Türkiye’nin kimlik kartı

Abdurrahman Dilipak

Bir zamanlar, hani şu “on yılda on beş milyon genç yarattık”ları zaman herkes Atatürkçü, laikti. Tek parti zamanında herkes CHP’li idi.. 1946’dan sonra “görünüm” değişmeye başladı.. 1950’ye gelindiğinde CHP karşıtları bir anda %55’e çıktı. DP % 55.2, CHP % 39, Millet Partisi %4.6.

1960 darbesi, bozulan dengeleri yeniden düzenlemek için yapıldı ama, değişmedi. Soğuk savaş döneminde bu denge %60/%40 olarak kemikleşti.. 61 genel seçimlerinde CHP %36.74 oy aldı. AP %34.79.. Sağ’da yer alan Ekrem Alican’ın YTP’si %13.73, daha sonra MHP’ye dönecek olacak Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi, ki bu Cumhuriyetçi Parti, Köylü Partisi, Millet Partisinin birleşmesi ile kurulmuştu; %13.96 oy aldı.. 

Aslında CHP yine tek parti idi, CHP’nin “yarattığı” “15 milyon”un bakiyesi ve CHP’den kaçanlar şeklinde bu denge şekillendi.. Sonra “biz” çıktık ortaya. “Biz” kim miyiz? “Ne sağdayız, ne solda, HAK YOLDA’yız HAK YOL’da diyenler.. Onların 12 Mart’tan önceki siyasi şemsiyesi MNP idi, 12 Mart sonrası MSP oldu..

12 Mart ciddi bir kırılma noktası idi. Türkeş, 60 darbesinde beraber olduğu arkadaşlarından ayrıldı ve MHP’yi kurdu..

Demirel sağcı filan değildi aslında.. DP de öyle.. Mesela DP’de, Menderes partinin tanıtım yüzü idi, ön yüzü idi. Arayüzde Polatkan ve Zorlu vardı. Derin yüzü Bayar’dı. Demirel “çok yüzlü” idi. “Morisson Süleyman”, “İslamköylü Nurlu Süleyman”, “Çoban Sülü” AP’nin içinde muhafazakar kesimi Bilgiç temsil ediyordu ama, öyle bir ideolojik kimlik değil bu. “Muhafazakarlık” diye ne idüğü tam da belli olmayan bir şey.

Sağda Liberal düşünce Özal’la başlayıp gelişti.. Kökleri Cumhuriyetin ilk yıllarına gider de MKP’de Liberal isimler de vardır aslında..

CHP de çok yüzlüdür. Hitlerci de oldular, Rusyacı da.. Avrupacı da oldular, Amerikancı da. Olmadıkları bir şey kalmadı ki, ne yaptılarsa Atatürk adına yaptılar. Yani hep Atatürkçüydüler.. Ecevit zamanında “Ortanın solu” ideolojik bir kimlik olarak ortaya çıktılar. Sağ ise ideolojik olmaktan çok, solun karşısında olmayı ifade ediyordu.. Sol kendi içinde ayrışıp, Sosyalist, Komünist, Sosyal Demokrat, Demokratik Sol gibi grublara ayrıldıkça “Sağ” da çeşitlenmeye başladı. Demokratik Parti, Islahatçı Demokrasi Partisi, Millet Partisi, Yeni Türkiye Partisi gibi partiler böyle doğdu. Ayrışmaların çoğunda ideolojiden çok bir başkasına karşıtlık ya da lider merkezli bölünmeler sözkonusu idi..

Solda siyaset dışı kimse yoktu ama, bizde Gülen benzeri “Siyasetten Allah’a sığınan”lar vardı. Sonunda Gülenciler 15 Temmuz’da olduğu gibi onlar da darbe yapmaya kalkışacak kadar siyasetin içine daldılar.. Oysa “Neuzubillahi minessiyase” Müslümanlara karşı bir hile ve Münafıkça bir kumpası işaret ediyor ve somut bir olayı hedef alıyordu..

1980 darbesi ile her şey sil baştan oldu. 1984 seçimlerinde ANAP %41,5, DYP %13.25, RP %4.40 oy alırken, Solda İnönü’nün liderliğindeki SDP %23.35, Halkçı Parti %8.76, Kemalist MDP %7 oy aldı.

