu kimin umurunda. Aslında Media, Siyaset, Sivil toplum dediğiniz şey de doğru yönetilmezse, faydadan çok zarar verebilir. İlaç diye CoVID döneminde verdikleri hapı yutanlar “Hapı yutmuş”(!?) olmadı mı. Bize yedirdikleri ekmek bile zehirli. Hormonlu, geni ile oynanmış bitkiler, hayvanlar ekonomiklik, lezzet ve sağlık etiketinin yanına bir de helal sertifikası alıp geliyorlar. Klonlanmış hayvanlar da var piyasa da, ithal çerezlerde böcek de var artık. Memleketimizde sentetik et ve yumurta için bilim adamlarımız çalışmalarını tamamladı, sermaye sahipleri yatırım için bakanlıklardan onay bekliyorlar.
Buyurun size bir son dakika haberi: Yapay zeka tabanlı kimlik doğrulama hizmeti veren “IDMerit”, yanlışlıkla (!?) 26 ülkeden 1.000.000.000 (Yazıyla: 1 Milyar) insanın kişisel verilerini sızdırdı. O 26 ülkeden biri de Türkiye! Bizden 49.000.000 kişinin verileri sızdırılmış.. Bu veriler şöyle sınıflandırılıyor: Tam isim ve soy isim, Adresler, Posta kodu, Doğum tarihi, Kimlik numarası / Vatandaşlık numarası, Telefon numarası, Cinsiyet, E-posta adresi, Telekomünikasyon meta verileri, Veri ihlali durumu ile ilgili veriler.. N’olcek şimdi!
Şunu da söyleyeyim, 5G ile, Oksijenin bulunduğu her yerdeki tüm canlılar, kuşlar, kediler, çiçekler, çocuklar, yaşlılar, gençler, herkes açık tehdit altında, hepsinin de TEK TIK’lık canı var. Kendilerini Tanrı ilan edenler ya da yapay zekanın karar vereceği nesneler, yapay zekanın bir hatası ile, ya da Bio Hackerlerin hedefinde iseniz güvende değilsiniz. Teknoloji hayranlığınız, kendi celladınızı kendi paranızla desteklemekten vazgeçin. Ajanlar evinizde, iş yerinizde cirit atıyor. Yediğiniz ekmek, içtiğiniz su, teneffüs ettiğiniz hava ve üzerinde yürüdüğünüz toprağı zehirlediler. Uyanın artık, Yavaş yavaş öldürülüyorsunuz. Soyunuz kurutuluyor. 8 Milyarı bulan insan nüfusunu 500 Milyona indirmek isteyen birileri var. Savaşlar, darbeler, Terör, Mafia büyük ölçüde onların kontrolünde. Onları bu gün her yerde görebiliyoruz. Gazze trajedisi birilerinin gözlerindeki perdeyi kaldırdı, ama birileri hala Chabat’ı, bu Pedefolik, Satanist, Siyonist çeteleri ve onların içimizdeki dostlarını, işbirlikçilerini görmezden geliyor. Yeni bir dünya savaşına doğru sanki sürükleniyoruz. Deccal geldi habersiz miyiz? Yarın Mehdi-Mesih fitnesi çıkarsa, aynı ülkenin çocukları birbirini kesebilir. Aklımızı başımıza toplayalım. Ülkemizin namuslu, ahlaklı, dürüst, akıllı, cesur insanları birleşin. Aslında bu çağrı herkese olmalı. Dünyanın ahlaklı, akıllı ve cesur insanları birleşin. Yarın çok geç olabilir. Selam ve dua ile.
NOT:
The Economist'in Sözkonusu kapağı. CoVID! Ve mRNA aşısından sonraki silahları Wifi modemler ve 5G+. RF ve Lazer silahları ile Humanoid askerlerin cepheye sürüleceği siber savaş başlıyor.. Dijital Virüs! Bio Hackerler, Subliminal mesajlar, yapay zeka, IoT, Trans Humanizm, İklim komplosu, Chentrails ve NeuraLink üzerinden “Beyin Kontrolü”! “Islah edicileriz” diye gelip, bozgunculuk yapıyorlar..