1987 seçimlerinde ANAP %36.3, DYP 19.1,  RP %7.2, Milliyetçi Çalışma Partisi %2.9 oy aldı.. Bu dönemde sağ-liberal partiler %65 seviyesindedir, ama bu koalisyonda sağ-liberaller, muhafazakarlar, dindarlar ve milliyetçiler bir aradadır.. Liberal akım artık sağa yakındır. Sol muhafazakar bir çizgiye kayarak liberal kanattan ayrılmıştır.  SHP %24.8, DSP %8,5 ile ancak %33’lük bir paya sahiptir..

AK Parti oyları bugün tek başına %52 seviyesindedir. MHP %17 seviyesinde bir oya sahiptir.. Bugün sağ koalisyon, sağ, milliyetçi, muhafazakar, dindar, liberal kesim %70’lik bir oy gücüne sahiptir, laikçi, sol, Kemalist koalisyon ise %30 seviyesindedir. CHP, HDP koalisyonu bugün Kemalist, laikçi, sol / sosyal demokrat / demokratik sol / sosyalist, ırkçı ve Mezhepçi bir görünüm arz etmektedir. HDP %6,5 seviyesinde olduğuna göre CHP %22, diğerleri %1,5 seviyesindedir.

Bu veri A&G’nin kamuoyu araştırması ile farklı bir derinlik kazandı. Aslında sağ da sol da bir koalisyon. Mesela bu araştırmaya göre kendini “Sağcı” diye tanımlayanlar %31.2. Merkezdeyim diyenler 20.3. Solcuyum diyenler %19.4. Hiçbiri değilim diyenler: %29.1.

Şimdi başa dönelim. Peki “Ne sağdayız ne solda, hak yoldayız hak yolda” diyenler nerede bu ankete göre. Onları sağa da sola da eşit uzaklıkta duran, kendini “Merkezde” diye tanımlayan %20.3 de mi aramalıyız, “Hiçbiri değilim” diyen %29.1 de mi?

Burada tek doğru tesbit sol. O da %19.4. Sol olmayanların toplamı, bir şekilde sağ, milliyetçi, muhafazakar, dindar, merkezdeki geleneksel, dini kimliğine ideolojik ve politik bir sıfat giydirmeyen kesim olarak görülebilir.. Bunun anlamı %60/40 dengesinin %80/20 olarak değiştiği. Ya da %70/20/10.. 3. grub bu tasnifte yer almayan, hiçbir aidiyetle kendini tanımlamayan bir kesim.. Bu sol - Kemalist çevreler için bir felaket anlamı taşıyor..

Aslında Türkiye’de yetişkin nüfusun %19.5’i kendini milliyetçi, %17.9’u Atatürkçü, yine %17.9’u muhafazakâr, %17.3’ü dindar, %13.9’u demokrat, %5.9’u sosyal demokrat, %4.6’sı laik ve %1.9’u ulusalcı olarak tarif etmektedir. Ama Milliyetçi-Dindar, Muhafazakar-Dindar tanımı da bu ayrışmanın ötesinde farklı bir buluşmayı ifade ediyor..

Sosyal demokrat %5.9, laik %4.6, ulusalcı %1.9 toplamı %12. Atatürkçü %17.9. Bunun %50’si sağda olsa  sol %21’de kalır.. Şu tesbit önemli: Ak Parti seçmeninin %31.6’sı kendisini muhafazakâr, %13.1’i milliyetçi, %28.9’u dindar, CHP seçmeninin %57.4’ü Atatürkçü, %9.9’u laik, %11.7’si demokrat, MHP seçmeninin %70.9’u milliyetçi, HDP seçmeninin ise %33.9’u demokrat, %18.8’i dindar olarak tarif ediyor.

Dindarlar, milliyetçiler ve muhafazakarlar kırda daha güçlü. Hem de çok güçlü. Ana akım bu. En güçlü kesim bunlar genelde. Muhafazakarlar %22.6, dindarlar %20.9 yoğunluğa sahip. Mesela ulusalcılar kır ve şehire göre %1.2/2.2, laikler %3.1/5.5, sosyal demokratlar %4.9/6.4 yoğunluğa sahip. kendini Atatürkçü, demokrat, laik, sosyal demokrat, ulusalcı olarak tanımlayanlar şehirlerde oturuyor. Bu arada şunu da belirtelim kendini milliyetçi, Atatürkçü ve demokrat olarak tanımlayanlar, az olsalar da genç bir nüfusa sahipler.

Manzara bu. CHP, sol, laikçi Kemalistler ölmüş de ağlayanı yok.. Selâm ve dua ile..

yeniakit